Block title
Block content

"Adâvet etmek istersen, kalbindeki adâvete adâvet et, onun ref'ine çalış. Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmârene ve hevâ-i nefsine adâvet et, ıslahına çalış..." Bu düsturu nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"ÜÇÜNCÜ DÜSTUR: Adâvet etmek istersen, kalbindeki adâvete adâvet et, onun ref'ine çalış. Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmârene ve hevâ-i nefsine adâvet et, ıslahına çalış. O muzır nefsin hatırı için mü'minlere adâvet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen, kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adâvet et. Evet, nasıl ki muhabbet sıfatı muhabbete lâyıktır. Öyle de adâvet hasleti, her şeyden evvel kendisi adâvete lâyıktır."(1)

İnsanın, fıtratına konulmuş olan duyguları kökünden söküp atması imkansızdır. Bu sebeple duyguları kökünden söküp atmak yerine, yönünü çevirmek esas olmalıdır. Mesela düşmanlık hissi insanın fıtri bir duygusudur; bu hissin fıtrattan sökülüp atılması kabil değildir. Öyle ise bu duygunun yönünü ve yüzünü, mümin kardeşlerimize değil, başka taraflara çevirmek gerekir.

Mesela, düşmanlığımızı düşmanlık duygusunun kendisine çevirirsek, o duygunun ateşi kendi üstünde söner gider.

İkinci alternatif  yön, büyük düşmanımız olan nefse ve hevaya çevirmektir. Evet ebedi saadetimizin mahvına çalışan nefis ve heva en büyük düşmanımızdır; öyle ise öfkemizi ve düşmanlığımızı bu düşman üstüne tevcih etmeliyiz.

Üçüncüsü ise, kafirler ve zındıklar çoktur, düşmanlık ateşini onlara çevirip o hissi orada söndürmek gerekir. Böyle üç tane meşru tatmin olacağımız yer varken, neden haram olan mümin kardeşimize adavet edelim ve günaha girelim, diyerek aklı ve nefsi ikna etmeliyiz.

Düşmana karşı fenalık ve kötülük ile karşılık verip onları düşmanlıkta daha da zarar verici bir hale getirmek yerine, iyilik ve güzellik yapıp, hem onun şerrinden kurtulmak hem de ondan zımni olarak intikam almak, daha ehven ve salim bir yoldur. İyilik ve güzellik yaptığımız zaman, hasım içten içe azar ve  kızar; lakin zahiren başkaların nazarında nefrete düşmemek için istikametli olmak zorunda kalır. Bu tarz hareket  onu hem etkisiz kılar hem de ufaktan ufağa iyiliğe yatıştırır ve alıştırır.

Özet olarak kötülüğe iyilikle mukabele etmek, her yönden karlı ve güzel bir düsturdur.

"Eğer onları affeder, kusurlarına bakmaz ve bağışlarsanız, şüphesiz ki Allah da çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir." (Teğabün, 64/14)

(1) bk. Mektubat, Yirmi İknci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Mebhas, Dördüncü Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 12568 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...