Block title
Block content

Acaba vesvesede şeytanın akla üflediği suretler, insanın bilinç altında olan şeylerden mi alınmadır? Açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İkinci vecih: Budur ki, mânâlar kalbden çıktıkları vakit, suretlerden çıplak olarak hayale girerler, oradan suretleri giyerler. Hayal ise, her vakit bir sebep tahtında bir nevi suretleri nesceder. Ehemmiyet verdiği şeyin suretlerini yol üstünde bırakır. Hangi mânâ geçse, ya ona giydirir, ya takar, ya bulaştırır, ya perde eder. Eğer mânâlar münezzeh ve temiz iseler, suretler mülevves ve rezil ise, giymek yoktur, fakat temas var. Vesveseli adam, teması, telebbüsle iltibas eder. “Eyvah!” der. “Kalbim ne kadar bozulmuş. Bu sefillik, bu hisset-i nefs, beni matrud eder."(1)

Üstad Hazretleri burada insana gelen kötü zan ve vesveselerinin nasıl oluştuğunu ve hangi kaynaktan geldiğini izah ediyor. İnsan bu kaynak ve faaliyeti bilirse o zan ve vesveselerin şerrinden emin olur.

Manaların ilk çıktığı yer kalptir ve mana buradan çıkarken soyut ve çıplak olarak çıkar. Hayal ise bu çıplak ve soyut manaların üstüne bir elbise ve sembol giydirir. Hayalin asıl vazifesi soyut ve çıplak manaları somut hale getirmek için onlara birer elbise ve sembol dokumaktır. Bu sebeple insanın düşünce yapısı bir fabrikanın mamul işlemesi gibi çalışır; her bölümün vazifesi farklıdır.

Hayalin çalışma sistemi kişinin inanç ve kültürü ile doğrudan alakalıdır. İnsan nezih ve güzel bir çevrede terbiye almış ise, hayal ekseri olarak güzel ve nezih elbise ve semboller üretir. Yok kötü ve pis bir terbiye ile yetişmiş ise, hayal bu kez de kötü ve pis elbise ve sembollere meyleder. Bu noktadan insan zımni olarak mesuldür. Yani bilinç altının da bunda etkisi bulanabilir. 

Hayal kalpten gelen manalara bir elbise dikerken, her zaman mananın anatomisine uygun olanı değil, bazen zıt olan elbiseleri de  dikebiliyor. Mesela mana güzel ve temiz ise elbise ve semboller pis ve çirkin olabiliyor. Ama temiz ve pak olan manalar o elbise ve sembollerin içinden yara almadan veya bulaşmadan geçebilir. İşte o geçme anında vesveseli adam geçmek ile bulaşmayı, ya da temas ile giyinmeyi birbirine karıştırıp, acaba kalbim bozulmuş mu ki diye endişe edip, o pis ve çirkin sembolleri kendi kalbinin sözleri ve manaları zannediyor. Şeytan şu zannı kullanarak o kişiyi sürekli taciz ediyor ve onu yorarak güzel düşünce ve amellerden uzaklaştırmaya çalışıyor.

Bu yaranın çözümünü ise Üstad Hazretleri şu şekilde izah ediyor: 

"Bu yaranın merhemi ise, ey biçare! Bak, nasıl ki namazın edeb-i nezihanesinin vesilesi olan zâhirî taharete, batnın bâtınındaki necaset tesir etmez. Öyle de, maâni-i mukaddesenin suver-i mülevveseye mücavereti zarar etmez. Meselâ, sen, âyât-ı İlâhiyeyi tefekkür ediyorsun. Birden bir maraz veya bir iştah veya bevl gibi müheyyiç bir hal şiddetle senin hissine dokunur."

"Elbette hayalin, deva-yı illet ve kaza-yı hacet levazımatını görecek ve onlara münasip süfli suretleri nescedecek. O süfli suretlerin ortalarından geçecek olan maâni-i mukaddeseye ne televvüsü var, ne zararı var, ne hatarı var ve ne de beis var. Yalnız hatâ, hasr-ı nazardır. Zann-ı zarardır."(2)

Vesvese ve kuruntunun kaynağının ne olduğu hakkında Üstad Hazretleri başka bir tespit  olarak şu izahı  yapıyor:

"Hem bazan şeytan, kalb üstündeki lümmesi cihetinde, Cenâb-ı Hak hakkında fena sözler söyler. O adam zanneder ki, onun kalbi bozulmuş ki böyle söylüyor; titriyor. Halbuki onun titremesi ve korkması ve adem-i rızası delildir ki, o sözler kalbinden gelmiyor, belki lümme-i şeytaniyeden geliyor veya şeytan tarafından ihtar ve tahayyül ediliyor."(3)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Birinci Söz, İkinci Makam

(2) bk. a.g.e.

(3) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...