Block title
Block content

AHLÂK-I İLÂHİYE

 
İnsanın bedeni İlâhî bir sanat eseri olduğu gibi, istidad ve tabiatı da Hakk’ın tanzim ve takdiriyledir. Buna göre, lügat mânâsından hareketle, İlâhî ahlâk denilince, insanın yaratılışında mevcut olan bu kabiliyetlerin yerli yerince kullanılması akla gelir. Ahlâksızlıkların tümünde fıtratın bozulması ve yanlış kullanılması söz konusudur.

İnsan tabiatına yerleştirilmiş bulunan bütün bu özelliklerin mecralarını bularak tekâmül etmeleri gerekir. Bu tekâmülün esasları İlâhî kitaplarda konulmuş ve Peygamberlerce insanlık âlemine tebliğ edilmiştir.

Cenâb-ı Hakk’ın bizden istediği ahlâk da peygamber terbiyesinden geçen bu üstün ahlâktır. Bu ahlâk, hâdis-i şerifte ahlâk-ı İlâhiye şeklinde ifadesini bulur. O halde, ahlâk-ı İlâhiye:


• Beşer aklının mahsûlü olan her türlü insanî ahlâk telâkkilerinin çok ötesindeki İlâhî ahlâktır.

• İnsanı hayvandan çok aşağılara düşüren davranışlardan pak ve temiz olan Rahmanî ahlâktır.

• Felsefî ekollerin sergiledikleri değişik ve birbirine zıt anlayışların pek yücesindeki Kur’anî ahlâktır.

Konunun bir başka yönü de şudur: Allah Kerim’dir, ikram sahibidir. İnsan da başkalarına ikram etmekle bu isimden feyz alır. Allah Settar’dır, günahları örter. İnsan da mümin kardeşinin hatalarını başkalarına bildirmekten sakınırsa bu isimden ayrı bir feyz almış olur. Allah’ın Âlim olduğunu düşünüp ilme yönelmek, Hakîm olduğunu düşünüp her yaptığı işi hikmetli yapmaya çalışmak da aynı şekilde değerlendirilir. Bütün bunlar insanı ahlak-ı İlahiye ile tahalluk (ahlâklanmak) şerefine erdirir.
Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2242 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...