Block title
Block content

"Âdi bir insan da olsa, hattâ çocuk da olsa, hattâ küçük bir kavim içinde de bulunsa, pek kıymetsiz bir dâvâ hususunda cumhura muhalefet edip yalan söylemeye cesaret edemez." Yüzü kızarmadan yalan söyleyenleri görüyoruz, burayı nasıl anlayabiliriz?

 
Soru Açıklaması:

"Fıtrat-ı beşeriyenin iktizasındandır ki âdi bir insan da olsa hattâ çocuk da olsa hattâ küçük bir kavim içinde de bulunsa pek kıymetsiz bir dava hususunda cumhura muhalefet edip yalan söylemeye cesaret edemez. İşarat-ül İ'caz[Y] - 177" Medya da binlerce hatta milyonlarca insanların önünde iki kere iki dört katiyetinde sadece bir kaç dakika veya saatte yalanları meydana çıkan siyasetçi ve medyatik insanlar ki bunlardan bir kısmı milyonların temsilcisi konumunda olmalarına karşın nasıl yalana cesaret ediyorlar. Üstadımızın bu söylemini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Fıtrat-ı beşeriyenin iktizasındandır ki âdi bir insan da olsa hattâ çocuk da olsa hattâ küçük bir kavim içinde de bulunsa, pek kıymetsiz bir dava hususunda cumhura muhalefet edip yalan söylemeye cesaret edemez."(1)

İnancı ne yönde olursa olsun vicdanı kokuşmamış, fıtratı bozulmamış normal bir insan yalan söylemeye cesaret edemez. Üstadımız da bu varsayım üzerinden bir mantık kuruyor.

Mesela Ebu Cehil kibirli, düşman ve müşrik birisi olmasına rağmen Peygamber Efendimiz (asm)'in ahlak ve faziletini hiçbir zaman inkar etmemiş ve vakalar konusunda yalan söylememiştir.

Mesela, ayın ikiye bölünmesi mucizesinde olayın kendisini inkar etmemiş, ama inanmak istemediği içinde "sihir" demiştir. Yine değerli eşyalarını Peygamber Efendimiz (asm)'e emanet edecek kadar onun güvenilir olduğunu fiilen tasdik etmiştir. İstese "Ben bunlara şahitlik etmedim, görmedim." diye yalanda söyleyebilirdi.

Sizin ifade etmiş olduğunuz insan tiplemelerinde ise, vicdan kokuşmuş, fıtrat bozulmuş ki yalana tenezzül ediyorlar. Yani fıtrat ve vicdan açısından Ebu Cehil’in gerisinde kalan insan müsveddeleri oluyorlar. Dolaysı ile Üstadımızın yukarıdaki mantık önermesini bu tipler üzerinden kuramayız.

Zaten Üstadımız da o zamanki el değmemiş ve mertliğine güvenilen necip bir kavim üzerinden bu mantık önermesini kuruyor.

Hadis alimlerin yalan söylediği sabit olan birisinden -bu Müslüman da olsa fark etmez- hadis nakletmenin haram olması konusunda ittifak etmeleri, yalan konusunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Doğru sözlü bir kafir yalancı bir Müslümandan daha evladır.

Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: 

“Ey Allah’ın Resulü, dedik, mü’min korkak olur mu?”

“Evet!” buyurdular. “Pekiyi cimri olur mu?” dedik, yine:

“Evet!” buyurdular. Biz yine:

“Pekiyi yalancı olur mu?” diye sorduk. Bu sefer: “Hayır!.." buyurdular.(2)

Dipnotlar:

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 23-24. Ayetlerin Tefsiri.
(2) bk. Muvatta, Kelam, 19, (2, 990).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 23-24. âyetin tefsiri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 14 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...