Acaba ahirette terakki olacak mı, yoksa herkesin makamı sabit mi olacak? Cennetin dereceleri hakkında Risalelerde bilgi var mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah bir kulunun işlediği bir amelin sevabını kat kat fazla vererek onun Cennetteki makamını yükseltebilir. Kur’anın bir harfine o sevap verilmesi bunu gösterir. Ancak Allah Hakîmdir; her insanı hakettiği ölçüde nimetlendirecektir.

Cennetteki makamlar tabaka tabaka şeklinde veya bir binanın katları şeklinde düşünülmemelidir. Bütün mü’minler aynı cennet içerisinde olacaktır. Herkes aynı şeylerden istediği kadar istifade edecektir. Ancak insanların bu nimetlerden alacağı lezzet farklı olacaktır. Bu farklılık da bilinmeyecek, herkes en güzel nimetlere kendisinin mazhar olacağını/olduğunu telakki edecektir.

Ayrıca insanın cennetten istifadesi bu dünyadaki amelleri nisbetinde olacaktır. "Burada 'elhamdulillah' diyen orada 'elhamdulillah' yiyecektir." sözü bunu ifade etmektedir. Yani bu dünyadaki hiçbir iyiliğimiz zayi olmayacak ve orada cennet nimetleri şeklinde bizlere takdim edilecektir.

Allah Adil-i mutlaktır. Hiç kimsenin amelini zayi etmez ve herkesin ameline göre mükâfatlandırır. Bu bakımdan, hasenatı fazla olan ile iyilikleri az olan bir insan Cennete gitseler bile ameli çok olanın makamı ve Cennetten istifadesi diğerine göre elbette farklı olacaktır.

Tad alma duyusu az olan bir insan ile mükemmel olan bir insan aynı meyveyi yerlerse alacakları lezzet çok farklıdır. İşte cennette de durum böyledir. Her ikisi de cennette olmasına rağmen aldıkları zevk farklı olacaktır.

Kur'an-ı Kerim dinlerken bir peygamber ile bir medrese talebesi aynı yerde olsalar bile aynı zevki ve lezzeti almayacaklardır. Onların aynı yerde olmaları zevklerinin de aynı derecede olmasını gerektirmiyor.

Konumuzla alâkalı olan Hadis-i Şerifi Üstad Hazretleri şöyle izah ediyor:

“Bir temsil ile, şu ulvî hakikata şöyle bir işaret ederiz ki, meselâ: Gayet güzel ve şaşaalı bir bağda muhteşem bir zât gayet büyük bir ziyafet, gayet müzeyyen bir seyrangâh öyle bir surette ihzar etmiş ki:"

"Kuvve-i zaikanın hissedecek bütün lezaiz-i mat'umatı câmi', kuvve-i bâsıranın hoşuna gidecek bütün mehasini şamil, kuvve-i hayaliyeyi keyiflendirecek bütün garaibi müştemil ve hâkeza... bütün havass-ı zahire ve bâtınayı okşayacak ve memnun edecek her şeyi içine koymuştur."

"Şimdi iki dost var. Beraber o ziyafete giderler. Bir locada, bir sofrada oturuyorlar. Fakat birisinin kuvve-i zaikası pek az olduğundan cüz'î zevk alır. Gözü de az görüyor. Kuvve-i şâmmesi yok. Sanayi-i garibeden anlamaz. Hârika şeyleri bilmez. O nüzhetgâhın, binden ve belki milyondan birisini, kabiliyeti nisbetinde ancak zevkederek istifade eder. Diğeri ise bütün zahirî ve bâtınî duyguları, akıl ve kalb ve his ve latifeleri, o derece mükemmel ve o mertebe inkişaf etmiştir ki; o seyrangâhtaki bütün incelikleri, güzellikleri ve letaifi ve garaibi ayrı ayrı hissedip zevkederek, ayrı ayrı lezzet aldığı halde o dost ile omuz omuzadır."

"Madem bu karmakarışık, elemli ve daracık şu dünyada böyle oluyor. En küçük ile en büyük beraber iken, seradan süreyyaya kadar fark oluyor. Elbette dâr-ı saadet ve ebediyet olan Cennet'te bittarîk-ıl evlâ dost dostu ile beraber iken, her birisi istidadına göre sofra-i Rahmanürrahîm'den, istidadları derecesinde hisselerini alırlar."

"Bulundukları cennetler ayrı ayrı da olsa, beraber bulunmalarına mani olmaz. Çünki Cennet'in sekiz tabakası birbirinden yüksek oldukları halde, umumun damı Arş-ı A'zam'dır. Nasılki mahrutî bir dağın etrafında, birbiri içinde, birbirinden yüksek, kaidesinden zirvesine kadar surlu daireler bulunsa; o daireler birbirinin üstündedir fakat birbirinin güneş görmelerine mani olmaz, birbirinden geçebilir, birbirine bakar. Öyle de Cennetler de buna yakın bir tarz ile olduğu, ehadîsin mütenevvi rivayatı işaret ediyor.”(1)

Netice olarak cennetin sekiz mertebe olduğu ve herkes makam ve derecesine göre bu cennetlerden istifade edeceği, ama cennetin bu makamları arasında bir perdenin ve bir berzahın söz konusu olmayacağı ifade edilmektedir. Yani cennette makamı en düşük birisi cennetin her tarafını gezebilecek, ama istifadesi makamına göre olacaktır.

(1) bk. Sözler, Yirmi Sekizinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...