Block title
Block content

"Alem-i mana" ile "alem-i misal" aynı mıdır; varsa farklarının izahı nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Manalar alemi, hakikatlerin akıl ile anlaşılması ve tasvirinden ibarettir. Her bir eşyanın var olan hikmet ve faydaları ve sair objeler ile olan münasebetleri, bir cihetle aklın okuma ve beslenme alanıdır. Yani manalar alemi dediğimiz şey aslında aklın, eşyanın mahiyetini ve aralarındaki münasebeti okuyup idrak etmesinden ibarettir. Eşya, mana ve akıl üçlüsünün cevelan ettiği aleme "manalar alemi" diyebiliriz. 

Mesela, elma denildiği zaman tadı, kokusu, yumuşaklığı, ağaç ve güneş ile olan bağlantıları, insanın bedenine olan faydaları, bunların hepsi manalar aleminin malzemeleri olup, akıl bu malzemeler ile elmaya bir tasvir ve değer biçiyor. Elmanın nasıl somut bir cismi varsa, bütün bu özellikleri itibari ile soyut bir manalar zinciri de  vardır. Nasıl kokuyu burun, lezzeti dil ile hissediyor isek, bu manalar zincirini de akıl aleti ile  hissedip anlıyoruz.

Bu noktadan alem-i mana çok geniş ve kapsamlı olup, Allah’ın varlığını ve birliğini ve  kainat üstünde tecelli eden isim ve sıfatları da içine  alıyor.

Alem-i misal, maddi alemle ruhlar alemi arasında bir köprü alemidir. Bu alem hem maddi alemden hem de ruhlar aleminden vasıflar almıştır. Maddi aleme göre misal alemi daha latif ve hafif bir alemdir. Misal alemi hayale yakın bir alemdir.

Uyku halinde insanın maddi alemle ilişkisi ve münasebeti kesildiği için, sair latife ve duygular gaybi alemler ile irtibata geçiyor. Ve oralarda geziniyor. Kalbin ve duyguların terakki ve keskinliğine göre bazen Levh-i Mahfuz'un cilveleri bazen de kader mektuplarının numuneleri ile karşılaşıyor. İşte rüyanın hakikati bundan ibarettir. Rüyada görülen bu cilveler ve numuneler, misal aleminin abartılı şekil ve şemallerine bürünüyor. İşte bu yüzden görülen rüyalar tabir istiyor. Zira hakikat aleminden basit bir şey misal aleminde çok büyük ve karmaşık bir hal alabiliyor. Bu yüzden bu karmaşıklık ve abartılı haller tabir ile hakikate uyarlanması gerekiyor.

Ruh, misal alemini hayalin vasıtası ile geziyor ve mütalaa ediyor. Uyku vasıtası ile maddi aleme kapanan pencereler manevi ve misali alemlere açılıyor. Ruh da bu açılan pencerelerden o alemleri seyir ve mütalaa ediyor demektir. Bu az çok her ruhta cereyan eden bir hal olduğu için, bütün ruhların ortak bir vasfıdır denilebilir.

Alem-i mana genel, alem-i misal ise özeldir. Yani alem-i misal yeri geldiği zaman alem-i manaya dahildir. Zira bu alemin de bir görünen yüzü  bir de manasını muhtevi ciheti vardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
işte bu allah razı olsun. alem-i mananın genel alem-i misalin özel olduğu ifadesi çelişkiyi giderdi
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
rucer
Acaba bu âlemlerdeki zaman boyutu nasıldır yani geçmiş gelecek suan bir hükmünde mi yoksa dünyaya bağlı bir zaman dilimi çerçevesinde mi
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Zaman ve mekan kavramı elbette yaratılmış bütün boyutlarda geçerlidir. Yaratılmış bir şeyin zaman ve mekandan tecerrüt etmesi mümkün değildir. Bu anlamı ile zaman ve mekandan münezzeh olan yegane varlık Allah'tır. Lakin zaman ve mekanın her boyutta farklı bir yansıması var. Dünyada zaman ve mekan ağır aksak ve kayıtlı iken metafizik alemlerde daha esnek daha latif daha hızlıdır. Hız kavramı ahirette öyle olacak ki insan bir anda bir çok yerlerde bulanabilecek. Orada beden ruh hiffetinde ruh nuraniyetinde olacağı için zaman ve mekan yok denecek kadar incelecek. Ama yok olmayacak. Geçmiş ve gelecek kavramı el uzatma yakınlığında olacak.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek
ZAMAN VE MEKAN KAVRAMI; Uzay ve zaman olarak günümüzde mütalea edilmektedir. Albert EINSTEIN in bu konudaki izafiyet teorisi kısmen bu iki boyut arasındaki ilişkiyi açıklar.Zaman ve olaylar arasındaki bağlantıyı görsellik olarak IŞIK sağlar.IŞIK HIZI=ZAMAN hızı olarak görselliğe yansıdığından UZAYDA çok uzak objelerden gelen IŞIK DALGALARI yakınından geçtiği yüksek çekim güçlü OBJELERDEN dolayı kırılmaya uğrar.İşte o zaman bizim gözlemlerimizdeki ZAMAN HIZI=IŞIK HIZI kavramı değişir.Bu Alem tamamen kurallara tabi HİKMET alemidir.İstisna olursa MUCİZE olur. Biz henüz güneş sisteminin dışına çıkamadık.Galaksimiz ve diğer Galaksiler içinde ne gibi farklı kurallar mevcut tam bilmiyoruz. Uzaktan gözlemle bu kadar oluyor. Günümüz de CİN taifesinin yaşantı ve varlığı Farklı Enerji ve Dalga boyutları ile izah edilebilirse de MELEKLERi bilgimiz dahilindeki mevcut yaratılış kanunları izah edemez.CİN LER ATEŞTEN(bir anlamda enerjiden) yaratıldığı halde MELEKLER NURDAN (mahiyetini idrak edemediğimiz bir ENERJİ VEYA LAHUTİ YANSIMA) yaratılmışlardır.Hız ve zaman kavramının onlar için oldukça farklı boyutta ve ölçüde seyretmesi bu açıdan garip gelmez.Cebrail as bir anda burada bir anda ARŞIN altında olabilir.Mübarek ZAT larda da aynı halin olması onların Nuraniyet kesbetmeleri sebebiyledir.Ancak İnsan yaratılış gereği imtahanda ve bu aleme ait olduğundan bu hal sürekli olmuyor. Bizim kalbimize gelen ve bazen çok harika sonuçlar veren İLHAM'ın ilkah vaziyeti işte ancak Ya NURANİ bir hız veya hemen yanıbaşımızda ki bir RUH(Melek) ile izah edilebilir.Diye mütalea ediyorum.Hayırlı geceler selametle kalınız.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...