Block title
Block content

ÂDİYAT

 
Çevremizde ve kâinatta devamlı olup biten şeyler, âdiyat olarak isimlendirilir. Bunların her biri birer kudret mucizesi olduğu halde, devamlı görüldüklerinden insanlarca olağan sayılırlar.

Gece ve gündüzün peşpeşe gelmesi, mevsimlerin birbirini kovalaması, yağmurun yağması, rüzgârın esmesi, yeni yeni canlıların dünyaya gönderilmesi gibi olaylar, insanlarca âdiyattan kabul edilirler.

Mesela, anne-baba vasıtasıyla dünyaya gelen yeni yavrular genelde sağlam ve azaları tam olarak gelirler. Bunların böyle devamlılığı, pek çok insanı ülfet hastalığına müptela eder. Bunlar, ancak iki başlı veya üç ayaklı bir yavru görünce hayret ederler. Halbuki, asıl hayret edilmesi gereken, bu yavruların sağlam ve bütün organları tam olarak dünyaya gelmeleridir.

Kur’an-ı Kerim, iç içe olduğumuz fakat alışkanlık perdesiyle, çoğu zaman, yeterince düşünemediğimiz harika olayları sürekli olarak nazara vermekle âdiyat perdelerini yırtar, bizi tevhide ulaştırır.

Mesela:
“İnsan hangi şeyden yaratıldığına baksın...” (Tarık, 5)
“Onlar devenin nasıl yaratıldığına, semanın nasıl yükseltildiğine, yerin nasıl bir satıh yapıldığına, dağların nasıl dikildiklerine bakmıyorlar mı?” (Ğaşiye, 17)
“Onlar üzerlerindeki semaya bakmadılar mı? Onu nasıl bina etmişiz ve süslemişiz?” (Kaf, 6)

Varlık âlemine ve onda cereyan eden olaylara bu gibi ayetler açısından bakan bir mü’min, bu olayların içerisindeki ilâhî icraatı görür, imanını canlı tutar. Çevresine ülfetle ve sathî nazarla bakmaktan kurtulur; kâinat kitabının sayfalarını ibretle mütalaa eder.

Bak: Ülfet
Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2584 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...