" Acaba şu adam inat edip, o tek lirasını bir define anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip..." cümlesinden yola çıkarak; dalalette olan insanların nasihatı işitip de amel etmemelerinin sebebi inat olduğu söylenebilir mi?..

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnat kelimesi burada batıl ve yanlış hareketlerde ısrar etmek anlamındadır. Kimi insan yanlış hareketlerinde inat eder, kimisi ideolojik fikirlerden dolayı batılı terk etmek istemez. Her inadın ayrı bir sebebi olabilir. Dalalete sadece inadı sebep göstermek yanlış olur. Ama inat tek başına da dalalete sebep teşkil edebilir. Bu, kişilerin ruh ve kalp dünyasına göre değişir.

Risale-i Nur'da temsil-i hikâyelerde geçen her bir kelime çok mananın anahtarı hükmündedir. Burada “İnat” kelimesinin kullanılması küfrün dayanak noktasının bulunmadığını ifade eder. Sadece Dördüncü Söz'de değil, Onuncu ve Yirmi İkinci Sözler gibi diğer temsili hikâyeciklerde de bu kelimeye rastlarız, şöyle ki:

"... Mâdem bu derece inad ve temerrüd edersin; gel, had ve hesâbı olmayan delâil içinde, On İki Sûret ile sana göstereceğim ki, bir mahkeme-i kübrâ var,..."(1)

"... Mâdem inadın divânelik derecesine çıkmış;..."(2)

İnadın kaynağı, doğurduğu vahim neticeler ve onu terk etmenin yolları hakkında Risalelerde geçen bazı pasajlar aşağıda takdim edilmiştir:

“İşte küfür bir divâneliktir, dalâlet bir sarhoşluktur, gaflet bir sersemliktir ki, bâki metâ yerine fâni metâı alır. İşte şu sırdandır ki, ehl-i dalâletin hissiyatları şiddetlidir. İnadı, hırsı, hasedi gibi herşeyi şediddir. Bir dakika meraka değmeyen birşeye bir sene inat eder.”(3)

"... bu zamandaki küfr-ü mutlakın ve fenden gelen dalâletin ve sefâhetten gelen tiryâkiliğin inadı karşısında... (...) küfr-ü mutlak ve fenden gelen dalâletler ve küfr-ü inâdîden gelen temerrüd..."(4)

"İnadın işi budur: Şeytan yardım ederse birisine, "melek" der, rahmeti de okutur. Muhâlif tarafında eğer meleği görse, libasını değişmiş onu şeytan zanneder; adâvet, lânet eder."(5)

Risale-i Nur’da, insanın mahiyetinde bulunan "inad" hissinin niçin verildiği şöyle ifade edilir:

“İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hâkezâ şedit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı şiddetli bir surette fâni umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere bâki elmas fiyatlarını vermek demektir..."(6)

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz

(2) bk. a.g.e., Yirmi İkinci Söz

(3) bk. Barla Lâhikası, Mesail-i Müteferrika, (220. Mektup)

(4) bk. Hutbe-i Şamiye, Mukaddime

(5) bk. a.g.e., Lemeat

(6) bk. Mektubat, Dokuzuncu Mektup

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...