Alemin tesadüfen vücuda gelmesi ve mahlukatın mucizevari yeniden yeniye hayat bulmasını ihtimale vursak, sıfıra yakındır. Ancak, alemin hadsiz büyüklüğünü ve zamanın hadsiz uzunluğunu hesaba kattığımızda, yine de bir ihtimalden bahsedilebilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir hakikatin hükmünü, bütün zamanlarda ve mekanlarda test etmeye gerek yoktur. Mesela "insan yemek yer" hükmü için Hazreti Adem (as)’in zamanına gitmeye ve test etmeye gerek yoktur. Bir insanda sabit olan hüküm, bütün insanlıkta da sabit olur. Buna mantıkta tüme varım ya da istikra delili denir. Bir cüzde sabit olan hüküm, o cüzün küllünde de sabit olur.

Öyle ise şu anda zerrede sabit olan acizlik, fakirlik ve icatsızlık hakikati, bütün zaman ve mekanların zerrelerinde de sabit olur. Ayrıca o zamanlara gidip tahkik etmek gerekmez; zaten mümkünde değildir.

Diğer bir husus, kainatta kurulu olan düzen ve sistem, bütün zamanları ve mekanları kuşatacak bir mahiyete ve komplekse sahiptir. Nasıl insanın bebekliğindeki temel vücut düzeni ne ise yaşlanınca da aynı oluyor. Aynı şekilde kainattın başlangıcındaki temel düzen ve sistem ile şimdiki arasında bir fark yoktur. Şayet kainatın düzeni her dönemde değişmiş olsa, bugün bilim diye bir şey olmazdı. Her dönemin bilimsel değerleri farklı olurdu; halbuki bugün bilim adamları geçmişteki bir fosil ya da maddi değerler ile o dönemler hakkında fikir edinebiliyorlar. Bu da gösteriyor ki şimdi durum ne ise geçmişte de aynıdır.

Özet olarak bu gibi düşünce ve fikirler, vehim ve vesveseden başka bir şey değildir; mantık ve akıl bakımdan kıymet vermemek gerekiyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...