Block title
Block content

Alîm-i Mutlak ve Kadîr-i Mutlak ifadelerinde geçen “mutlak” kelimesi hangi anlamda kullanılmaktadır? Zira; Münazarat’ta, “mutlak olanların takyid olunabileceği” ifade edilmektedir. Bu anlamlar arasında tezât yok mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mutlak; “kayıtsız, bir şarta bağlı olmayan, umumiyet üzere, serbest, salıverilmiş, yayılan, intişar eden” demektir.

S. Şerif Cürcanî’nin Tarifat adlı eserinde, “Belli olmayan herhangi ‘bir’e delalet eden şey” diye de tarif edilmiştir.

Mutlakın, bu tariflerle yakından ilgili bir başka tarifi de “Bir şart ve kayda  bağlı olmaksızın dilediğini yapmakta muhtar.” şeklindedir.

Bazen bu kullanımlar arasında tezât var gibi görünürse de, biraz dikkat edildiğinde bütün tariflerin aynı noktaya vardığı görülür.

Cenâb-ı Hakk'ın bütün sıfatları mutlaktır, yani bu sıfatları tecelliden engelleyecek başka sıfatların bulunması muhaldir. Meselâ, Allah’ın kudretinin faaliyetini engelleyecek bir başka kudret yoktur ve  tasavvur edilemez.   Zâten, şeriklerin vücudu yoktur ki, sıfatları da olsun ve İlâhî sıfatların icraatına engel olabilsinler.

“Evet ıtlakın mahiyeti, iştirake zıddır. Çünki ıtlakın manası, hattâ mütenahî ve maddî ve mahdud bir şeyde dahi olsa, yine istilakârane ve istiklaldarane etrafa, her yere yayılır, intişar eder. Meselâ: Hava ve ziya ve nur ve hararet, hattâ su, ıtlaka mazhar olsalar, her tarafa yayılırlar.”(1)

Bir de “bir sözün mutlak olarak zikredilmesi” meselesi var. Böyle bir sözün kayıt altına alınması şöyle olur: Meselâ, okul müdürü falan sınıftan bir öğrencinin gelmesini emretmişse bu emir “mutlaktır”, yani şarta bağlı değildir. O sınıftan her kim gelse bu emir yerine gelmiş olur. Ama müdür, bu teklifini kendisi kayıtlayabilir. Yani, “Falan sınıfın en uzun boylu öğrencisi gelsin.” dediğinde teklifini kayıtlamış olur ve o sınıftan sadece en uzun boylu şahsın gelmesiyle bu emir yerine gelmiş olur.

Nur  Küllîyatından bir misal:

“İşte,  der, neye felâh bulacaklarını tâyin etmiyor. Güyâ o sükûtla der: ‘Ey Müslümanlar, müjde size! Ey müttakî, sen Cehennemden felâh bulursun. Ey sâlih, sen Cennete felâh bulursun. Ey ârif, sen rızâ-i İlâhîye nâil olursun. Ey âşık, sen rü’yete mazhar olursun.’ Ve hâkezâ.” (2)

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, İkinci Şua.

(2) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...