Block title
Block content

ABDULLAH SAĞCI

 

Harpte bile Namazını Aksatmıyordu

Gür sakalı sarığının aklarına karışmıştı. Asırlık ihtiyar, heybetli çınarlar gibi dimdik duruyordu. Yüz yılın dünya hâdiseleri onu pek az yıpratmıştı. Doğu Anadolu bölgesinin saf ve ter temiz muhitinde bir asrı aşan ömrünü hâlâ sıhhatle sürdürüyordu.

Hacı Abdulhah SAĞCI, soy ismi gibi sağ ve sağcı idi. Kendi ifadesine göre, l872 yılında doğmuştu. Tatvan'ın Reşadiye nahiyesinin Bölüh köyündendi. l977 yılında görüştüğümüzde bizim asırlık nurlu dede l05 yaşında bulunmaktaydı.

Abdullah SAĞCI Dede tam on dört sene askerlik yapmış. Birinci Dünya Savaşında ve İstiklâl Harbinde çarpışmış Çanakkale Savaşlarında düşmanla savaşırken, süngü ile yaralanmış. Esat Paşa kumandasında çalışmış ve çarpışmış. On dört senelik askerliğinin yedi senesini kardeşinin yerine, yedi senesini de kendi yerine yapmıştı.

Eski toprakların bu sağlam yapılı yiğit insanı, Bediüzzaman Said Nursi ile ilgili hatıralara da sahip.

Hacı Abdullah SAĞCI Dede, Çanakkale Savaşlarından bahsederken, "Üstad bana savaşlarda yardım ediyordu." diyordu. Bunları söylerken koca adam gözyaşlarını tutamıyor, damla damla ıslak taneler, aksakalından yuvarlanıp iniyordu.

Üstad Bediüzzaman'la harplerden çok önceleri tanışıp konuşmuşlar. Bediüzzaman'ı "Molla Said" olduğu zamanlardan tanıyordu. Kafkasya Dağlarında da beraber bulunup Rus Harplerine iştirak etmişti. Şöyle diyordu:

"Bediüzzaman, bir bakıyorum benim yanımda, bir bakıyorum düşmanın içlerine dalmış, harp ediyor. Başı sarıklı, agelli, ayağında çizmeler, durmadan Rus gâvuruna kılıç sallıyordu."

Abdullah SAĞCI Dede, bir anda Kafkasya'nın karlı dağlarından, Çanakkale'ye geçiyor, "Harplerde Bediüzzaman bize yardım ediyordu. Onun mânevî yardımı ve himmeti hep benimle oluyordu. O yanımda olunca korku duymuyordum." diye anlatıyordu.

"Harpte bile namazlarını terk etmiyordu. Asker ve talebelerini iki gruba ayırıyordu. Bir grup düşmanla çarpışırken diğer grup namazını geçirmeden eda ediyordu. 'Biz askeriz, bu din düşmanları bizim vatanımızı elimizden almak istiyorlar. Korkmayın, benim talebe ve askerlerim onların binine bir tanesi bedeldir.' diye Bediüzzaman bizleri teşvik ediyor, teşci ediyordu."

"Hacı Abdullah SAĞCI Dede anlatırken zaman zaman hislerle doluyordu. Hislerine hâkim olamıyor ve gözyaşları döküyordu.

Göğsündeki saat zincirini göstererek, "Bediüzzaman evliyaların en son zinciridir." diyordu.

Hatıralarının kendisine en çok iz ve tesir bırakan cümlesi herhalde birlik ve beraberlik olan kısmı olsa gerek ki, sık sık: "İttifakı bir yapın! İslâmî ittifak bir olsun." diyordu.

Yüz beş yaşındaki asırlık bahtiyar Çanakkale'nin Kafkasya'nın hatıralarıyla doluydu. Geçen uzun yıllar çizgi-çizgi simasını değiştirmiş, sakallarında ağartacak yer bırakmamıştı.

Yetmiş - seksen yıl öncesinin şimdi tarih olan hatıralarının sahibi, Nur Üstad Bediüzzaman'ın silâh arkadaşına Cenab-ı Hakk'tan rahmet ve mağfiretler diliyor, kabrinin pürnur olmasını niyaz ediyoruz. Ruhuna binler Fatihalar...

(Son Şahitler kitabının, birinci cildinden derlenmiştir...)

Paylaş
Yükleniyor...