Block title
Block content

Allah herkesi Hz. Ebu Bekir seviyesinde yaratmaya kadirken, niçin ebedi cehennemde yanacağını bildiği insanları yarattı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri bu hususu çok kati bir temsil ile şöylece izah ediyor: 

"İKİNCİ İŞARET"

"Sual: Şerr-i mahz olan şeytanların icadı ve ehl-i imana taslitleri ve onların yüzünden çok insanlar küfre girip Cehenneme girmeleri, gayet müthiş ve çirkin görünüyor. Acaba Cemîl-i Alel'ıtlak ve Rahîm-i Mutlak ve Rahmân-ı Bilhakkın rahmet ve cemâli, bu hadsiz çirkinliğin ve dehşetli musibetin husulüne nasıl müsaade ediyor ve nasıl cevaz gösteriyor? Şu meseleyi çoklar sormuşlar ve çokların hatırına geliyor."

"Elcevap: Şeytanın vücudunda cüz'î şerlerle beraber birçok makasıd-ı hayriye-i külliye ve kemâlât-ı insaniye vardır. Evet, bir çekirdekten koca bir ağaca kadar ne kadar mertebeler var; mahiyet-i insaniyedeki istidatta dahi ondan daha ziyade merâtip var. Belki zerreden şemse kadar dereceleri var. Bu istidâdâtın inkişâfâtı, elbette bir hareket ister, bir muamele iktiza eder. Ve o muameledeki terakki zembereğinin hareketi, mücahede ile olur. O mücahede ise, şeytanların ve muzır şeylerin vücuduyla olur. Yoksa, melâikeler gibi, insanların da makamı sabit kalırdı. O halde insan nev'inde binler envâ hükmünde sınıflar bulunmayacak... Bir şerr-i cüz'î gelmemek için bin hayrı terk etmek, hikmet ve adalete münafidir."

"Çendan, şeytan yüzünden ekser insanlar dalâlete giderler. Fakat ehemmiyet ve kıymet, ekseriyetle keyfiyete bakar; kemiyete az bakar veya bakmaz. Nasıl ki, bin ve on çekirdeği bulunan bir zat, o çekirdekleri toprak altında bir muamele-i kimyeviyeye mazhar etse, ondan on tanesi ağaç olmuş, bini bozulmuş. O on ağaç olmuş çekirdeklerin o adama verdiği menfaat, elbette, bin bozulmuş çekirdeğin verdiği zararı hiçe indirir. Öyle de, nefis ve şeytanlara karşı mücahede ile, yıldızlar gibi nev-i insanı şereflendiren ve tenvir eden on insan-ı kâmil yüzünden o nev'e gelen menfaat ve şeref ve kıymet, elbette, haşarat nev'inden sayılacak derecede süflî ehl-i dalâletin küfre girmesiyle insan nev'ine vereceği zararı hiçe indirip göze göstermediği için, rahmet ve hikmet ve adalet-i İlâhiye, şeytanın vücuduna müsaade edip tasallutlarına meydan vermiş."

"Ey ehl-i iman! Bu müthiş düşmanlarınıza karşı zırhınız, Kur'ân tezgâhında yapılan takvâdır. Ve siperiniz, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Sünnet-i Seniyyesidir. Ve silâhınız, istiâze ve istiğfar ve hıfz-ı İlâhiyeye ilticadır."(1)

Bir fabrikatör bazı işçiler hata edip ürünlerin bazılarına zarar verebilir endişesi ile fabrikayı yapmaktan vazgeçse, fabrikayı yapmaktaki bir çok hayrı ve kazancı terk ettiği için vehham ve divane  addedilir. Cüzi bir şerrin gelmemesi için külli hayrı terk etmek külli bir şerdir. Öyle ise kafirlerin kendi iradeleri ile şerre ve ateşe gitmelerini engellemek için varlığı yaratmamak, ya da başka bir surette yaratmak külli bir şer olup, Allah’ın hikmet ve iradesi ile bağdaşmaz. Kafirlerin hatırı için bu kainat düzeninin geri bırakılması makul değildir.

Üniversite imtihanı tembel talebe ile çalışkan talebenin tefrik ve temyizi için tanzim ediliyor. İmtihandaki amaç iki talebe  arasındaki farkı göstermek ve her hak sahibine hakkını vermektir. Tembel talebenin zarar görmemesi için imtihan iptal edilse veya okullar kapatılsa, yüzlerce çalışkan talebenin hakkı gasp edilmiş olur. Ebu Cehil'in ateşten kurtulması için Ebu Bekir’i (ra) yetiştiren imtihan ortamını lağvetmek, Ebu Bekirlerin hakkını yok saymaktır ki, Allah’ın sonsuz adaleti böyle bir çirkinliğe ve haksızlığa müsaade etmez. Bu yüzden kainatın yaratılması yaratılmamasına tercih edilmiştir.

