Block title
Block content

Ahirette meleklerin durumunun ne olacağı, bahusus Cebrail, Azrail, Mikail ve İsrafil'in görevlerinin bitmesinden dolayı mevcudiyetlerinin devam edip etmeyeceği konusunda bilgi verir misiniz; bu konuda Risalelerde bilgi var mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu dünyada yaratılan insanlar ve diğer mahlukat, ahirette yeniden yaratılacağı gibi melekler de ahirette yeniden yaratılacaktır.

Meleklerin özel görevleri olduğu gibi, her zaman yaptıkları zikir ve tesbihleri vardır. Bu nedenle Hz. Cebrail aleyhisselam her zaman azametli haliyle Allah'ı zikrediyor, tesbih ediyor.

Hem meleklerin tek bir görevi yoktur. Cebrail Aleyhisselamın peygamberlere vahiy getirmesi, onun görevlerinden yalnızca biridir. Melekler aynı anda birden çok iş yapabilirler.

Bu konuyu Bediüzzaman Hazretleri şöyle açıklıyor:

"Hem nasılki şu kesafetli, karanlıklı, dar dünyada güneşin pek çok âyinelerde bir anda aynen bulunması gibi, öyle de: Nurani bir zât, bir anda çok yerlerde aynen bulunması meselâ, Hazret-i Cebrail Aleyhisselâm bin yıldızda bir anda hem Arş'ta, hem huzur-u Nebevîde, hem huzur-u İlahîde bir vakitte bulunması; hem Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın haşirde bir anda ekser etkıya-ı ümmetiyle görüşmesi ve dünyada hadsiz makamlarda bir anda tezahür etmesi ve evliyanın bir nevi garibi olan ebdalların bir vakitte çok yerlerde görünmesi ve avamın rü'yada bazan bir dakikada bir sene kadar işler görmesi ve müşahede etmesi ve herkesin kalb, ruh, hayal cihetiyle bir anda pekçok yerlerle temas edip alâkadarane bulunması, malûm ve meşhud olduğundan.. elbette nuranî, kayıdsız, geniş ve ebedî olan Cennet'te, cisimleri ruh kuvvetinde ve hıffetinde ve hayal sür'atinde olan ehl-i Cennet, bir vakitte yüzbin yerlerde bulunup yüzbin hurilerle sohbet ederek yüzbin tarzda zevk almak; o ebedî Cennet'e, o nihayetsiz rahmete lâyıktır ve Muhbir-i Sadık'ın (A.S.M.) haber verdiği gibi hak ve hakikattır. Bununla beraber, bu küçücük aklımızın terazisiyle o muazzam hakikatlar tartılmaz." (1)

Ahirette de yaratılan meleklerin bazı görevleri bitse de diğerleri devam etmektedir. Mesela, Cebrail (as)'ın vahiy getirme görevi ve Azrail (as)'ın insanların ruhunu alma görevi ahirette bitmiş olsa bile Allah'a ibadet etme, ebedi alemde ebedi olarak yaratılan Allah'ın mahluklarını temaşa edip onları tefekkür etme ve Allah'ın azametini mütalaa etme vazifeleri devam edecektir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Sekizinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

karolin
Meleklerin iradeleriyle yaptığı ibadetin karşılığı ne olacak.Sonuçta meleklerin aklı var.Meleklerin nefis ve şeytanı yok ama aklı var.Dolayısıyla ahiretteki pozisyonu nedir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Melekler ahirette de vazifeli olacaklar. Onların vazifesi bir cihetle mükafatları oluyor yani onlar açısından vazife ile mükafat iç içedir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas

Üstad hazretleri, 24. sözün 4. dalında melekleri tarif ederken şu örneği veriyor

Meselâ, وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى azîm bir mâlikü'l-mülk, büyük bir şehri veya muhteşem bir sarayı bina ettiği vakit, o zat dört nevi ameleyi onun binasında istihdam ve istimal eder.
Birinci nevi: Onun memlük ve köleleridir. Bu nev'in ne maaşı var ve ne de ücreti var. Belki onlar, seyyidlerinin emriyle işledikleri her amelde, onların gayet lâtif bir zevk ve hoş bir şevkleri vardır. Seyyidlerinin medhinden ve vasfından ne deseler, onların zevkini ve şevkini ziyade eder. Onlar, o mukaddes seyyidlerine intisaplarını büyük bir şeref bilerek onunla iktifa ediyorlar. Hem o seyyidin namıyla, hesabıyla, nazarıyla işlere bakmalarından da mânevî lezzet buluyorlar; ücret ve rütbeye ve maaşa muhtaç olmuyorlar.
Ve yazının ilerleyen kısmında birinci nevinin meleklere işaret ettiğini beyan ediyor
Birinci kısım: Temsilde memlüklere misal melâikelerdir. Melâikeler ise, onlarda mücahede ile terakkiyat yoktur. Belki herbirinin sabit bir makamı, muayyen bir rütbesi vardır. Fakat onların nefs-i amellerinde bir zevk-i mahsusaları var, nefs-i ibadetlerinde derecatlarına göre tefeyyüzleri var. Demek, o hizmetkârlarının mükâfatı, hizmetlerinin içindedir. Nasıl insan mâ, hava ve ziya ve gıda ile tagaddî edip telezzüz eder. Öyle de, melekler zikir ve tesbih ve hamd ve ibadet ve marifet ve muhabbetin envarıyla tagaddî edip telezzüz ediyorlar.
Çünkü onlar nurdan mahlûk oldukları için, gıdalarına nur kâfidir. Hattâ nura yakın olan râyiha-i tayyibe dahi onların bir nevi gıdalarıdır ki, ondan hoşlanıyorlar. Evet, ervâh-ı tayyibe, revâyih-i tayyibeyi sever.
Hem melekler, Mâbudlarının emriyle işledikleri işlerde ve Onun hesabıyla işledikleri amellerde ve Onun namıyla ettikleri hizmette ve Onun nazarıyla yaptıkları nezarette ve Onun intisabıyla kazandıkları şerefte ve Onun mülk ve melekûtunun mütalâasıyla aldıkları tenezzühte ve Onun tecelliyât-ı cemâliye ve celâliyesinin müşahedesiyle kazandıkları tena'umda öyle bir saadet-i azîme vardır ki, akl-ı beşer anlamaz, melek olmayan bilemez.
Ve Üstad ilerleyen kısımda meleklerin bazı görevlerini anlattıktan sonra, “Melâikelerin şu hizmetleri, cüz-ü ihtiyarîleriyle bir nevi kisbdir.” Yani çok az irade serbestliği ile bir kazanınmdır, edinimdir diyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...