Block title
Block content

"Ahir zamanda gelecekler nur yerler, nur içerler, nurdan evde kalırlar." şeklinde bir hadis var mıdır? Ehl-i dünya ve zahirperestler buna itiraz ediyorlar. Kaynağı varsa bu hadis Nur talebelerine mi işaret ediyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, böyle bir hadis kaynaklarda geçmediği kanaatindeyiz. Ancak vardır diyenler, kaynağını belirtmeleri gerekir, yoksa hadis ilmi açısından vebali çok büyük olur.

"Kim benim ağzımdan bilerek hadis uydurursa, cehennemdeki yerine hazırlansın."(1)

hadisinin tehdidince, mesnetsiz sözlere hadis demek çok tehlikeli olur.

İkincisi, tarihte meslek ve meşrep taassubundan kaynaklanan hadis uydurmaları çokça yapılmış ve bu gibi mevzu hadisler muhaddisler tarafından tenkit ile temizlenmişlerdir. Risale-i Nurların muhtelif yerlerinde, özellikle Muhakemat'ta bu çalışmalar zikredilmiş, lakin yetersiz kalındığı da vurgulanmıştır. Yani kendi cemaatimizin hadisi deyip buna sahip çıkmak hiçte ilmi ve ahlaki olmaz.

Üçüncüsü,  hadis diyenler ispat etmekle mükelleftir. Şayet kaynak gösterip ispat edemiyorlarsa, böyle sözleri ciddiye almamak en selametli yoldur. Risale-i Nurların ve Nur hizmetinin fazileti yeterince ve ispatları ile Külliyatta bildirilmiştir, onlara iktifa etmek kafidir.

Dördüncüsü, alim bazı zatlar belki bir hadis ya da ayetten mülhem böyle bir çıkarsama yapmış olabilirler. Lakin hadisin metni ile metinden çıkarılan manayı aynı kefeye koymak hadis ilmi açısından çok risklidir. Üstad Hazretleri bu hakikate şu şekilde işaret ediyor:

"Ehâdis-i şerife râvilerinin bazı kavilleri veyahut istinbat ettikleri mânâları, metn-i hadisten telâkki ediliyordu. Halbuki, insan hatadan hâli olmadığı için, hilâf-ı vaki bazı istinbatları veya kavilleri hadis zannedilerek zaafına hükmedilmiş."

"BEŞİNCİ ASIL: اِنَّ فِى اُمَّتِى مُحَدَّثوُنَ  yani مُلْهَمُونَ  sırrınca, bazı ehl-i keşif ve ehl-i velâyet olan muhaddisîn-i muhaddesun ilhamlarıyla gelen bazı maânî, hadis telâkki edilmiş. Halbuki ilham-ı evliya, bazı ârızalarla hata olabilir. İşte, bu neviden bir kısım hilâf-ı hakikat çıkabilir."(2)

Beşincisi, Nur talebeleri ehl-i tahkik olmalıdırlar. Her söylenen sözü tahkik ve kritik etmeden hemen akıl cebine koymamalıdırlar. Özellikle hadis ve tefsir usulü niteliğinde olan Muhakemat ve Yirmi Dördüncü Söz'deki asılları iyice tahkik etmelidirler. Bir şey söylerken satırdan ve senetli söylenmeli, sadırdan ve senetsiz şeyleri söylememelidirler.

Dipnotlar:

(1) bk. Buhari, v. 256/870 ve Müslim, v. 261/875

(2) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...