ÂLEM-İ ŞEHADET - ÂLEM-İ GAYB

GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN ÂLEMLER

Varlık alemi hakkında yapılan ikili tasniflerden biri: Âlem-i Şehadet ve Âlem-i Gayb

Şehadet âlemi; gördüğümüz ve şahid olduğumuz şu maddi âleme deniliyor. Gayb âlemi ise bizim görüş sahamıza girmeyen bütün varlıklar.

Şehadet ve gayb âlemleri küçük numuneler hâlinde insanda bir araya gelmiş bulunuyor. Beyin, gaybdan değil, ama onda faaliyet gösteren akıl gaybî bir âlet. Keza, kalbin de maddesi şehadet âleminden; fakat taşıdığı iman, sevgi, korku, şefkat, merhamet hep gaybî…

İnip kalkan elimiz şehadet âleminden; kabarıp sakinleşen hissiyat ise gayb âleminden. Midenin hazmı şehadete, aklın kavraması ise gayba ayrı birer misâl.

Birçok azalarla donatılmış insan bedeninde, nice duygulara sahip insan ruhu bir gayb ağacı gibi. O ağacın meyveleri şehadet âleminde sergileniyor. Hattatlık san’atından süzülen bir kıblegâh, câmide boy gösterirken, ruhta kaynayan merhamet, parmaklardan sadaka olarak dökülüyor.

Korku, rengimizi kaçırırken, asabiyet çehremizi kızartıyor, hüzün ise gözlerimize yaş döktürüyor.

Misâlleri çoğaltabiliriz.

Biraz da haricimizdeki âleme nazar edelim:

Ortada bir mıknatıs var, bir de onun çektiği çivi. Bu ikisi dışında göremediğimiz ve mahiyetini kavrayamadığımız bir kudret tecellisi de mevcut. Buna “çekim kuvveti” diyoruz.

Bir başka sahne: Yavrusunu kucağına almış, göğsüne şefkatle basan bir anne… Burada da, iki et parçasının ötesinde bir gaybî kuvveti seyrediyor. Ve bu kuvvete “şefkat” diyoruz.

Bir çiçeğe baktığımızda ayrı bir kucaklama hâdisesi cereyan ediyor. Göz maddesiyle burada, çiçek ise orada. Ama birincisi, ikinciyi her yönüyle kuşatmış. Bu gaybî hâdiseye de “görme” adını veriyoruz.

İşte böyle her gün, gerek nefsinde gerek haricî âlemde, gayb ve şehadetin nice misâllerine muhatap olan insanın, gaybı inkâr etmesi ne kadar tuhaf değil mi?
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...