Herkesin eşit bir seviyede ve hayırlı bir surette yaratılmasına ihtiyaç yoktur. Zira sayısız melekler o vazifeyi zaten ifa ediyorlar. Allah, kendi iradesi ile iman edip ibadete meyledecek varlıkları yaratmayı murat ediyor ki, insanın yaratılmasındaki en büyük sır ve plan budur. Özgür bir iradenin verilmesi elbette zıddını da içermek zorundadır. Yani insan iman etmeye meylettiği gibi, küfre de meyledebilir. İradeyi değerli ve yaratılmaya layık kılan bu ihtimaldir. Bu sebeple Allah iradeyi iki taraflı ve iki yönlü yaratmıştır. Kul kendi kesbi ile Allah’a iman edebileceği gibi, aynı kesbi ile küfre de gidebilir. İşte varlık türleri içinde bu tür özgün ve orijinal bir İlahi projedir. Allah bu tarz bir varlığı murat etmiştir ki, bazı bozuk karakterlerin bu planı geri çevirmesi kabil değildir. Yani Allah kafirlerin haksız hatırı için bu özgün ve orijinal planını terk etmez.

Allah, hayrın derece ve mertebelerini kullarına iyi kavratmak için onun zıttı olan şerleri de yaratmıştır. Zira mutlak olan bir şeyin hakiki bir zıddı olamayacağı için, mevhum ve farazi zıtlara ihtiyaç vardır. Kafirlerin küfrü ve çirkin halleri, hayrın karşısında meratip ve derecelerini anlamakta yardımcı olan farazi ve vehmi hatlardır. Kafirlerin dünyanın imarı için yaratılmasındaki en önemli pay bu kıyastır. Allah insanları yaratırken onları böyle bir hizmet ve vazifeye zorlamamıştır, onlar kendi özgür iradesi ile bu yolu seçmişlerdir.Ve sonunda da hak ettikleri yere, yani cehenneme gireceklerdir.

Üstad Hazretleri bu manaya şu ibareler ile işaret ediyor:

"İşte, muzır kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefihler, Cenâb-ı Hakkın hayvânâtından bir nevi habislerdir ki, Fâtır-ı Hakîm onları dünyanın imâreti için halk etmiştir. Mü'min ibâdına ettiği nimetlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyasî yapıp, âkıbetinde, müstehak oldukları Cehenneme teslim eder."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a.
(2) bk. a.g.e., On Yedinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

karolin
Peki Ebu Cehil gibilerini hiç yaratmasaydı,sadece Ebubekir gibi zatları yaratsaydı olmaz mıydı? Yani Allah iradeleriyle kötüyü seçen,dinsizliği seçen zatları biliyor.Dünya yine imtihan meydanı olup sadece ezeli ilminde,hayra kabil olan kişileri yaratsaydı olmaz mıydı? Yani biz yine mallarımızla ,canlarımızla imtihan olup ama ,şirki seçen insanlar yaratılmadan bu imtihan olmaz mıydı? Çünkü netice olarak Allah Cehenneme gidecek zatları da yaratmış oluyor.Böylece onları Cehenneme sürüklemiş olmuyor mu?Eğer bu şerli insanlar yaratılmasaydı,cehenneme de gitmeyeceklerdi?Gerçi bu zatlar iradeleeriyle seçiyorlar ama yaratılmasalardı,cehenneme gitmeyeceklerdi?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ibrahim3858

Peki bu insanların imtihanı nasıl olacaktı? Yani hz ebu bekir gibi zatların olması bu imtihanın bir sonucu. Yani dediğin zatlar olmasa en yüksek insanı kamiller olmazdı. Bu tıpkı buna benzer ki bir bilim adamı bir hayvanı inceliyor (kas, kemik...) ve inceledikten sonra diyor ki bu hayvanın bacakları biraz daha uzun olabilirdi ve öyle olmasıyla daha çok av yakalardı. Ama o bilim adami hiç düşünmiyor ki eğer Allah öyle yaratsaydı çok fazla av tutup öbür hayvanlar coğalmadan ölürdü ve hikmetsiz iș olurdu. Yani demek ki en hayırlı insanlar bu imtihanla oraya çıkar ve rabbimizin sonsuz hikmetiyle en iyi imtihan budur

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Hayrın kıymet ve dereceleri şerrin müdahalesi anlaşılır sıcak ile soğuk gibi. Halk-ı şer şer değil kesb-i şer şerdir. Kafiri yaratmak şer değil kafirin küfrü seçmesi şerdir. Hem varlık cehennem de olsa yokluktan daha iyi daha ehven bir durumdur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin
Cüz-i bir şerri terketmemek için küllî bir hayrı terketmek küllî şer olur diyorsunuz.Ama bir kafirin cehennemde EBEDİ yanması nasıl cüzî bir şer olabilir ki?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bilerek ve isteyerek cehenneme giden birisinin cehennemde yanması şer bile sayılmaz. Çünkü zarara rızası ile gidene acınmaz sözü külli bir kaidedir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas
A’raf Suresi 172. Ayet Bismillahirrahmanirrahim Hani Rabbin, Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini çıkarıp da onları kendilerine karşı şâhid tutmuştu “sizin Rabbiniz değil miyim?” قاَلُو بَلٰي “ Şâhid olduk!” Tâ ki kıyâmet günü: “Doğrusu biz bundan habersiz kimselerdik!” demeyesiniz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek

