Block title
Block content

"Aktar-ı semâvat ve arzı, hâtem-i vahidiyetle ve mecmu-u kâinatı sikke-i ehadiyetle mühürlemiştir." Burada "mecmu-u kainatta" vahidiyet denmesi gerekmiyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"ALTINCI LEM'A: Cenab-ı Hak, bütün cüz ve cüz'îlerde sikke-i mahsusasını ve bütün küll ve küllîlerde has hâtemini vaz ettiği gibi, aktar-ı semâvat ve arzı, hâtem-i vahidiyetle ve mecmu-u kâinatı sikke-i ehadiyetle mühürlemiştir."

"Mezkûr sikke ve hâtemlerden, meselâ, فَانْظُرْ اِلٰۤى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللهِ كَيْفَ يُحْىِ اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۤ اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْىِ الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ  ["Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir." (Rum, 30:50)] âyetinin işaret ettiği ihya ve nefh-i ruh keyfiyetindeki hâtem-i İlâhîye bakınız ki, pek çok garip garip haşirleri, acip acip neşirleri göresiniz!"(1)

Büyük şeylerde ehadiyet, küçük şeylerde de vahidiyet zımnen tecelli ediyor aslında. Ama insan nazarı bunu görmekte ve ihata etmekte zorlandığı için, her şeyde ehadiyet tecellisi ayrıca hükmediyor.

Bakış açısı ve nazarı külliyet kazanmış nebiler ve veliler kainatta ya da büyük ve külli unsurlarda ehadiyet manasını rahat-ı kalp ve akıl ile görüp anlayabiliyorlar. Ama avam insanların bunu yapması çok zor, bu yüzden ehadiyet penceresi her avama gerekli bir penceredir. Lakin yine de ehadiyeti sadece avama ve cüziyete hamletmemek gerekir. Çünkü bizim küçük şeylerde okuyabildiğimiz tevhidi hakikatleri büyük zatlar büyük şeylerde de rahatla okuyabiliyorlar.

"Mecmu-u kâinatı sikke-i ehadiyetle mühürlemiştir." ifadesi, avamdan ziyade havassa işaret eden bir ifadedir. Yani havas tabaka bütün kainatı ve kainatta tecelli eden tevhidi hakikati küçük bir cüzde tecelli ediyor gibi ihata ile okuyabilmekteler. 

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Lem'alar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...