Block title
Block content

"Âhireti tasdik eden, fakat sefâhet ve dalâlette gidenlere bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferit, yalnız başına bir hapis kapısıdır." Ahireti tasdik edip sefahet ve dalalette gidenler ebediyyen hapiste mi kalacaklar?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hadisi şeriflerden ve Kur'an ayetlerinden anladığımız manalara göre kalbinde zerre kadar imanı olan cehennemde ebedi kalmaz. Tabi büyük günahları işlememiş olması şartıyla. Hadisi şerifte Resulullah Efendimiz (asv) şöyle buyurmaktadır:

"Kim 'laila illahlah' derse cennete dahil olur."

Bediüzzaman Hazretleri bu mevzudu Mektubat'ta; "Yalnız Lailahe illalah deyip, Muhammedun Resulullah demezse yine kurtuluşa erer mi?" şeklindeki soruya mükemmel bir izahta bulunmaktadır.(1)

Kendilerine, kabrin hapsi ebedi ve bütün dostlarından bir tecrid (ayrılmak) bir hapsi münferid, yalnız başına bir bir hapis kapısı olması bu şekilde düşünenler için ve bu şekilde itikad edenler için söz konusudur. Böyleleri sefahetlerinin neticesini nasıl tahayyül edip düşünmüşlerse Cenabı Hak o şekilde onlarla muamele edecektir. Yoksa bunun dışında iki yol sözkonusudur:

1. O kabir, ehli iman için bu dünyadan daha güzel bir alemin kapısıdır.

2. Ahirete inanmayan ehli inkar ve dalalet için bir idamı ebedi kapısı... Yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

meraklee
İzninizle birkaç soru daha sormak istiyorum:1)"Ahireti tasdik eden" ifadesi imanı olduğunu gösterir mi?Eğer gösterirse neden bir haps-i ebedi olarak görüyor ve öyle itikad ettiği olan hapiste ebedi kalma muamelesini görecek? 2)Bazıları -eğer- kalbi temiz bir şekilde kimseye kötülük yapmadığı ve namaz kılmadığı halde melek gibi olduğunu itikad eder ve ahireti de cennet kapısı gibi görmeyi başarırsa, o kişi öyle itikad ettiği için aynını mı görecek ahirette? 3) Aynı sözde "Bu iki şık bedihîdir, delil istemiyor, göz ile görünür" denilen iki şık hangileridir?Allah râzı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (burhan)

Sorunuza bir kaç maddede cevap vermek mümkündür:
1) "Ahireti tasdik eden"
ifadesi imanı olduğunu gösterir mi? Eğer gösterirse neden bir haps-i ebedi olarak görüyor ve öyle itikad ettiği olan hapiste ebedi kalma muamelesini görecek?
Cevap: Dikkat edilirse, bu şıkkın anlatıldığı yerde söz konusu kişilerin ahireti tasdik eden, fakat sefahet ve dalalette giden kişiler olduğu ifade ediliyor. Buna göre, ahireti bilen ve tasdik eden kişilerin Cenab-ı Hakkın istediği gibi hareket etmemeleri sonucunda mahşere kadar hapsedilecekleri ve cezalandırılacakları bildirilmektedir. Çünkü, gereği gibi yaşamayan ve vazifelerini yerine getirmeyenlerin cezalandırılmaları hikmet ve adalete muvafıktır.
2) Bazıları -eğer- kalbi temiz bir şekilde kimseye kötülük yapmadığı ve namaz kılmadığı halde melek gibi olduğunu itikad eder ve ahireti de cennet kapısı gibi görmeyi başarırsa, o kişi öyle itikad ettiği için aynını mı görecek ahirette?
Cevap: Bir insanın kalben ve vicdanen kendisinin iyi kalpli olduğunu itikat eder ve ona göre hal ve hareketlerini tanzim ederse, elbette bunun mükafatını görecektir. Ama aynı kişi şayet istikametli bir görüşe sahipse, kendisinin yapmadığı ibadetlerden dolayı da mesul olacağını elbette bilir. Bu nedenle kendi ruh potresine göre, ahirette kndisine göre bir yer düşünür.
3) Aynı sözde "Bu iki şık bedihîdir, delil istemiyor, göz ile görünür" denilen iki şık hangileridir?Allah râzı olsun.
Cevap: 2. ve 3. şıkların bedihi olduğu ve delil istemediği kast edildiğini düşünüyoruz.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
faraklid

sanırım bu konuya biraz daha anlamak noktasında, bize yardımcı olur: Zerrelerden yıldızlara kadar cüz i ve külli herşey Onun kabza-i tasarrufunda ve kudret ve iradesiyle olduğuna kat i İmân etmek; ve mülkünde hiçbir şeriki olmadığına ve kelime-i kudsiyesine, hakikatlerine İmân etmek, kalben tasdik etmekle olur. Yoksa, "Bir Allah var" deyip, bütün mülkünü esbaba ve tabiata taksim etmek ve onlara isnat etmek (hâşâ) hadsiz şerikleri hükmünde esbabı merci tanımak ve herşeyin yanında hazır irade ve ilmini bilmemek ve şiddetli emirlerini tanımamak ve sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini, peygamberlerini bilmemek, elbette hiçbir cihette Allah a İmân hakikati onda yoktur. Belki küfr-ü mutlaktaki manevi Cehennemin dünyevi tazibinden kendini bir derece teselliye almak için o sözleri söyler. Evet, inkar etmemek başkadır, İmân etmek bütün bütün başkadır. Evet, kainatta hiçbir zişuur, kainatın bütün eczası kadar şahidleri bulunan Halik-ı Zülcelal i inkar edemez... Etse, bütün kainat onu tekzib edeceği için susar, lakayd kalır. Fakat Ona İmân etmek, Kur'ân-ı Azimüşşanın ders verdiği gibi, O Halıkı, sıfatlarıyla, isimleriyle, umum kainatın şehadetine istinaden kalben tasdik etmek; ve elçileriyle gönderdiği emirleri tanımak; ve günah ve emre muhalefet ettiği vakit, kalben tevbe ve nedamet etmek iledir. Yoksa, büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. Her neyse... Emirdag Lahikası

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
fatımacan
bu kunuyu Risaledeki bir örnekle düşündüğümde ne kadar zekice olduğunu keşfettirdi Cenab-ı Hak.Bir eve misafirliğe gidiyorsunuz.Ev sahibi sizi en güzel şekilde çeşit çeşit ikramlarla ağırladı.Sizi en güzel en yumuşak yere oturttu.Bir diğer eve gittiniz orada misafir edilirken ev sahibi size ikramda bulunamadı.Pek rahatta ettiremedi.Fakat siz iki yerde de o ev sizinmiş gibi ev sahibini hiç umursamadan hareket ettiniz.Yediniz, içtiniz,her yeri pislettiniz çıkarken bir de ev sahibine hakaret edip bağırıp çağırdınız.Düşünelim bir daha o misafirhanelere gidebilirmiyiz?Evet öylede bu kainatta çeşitli nimetler ve güzelliklerle donatılmış bir saraydır.Bu sarayın bir sahibi vardır.Bizlerde ama umduğumuzu bularak ama bulmayarak o ev sahibinin kurallarına uyarak yaşamak mecburiyetindeyiz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...