Block title
Block content

“Aklı başında olan bir adam münazaralı dâvâlarda yalan söyleyemez. Çünkü, bilâhare yalanının açığa çıkıp mahcup olmasından korkar…” Devamı ile birlikte izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Münazaralı bir davada yalan söylemenin neden yanlış olduğunun sebeplerini, cümlenin devamında görmek mümkün. Şöyle ki;

İki kişi arasında gizli kapaklı bir meselede yalan konuşmak ile herkes tarafından doğruluğu ısrarla takip edilen bir davada yalan konuşmak arasında çok fark vardır. Zira araştırılıp ortaya er ya da geç çıkacağı muhakkaktır. Kaldı ki, Peygamberimiz (asm)'in dava ettiği hakikat, yalana karşı olup, sıdk ve doğruluk üzerine bina edilen bir davadır. Nitekim Müseylimetü'l-kezzap gibi yalancılar ortaya çıkıp peygamberlik dava ettiler. Ancak tarihe "Peygamberlik iddia eden yalancılar" olarak geçtiler.

Ayrıca yalan söyleyen adam, pervasız olamaz. Her an yalanının ortaya çıkmasının tedirginliğini yaşar. Küçük bir toplulukta ve hatta iki kişi arasında dahi yalan konuşulurken pervasız olmanın mümkün olmayacağını biliyoruz. Mimikleriyle, yüz ifadeleriyle, tedirginliğiyle mutlaka kendini ele verecektir.

Halbuki Efendimiz (asm)'in bahsettiği dava, kainat çapında bir dava. Herkesin gözü üzerinde; doğruluğu herkes tarafından adım adım takip edilen bir mesele. İşte böyle bir durumdaki bir insanın gayet rahat ve pervasız olmasının tek bir izahı vardır; o da davasında zerre kadar yalan olmaması ve davasının tam hak ve hakikat olmasıyla izah edilebilir.

Sürekli yalan konuşan bir adam, mimikleriyle, hareketleriyle muvakkaten kendini gizleyebilir. Ancak, dost ve düşman, herkes tarafından "Bu adam yalan konuşmaz, en güvenilir bir adamdır." damgasıyla sıdk ve doğruluğu onaylanan bir şahsın, birden bire kainat çapında bir büyük yalanı konuşması elbette ki, düşünülemez.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...