Block title
Block content

"Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme!.." Burayı açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ahirete bırakılacak eserler iman, ibadet ve güzel ahlak olmak üzere üç çeşittir.

Dünyada sağlam ve tahkiki bir iman sahibi olmak, ahirette en önemli en etkili ve en gerekli bir eserdir.

İbadet açısından namaz, oruç, zekat, hac, nafileler ahirete bırakılacak eserlerin başında gelirken; güzel ahlak açısından ise, iyi ve salih bir insan olmak, cömert, cesur, şefkatli, yumuşak huylu, affedici, yardımsever vesaire gibi güzel hasletli bir insan olmaktır.  

Fani dünyanın eserleri ise dünyalık şeylerdir. Mesela ev, arsa, araba, mal, mülk, makam, şan, şöhret vesaire gibi kabirde beş para etmeyen, hatta kabirde insan için tehlike arz eden dünyalık şeylerdir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Habbe | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4492 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

HAKANN
sağde bir anlatım olmuş
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurun fedaisi

《Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme“
Dünyada hergün yaklaşık 300 000 kişi ölürken, geçen hafta içinde Amerika’da Steve Jobs (1955-2011) adlı bir kişinin ölümü bütün dünya medyasında yer aldı. Birçok devlet idarecisi onun ölümüyle ilgili beyanatta bulundular. Bir gazete, onun ölüm haberini manşet olarak resimleriyle verirken “İyi ki doğdun” demiş.

Onun insanlara faydalı bazı teknolojik gelişmelere katkısı yönünden, yanlış bir söz sayılmaz; fakat herşey bunlardan ibaret değil; daha mühim şeyler de var..
Steve Jobs, Apple Macintosh, iphone, ipad gibi teknolojik araçlarla birlikte hatırlanan bir isim. Kendisini başkalarından farklı kılan önemli bir kabiliyetinin inovasyon (yapıcı, keşfedici düşünme) kabiliyeti olduğu, hakkında yazılanlardan anlaşılıyor.

İnovasyon kabiliyeti doğuştan olabileceği gibi, sonradan da kazanılabilen bir kabiliyet. Halkın anormal gördüğü geç konuşan veya ders çalışmayan, YGB (Yaygın Gelişimsel Bozukluk-okullardaki %9 çocuk bu durumda) raporu olan “Kaynaştırma Eğitimi” tavsiye edilen çocuklar vardır ki, bunların zeki olanlarına (Albert Einstein gibi) de rastlanabiliyor. Bu çocuklar farklılıkları görebiliyor ve iyi bir eğitim alırlarsa farklılıkları görebilmek kabiliyetleri ile buluş da yapabilirler. Bunlar, kendileriyle çocukken gereği gibi ilgilenilmez ve iyi bir eğitim almazlarsa “takıntılı-problemli” denilebilecek insanlar oluyorlar. İnovasyon kabiliyeti, bu mevzudaki özel eğitimle de kazanılabiliyor.

Steve Jobs, bilgisayar ve iletişim teknolojisinde inovasyon (keşfedicilik, geliştiricilik) kabiliyeti ile temayüz etmiş, insanlığın istifadesine bilgisayar ve cep telefonu olarak faydalı, önemli teknolojik araçlar sunmuş bir kişi. Ancak, kendisine pankreas kanseri teşhisi konulduğu birkaç yıl önce, Amerika’daki bir üniversitenin mezuniyet töreninde yaptığı ve internet ortamında bulunan konuşmasında söylediklerinde (son halini bilmiyoruz), doğruları yanında yanlışları da var.

Sözleri arasında belki en doğrusu, 17 yaşındayken duyduğunu naklettiği “Her gününü son günün gibi yaşarsan, sonunda kârlı çıkarsın.” Acaba kendisi, bu söze uygun olarak her gününü son günü gibi yaşayıp, gerçekten sonunda kârlı çıkanlardan olabilmiş midir?