İZAFİYET TEORİSİ ni Başlangıçta anlamamıştım. Niçin bu ismi vermişler diye.Sonra KUR’anı okudukça, yaratılışın sırına dair Risaleyi Nurdaki Fevkalade izahları okudukça ‘’İzafiyet’’ kavramını daha iyi anlamaya başladım. Çünkü gerçekten gördüğümüz Kainatta her şey izafi-göreceli. Bu izafiliğe nirengi olacak tek değişmez HAKİKAT,SABİT ölçü ; Yüce ALLAH’ın Varlığıdır.Üstadımız ra KUR’ANIMIZIN insan üstü bir Kelam olduğunu izah ederken Şeytanı konuşturur ve ağzından sorar;’’Kur’anı Allah’ın kelamı gözüyle bakıyorsun.Ona tarafsız bak. Bakalım o harikalıkları görecek misin? ‘’ teklifine ,Üstad ra ; O na kul kelamı gözüyle bakmak senin tarafına geçmektir. KUR’an Allah cc kelamıdır ve İlahi kelam olarak görülmelidir. Bunun ortası yoktur. Ya Allah cc ya da İnsan kelamı olarak görülecektir.Cevabını verir.
Şimdi Kader’e taalluk eden bu gibi meselelere nazar ederken İnsan gözüyle/değerlendirmesiyle bakamayız. Zira Dünyada dahi yüreğimizi burkan bir çok meselede-hatta bazen gaflete düşüp Yaratan’ın önüne geçecek laflar edebiliyoruz. Olayların arkasındaki Yüce Hikmetleri,maksatları,hayırları v.b göremiyoruz. Zaten tam anlamıyla İDRAK etmekten de aciziz.Hz. Musa ve Hızır Kıssası bu gibi durumlara mini bir misaldir. Daireyi genişletirsek Mücazat yeri olan CEHENNEM bizim gözümüzle hoş görünmeyebilir. Hatta bazı Gafillerin ileri giderek –Haşa- Allah’a suç isnat(NOKSANLIKLARDAN MÜNEZZEHTİR) ederek dini hafife almalarına da sebep olabilir. Maide ,Ayet.15.Allah cc tarafından ,Size nur ve hakikatleri açıklayan bir kitap geldi.17.göklerin ve yerin,ikisi arasındaki tüm varlıkların hakimiyeti Allah’a aittir.Nisa .135. Bütün işlerinizde Adaleti ayakta tutun…..Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten ayrılmayın….ve .. NİSA .79.EY İNSAN Sana gelen her iyilik ALLAH’TANDIR. Başına gelen her fenalık ise NEFİSTENDİR.
Şu neticeye varabiliriz. Bize şer-kötü veya hoş görünmeyen (dünya ve ahirette) nice hadise vardır ki onlar aslında GÜZEL,İYİ,HAYIR lardır da biz göremiyor veya layıkıyla İDRAK edemiyoruz.Dünyada bir tarafımıza ateş dokunduğu zaman çektiğimiz acıyı KIYAS alıp Cehennem Ateşinin vereceği acının dayanılmazlığı karşısında AKLIMIZ KARıŞIYOR ve FELSEFİ bir takım düşüncelerle çıkış arıyoruz. BAKARA 223 ve 286 ayetlerde** Allah’ın cc Kullarına taşıyamayacağı yük yüklemeyeceği, teklif etmeyeceği** ifade edilmektedir. Bu İlahi sözcüklerin manasının sadece Dünya ‘ya baktığını düşünmeyelim. Nasıl ki Cenneti Ala da Nefisler tatmin edilecek ,o nefisler ki Dünya lezzetlerinin cazibesiyle Hata ve Günahlara meyil etmiş idi. Cennet nimetlerinin nihayetsiz tadlarına takat getiren İnsan, aynen bunun zıddı konumunda olan CEHENNEM MÜCAZATINADA TAKAT GETİRECEKTİR. Yani Ahirette dahi Cenabı Hak KUL’unun kaldıramayacağı ceza ve mükafatı onun omuzuna yüklemeyecektir. Nasıl ki Dünyada dahi bir İnsana güç yetiremeyeceği cezayı vermek bir nevi ZULÜM ise, ahirette de aynı hüküm geçerli olmak lazımdır. Aksi takdirde ADALET kavramı tahakkuk etmez Adil sıfatı da tam manasıyla tecelli etmez.KADİR İSMİNİN doğrudan tecellisi Ahirete daha çok bakıyordu ise ADL ,Hakim,isimleriyle ADİL sıfatının tecellileri de çoğunluk itibarı ile AHİRETE bakıyor. Doğrusunu ALLAH cc bilir.Kadir geceniz Mübarek olsun.Allah cc Nasipdar olan kulları arasına bizleri de alsın. Amin.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...