Block title
Block content

ABDULKADİR DENİZLİOĞLU (POLİS ŞEFİ)

 

Bediüzzaman Hazretlerinin 1959 yılında Ankara’ya dört seyahati oluyor. Birisinde Gölbaşı’ndan geri dönüyor. Üçünde ise Ulus’ta bulunan Beyrut Palas Oteline yerleşiyor. Bu seyahatlerin şahidi olan ağabeylerin anlattıkları hatıralarda mutlaka adı geçen bir zat vardır. Ankara İrtica Masası Şefi Abdulkadir Denizlioğlu’dur bu zat. Polis Abdulkadir, Hz. Üstad’ı ve talebelerini takip etmekle memur edilmiştir Ankara’da. Kader, Polis Abdulkadir’in 27.12.1969 tarihinde Ankara Maltepe Dersanesine yaptığı baskın sırasında bizi de karşılaştırdı. Baskında Bayram Yüksel Ağabey de vardı. Bu hadiseyi ‘Ağabeyler Anlatıyor-1’ kitabına bırakıyorum. O baskında, sonradan çok mühim mevkilere gelecek yüzden fazla üniversite talebesi vardı. Polis Abdulkadir’in baskında sadece 16 kişiyi alıp götürmesi dikkatimi çekmişti. Bizler serbest kalmıştık. Mahkemeye verilen 16 kişiden sadece Ahmet Cevat Yaşar birkaç ay hapis yatmış, diğerleri serbest bırakılmıştır.

Bu kitapta önemli hatıraları bulunan emekli müezzin Mehmed Mandal Ağabey, Abdulkadir Denizlioğlu’nu iyi tanıyor. O kadar ki Abdulkadir Denizlioğlu’nun hem oğlunun hem de kızının nikâhını kendisi kıyıyor. Mehmed Mandal bize, bu polisin Üstad’a ve nur talebelerine karşı ilk başlarda menfi tutumlar içinde olduğunu; fakat Hz. Üstad’ın kendisiyle bir görüşme yaptıktan sonra dostluk gösterdiğini, hatta yapacağı baskınları bile önceden haber göndererek bilgilendirdiğini söyledi. Bu kesin ifadelerden sonra, Denizlioğlu’nu tanıyan diğer ağabeylerin de benzer sözleri olduğunu hatırladım. Başta merhum İbrahim Canan… Bunları dinledikten sonra vicdanen Mehmed Mandal Ağabeyimizin anlattıklarını -izin alarak- yayınlamak istedim. İşimiz kimseyi aklamak veya mahkûm etmek değildir…

Baskından önce eserleri toplayın diye haber veriyordu bize

Mehmed Mandal anlatıyor: 27 Aralık 1959 günü Zübeyir ağabeyden Üstadın Ankara’ya geleceğine dair bir telgraf geldi. Said Özdemir ağabeyin Ulus’taki Beyrut Palas Otelinin ortağı ile bir ilgisi vardı, orayı hazırladık. Daha Üstad Ankara’ya girmeden polisler, gazeteciler oteli işgal ettiler. Üstad resim çektirmiyordu, biz kendisini 3. kattaki odasına kadar çıkardık. Üstad divana çıktı, tamam kardeşlerim dışarı çıkın manasında elleriyle bir işaret yaptı.

Biz Üstadın yanından çıktıktan biraz sonra “Polis şefini çağırın” demiş Üstad. Polis Şefi, İrtica Masası Şefi Afyonlu Baş Komiser Abdulkadir Denizlioğlu idi. Abdulkadir dersaneleri basan, eserleri müsadere eden, nurcuları takip eden menfi bir polisti. Denizlioğlu Üstad’ın odasına girdi, biraz sonra çıktı. Dedi ki: “Artık bu zatın aleyhinde olamam ben.” “Üstad sana ne dedi Abdulkadir Bey?” dedim. Üstad bana: “Kardeşim, otuz sene evvel âlem-i menamda üstadım Abdulkadir Geylani Hazretleri bana dedi ki; ‘Sen otuz sene sonra Merkez-i Hükümette mühim bir zatla görüşeceksin, ismi benim ismimden olacak, ‘ismin Abdulkadir mi?’ dedi. ‘Evet, efendim’ dedim. ‘Görüştüğünüzde o zat kırk yaşında olacak, ‘bugün kırk yaşında mısın?’ dedi. ‘Evet, efendim’ dedim. Daha öbürlerini söylemem” dedi. Üstad’ın yanında yarım saat kadar kalıp çıkmıştı. Hatta o gün, “Evde kırk yaşı kutlamaları için pastalar hazırlanıyordu” da demişti bana. Bunları Abdulkadir Denizlioğlu ile bizzat ben konuştum, başkasından nakil değildir. Abdulkadir’in Tarihçe-i Hayatta bulunan İbrahim Canan’ın çektiği fotoğrafta başı gözükür.

Dost oldu ondan sonra Abdulkadir Denizlioğlu. Kızının nikâhını ben kıydım, oğlunun nikâhını da ben kıydım. Beni götürdü nikâh için. Emek Mahallesinde Hasan ve Kardeşi Mehmet Armutçuoğlu’nun yaptırdıkları bir apartmandan bir daire aldık ona, orada oturuyordu. Üstad’a sonradan cidden dost olmuştu. Üstad’la görüşmesinde sonra menfi tarafları gitti, müspet tarafları kaldı. Çünkü baskından önce eserleri toplayın falan diye haber veriyordu bize. Muskacıları, tarikatçıları da takip ederdi. Onun göreviydi bu işler. Abdulkadir Denizlioğlu memleketi Afyon da bir ara MHP’den Belediye Başkanlığı için adaylığını koydu, ama kazanamadı. 1985-90 yıllarında Ankara’da vefat etti. Son zamanlarını Ulus Zincirli Camiinde “Cami Yapım ve Bakım Derneği”nin Başkanı olarak geçirdi.

Ekrem Köker: Ankara’da 1958-1963 yılları içerisinde defalarca mahkemeler açıldı hakkımızda. En son, ihtilalda bizim dersanede karakol kurmuşlar, geleni götürüyorlardı. Said Özdemir Ağabey zaten içerdeydi. Karakolda 14 kişi birikti. Orada ifademizi aldılar. O zaman içlerinde polisten başka binbaşı, yarbay gibi birkaç tane subay da vardı. İrtica Masası Şefi Polis Abdulkadir Denizlioğlu da vardı. Bir Binbaşı sordu “Ne ile geçiniyorsun?” Ben de “Otuz lira ile geçiniyoruz” dedim. O zaman tayınatımız otuz liraydı. Binbaşı “Yahu ben üç yüz lira ile geçinemiyorum, sen otuz lira ile nasıl geçiniyorsun?” dedi. İrtica Masası Şefi Abdulkadir Denizlioğlu dedi ki: “Komutanım, bunlar yalan söylemez, doğru söylerler, inanın” dedi. Öyle bir şahitliği olmuştu bize. Bir defasında da bana "Yahu, Ekrem peşinde 30 tane polis var" demişti. Böyle takip edilirdik. Allah-u âlem bu adam çok menfi biri değildi. Üstad’ımız ona çok iltifat ederdi.

(bk. Ömer ÖZCAN, Ağabeyler Anlatıyor-VIII)

Paylaş
Yükleniyor...