31 Mart olayları için "Yalnız ziya-yı şeriat-ı beyzâ tecellî etti, fesadın önüne set çekti." deniyor. Fesattan kasıt ne olabilir, ne tür fesadlar çıkabilirdi? Ve en önemlisi şeriat ismi bunu nasıl engellemiş olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bu metâlib-i seb’ada, nasıl ki yedi renk çevrilse yalnız beyaz görünür, bunda da yalnız ziya-yı şeriat-ı beyzâ tecellî etti, fesadın önüne set çekti."(1)

31 mart olayında ortalık çok fena karışarak, müthiş bir kaos yaşanmıştır.

1. Abdulhamit Han ve ona taraftar olanlar bir gurup idi.

2. Abdulhamit han’a taraftar olup, mücadele etmek isteyenlerle sükut geçmek isteyenler, ayrı bir guruptu.

3. İttihat ve Terakki, bir parti ve gurup olarak görünse de içerisinde vatanperver ve samimi olanlarla birlikte, itilaf devletlerinin uzantısı olan gruplar da ayrı bir ekipti.

4. İttihat ve Terakki'nin muhalifi olan guruplar olmakla beraber, onlar da kendi aralarında anlaşamıyordu.

5. Masonların ayrı bir programı ve ihaneti vardı.

6. Askerler kendi aralarında alaylı ve mektepli olarak ihtilafa düşmüşlerdi. Halk ne yapacağını bilmez bir vaziyette, herir grup itibar ve hürmet ettiği zevatın fikir ve düşüncelerini tartışıyorlardı.

7. Tekkeler, zaviyeler, medreseler ve mektepler arasında da ciddi muhalifler oluşmuştu.

8. Beyler, ağalar, paşalar da varlıklarını ve imkanlarını sürdürmek için ayrı bir muhalefet unsuru olmuşlardı.

9. Yenilikçiler ve gelenekçiler dediğimiz; Avrupa meftunları ile osmanlı geleneğinden gelenler de ayrı bir kaos oluşturmakta idi.

10. Taassup derecesinde şeriatı isteyenler de hakiki dindarlar ve dine lakayt olanlar da ayrı bir muhalefet oluşturup gürültüyü fazlalaştırıyorlardı.

11. Tavaifi müluk adı altında, ırkçılık cereyanları da bir muhalefet cephesi oluşturup, 31 Mart'ın zeminini hazırlıyorlardı.

12. Osmanlıcılık ve Turancılık zihniyeti taşıyanlar başka bir cephe oluşturmuşlardı.

13. Ermeniler gibi bazı komiteler, resmen isyana tevessül ederek, ateşe benzinle gidiyorlardı.

14. Oluşturulan meclis ülkenin ve milletin birlik ve bütünlüğünü temin etmiyor, âdeta yukarıda saydığımız unsurların ve muhaliflerin şımartılmış temsilcileri olarak bir yamalı bohça olup, dış mihrakın tamamen oyuncağı halindeydi.

15. Hatta Bulgar çapulcuları ve eşkiyaları dahi toplanarak Hareket ordusu altında, İstanbul'u işgale geliyordu.

İşte bu vaziyette Sultan Abdulhamit Han basiretiyle ve siyasetiyle bütün bu kargaşaya rağmen hadisenin hafif geçmesi ve belanın en az zayiatla atlatılabilmesi ve ileride doğacak hür bir devlete zemin hazırlanabilmesi için kan dökmemiş, mücadeleye müsaade etmemiş ve boynunu mukadderata eğmiştir.

İşte Üstadımızın fesad dediği ve bu fesad tabiriyle neleri ifade ettiği yukarıda tadat edilmiştir.

Yalnız bu kadar fesad ve karışıklığın içerisinde, ortak payda ve tek renk olarak görünen şeriat idi.

Çünkü bu umum fesad şebekelerinin ortak paydası kanun, adalet ve hürriyet idi. Bu üç hakikatı asırlardan beri şeriat deruhte edip muhafaza ettiğinden dolayı, “Şeriat isteriz.” tabiri bunun alemi, bayrağı ve sembolü olmuştu.

İşte ne kadar bozuk olursa olsun, temelinde İslam mayası bulunan bu yapılar ve guruplar, ortak olarak tek şey dillenrindiriyordu; o da şeriat istemekti.

Milletin bu anlamda şeriat taraftarı olması, birbirine muhalif olan yukarıdaki guruplar vicdanen dahi olsa asgari müşterekte topladı.

Kanun, adalet ve hürriyet alanında “şeriat isteriz” taraftarlığı yok olma ve tamamen mahvedilme amaç ve gayesine yönlendirilmek istenen mezkur gurupları, ortak bir amaçta buluşturarak İttihat ve Terakki ve daha sonra da cumhuriyetçilerin vesile olduğu bir devleti, milleti ve ülkeyi zuhur ettirmiştir. Eğer bu ortak hakikat olmasaydı bugün böyle bir devlet, böyle bir ülke ve böyle bir millet sebepler tahtında olmazdı.

Netice olarak; İtilaf devletlerinin osmanlı'ya sokmuş oldukları yukarıdaki muhalif unsurların husumeti ve isyanları, tamamen devleti ve milleti yok etme amacına yönelikti.

Fakat o unsurların az da olsa henüz daha sönmemiş olan inançları fıtri ve gayr-i ihtiyari bir tarzda “şeriat isteriz” sloganında tezahür etmiştir. Bu da daha büyük ve daha dehşetli fesatların önünü muvakkaten alarak, geleceğe zemin hazırlamıştır.

(1) bk. Divan-ı Harb-i Örfi, İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...