En yanlış sözü de, o mezuniyet törenindeki konuşmasının en sonunda sözünü bitirirken, belki kendisinin dünyevî başarılarının temelindeki inovasyona dikkati çekmek amacıyla söylediği, fakat insanlar tarafından çeşitli yanlış manalara da çekilebilecek esnek ifadeli cümleleri: “En önemlisi, kalbiniz ve sevgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ve sevgileriniz, ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki herşey, ikinci planda.“ Onun konuşmasındaki bu son mesajını dinleyip kendine göre anlayan bir insan, “kalbim ve sevgim bunu istiyor” diyerek, aslında insanlık mesuliyeti ile yapmaması gereken şeyleri de yapabilir.

Aslında, böyle yanlış manâlara ve saptırmalara da açık olarak söyledikleriyle ilgili bir hakikat da vardır ki, o da insanın ilhama mazhar olabileceğidir ve Bediüzzaman onu “efradını câmi ve ağârını mani” bir tarifle doğrusuyla Mesnevî- Nûriye eserinde kısaca şöyle ifade etmiştir:

“İ’lem Eyyühe’l Azîz! Afâkî malûmat, yani hariçten, uzaklardan gelen malûmât, evham ve vesveselerden hâl^olamıyor. Amma bizzatvicdânî bir şuura mahâl olan enfüsî ve dahilî malûmat ise, evham ve ihtimallerden temizdir. Binaenaleyh, merkezden muhite,dahilden harice bakmak lâzımdır.”

Bunun yanında, hayatın en büyük gerçeği olan ölümü ise çok küçümseyerek, sadece dünyaya başka insanların da gelebilmesi için dünyayı terketmek ve “ölüm sadece entellektüel bir kavramdır” demesinin yanlışlığı da dikkati çekiyor.

”Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdırde, fâni dunyada bıraktığın eserlere de kıymet verme” (RNK, Mesnevî-i Nuriye)

Kendisi hakkında hüküm vermeyi Allah’ın adaletine havale ederiz, ancak Allah’ın ve Resulünün bize bildirdiklerini ölçü olarak alarak, bu mevtanın hayattayken söylediklerinin internetle de yayılmış olanlarının, yanlış ve doğrularına dikkat çekmeyi de vazife biliriz.》İstifade etmeMiz dileğiyle.. Selam ve dua ile.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurun fedaisi
Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır. Kehf 46.Ayet Resûlüllah (SAV.): " Dünya ile aramızda bir münasebet yok. Zira ben dünyada yaz gününde yola çıkan yolcu gibiyim. Yolcu yolda bir ağaç gölgesinde biraz istirahat eder, sonra gölgeyi terk edip gider. Ben de yoluma devam edeceğim " buyurdu. (Hadîs-i Şerîf-Hâkim/Müstedrek) Öldükten sonra yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız. Hz. Ali (r.a.) "Allah'ın rasûlü bize yemin verdi: "Her birinizin dünyalıktan taşıyacağı, bir yolcunun taşıdığı kadar olsun" buyurdu." Selman-ı Fârisî (r.a.) Doğan ölür, ondan eser olarak söz kalır, sözünü iyi söyle ölümsüz olursun. Yusuf Has Hacib Dünyada, senden sonra da yaşayabilecek olan şey sözdür, sen sözü hor görme. Firdevsi Hatırlar mısın? doğduğun zaman, sen ağlardın gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin sana hande olsun. Halka matem. Mehmed Âkif Ersoy Dünya güzel olsaydı doğarken ağlamazdık. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. Necip Fazıl Kısakürek Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin "Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme!.." vecîzesi çok ulvî bir hakîkate işaret ediyor ve bir çok Âyet-i Kerîme ve Hadîs-i Şerîf'e işaret ediyor.. Risale-i Nurlar'da geçen şu ifadeler Kehf Sûresi 46. Âyet'e bakan güzel bir tefsir mahiyetindedir; 《Evet dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir; bâki umûr-u uhreviye ise gayet sağlam elmaslar kıymetindedir. İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hâkeza şedit hissiyatlar, umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir surette fâni umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere, bâki elmas fiyatlarını vermek demektir.(Mektubat)》 İstifade etmeMiz dileğiyle.. Selam ve dua ile..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...