Block title
Block content

Allah insanı yok edebilir mi? Bu sorunun cevabına "evet" dersek o zaman insanın bekasından emin olamayız demektir. Cevap olarak hayır dersek o zaman da Allah'ın, -haşa- insanı yok edebilecek gücü yoktur demektir?..

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Öncelikle yokluk kavramı üzerinde duralım. Yokluk; mutlak ve mukayyed olmak üzere iki kısımdır.

Mutlak yokluk: Ebedi ve ezeli hiçliktir ki; bu aklen de dinen de imkansız bir durumdur. Zira iki zıt aynı anda cem olmaz. Nasıl bir odada karanlık ve ışık aynı anda bulunamaz ise; vacip bir varlık ile mutlak yokluğun bir arada olması imkansızdır. Allah’ın ezeli ve ebedi varlığı, ebedi ve ezeli olarak yokluk kavramına müsaade etmez. Bu yüzden yokluk yoktur. Olmayan bir şeye insanın atılması da aklen imkansız ve safsata olur.

Mukayyed Yokluk: Mümkün olan varlıkların yani; varlığı ve yokluğu eşit olan şeylerin, henüz harici vücut olan maddi alemde olmamaları halidir. Varlığın çok çeşitleri ve boyutları vardır. Harici vücut yani; maddi alem, bu varlık çeşitlerinden sadece bir tanesi, hatta en zayıf olanıdır. Eşya maddi aleme intikal ettirilmeden önce, mahiyet olarak Allah’ın ilminde meskundur. Biz yokluk derken, sadece maddi alemde olmamayı kast ediyoruz, yoksa hakiki anlamda yokluk yukarıda da izah edildiği üzere yoktur. Bu sebeple eşya varlığın ilmi boyutunda varken, maddi boyutunda olmamayı ifade için mukayyed yokluk diyoruz. Yoksa, yokluk diye bir şey yoktur.

Bu açıklamalardan sonra sorunun temelinin fasit ve bozuk olduğu ortaya çıkar. Soru belki şöyle sorulmalıdır: Allah, insana maddi ve harici vücut vermekten vazgeçebilir mi?

Allah, bütün peygamberleri ve kitapları vasıtası ile, ebedi bir hayatın olduğundan haber veriyor. Allah, insana ebedi alem hususunda garanti verip söz veriyor. Allah’ın sözünde durmaması muhal olduğuna göre; insanı yok etmesi yani; harici bir varlığa mazhar etmemesi düşünülemez.

Allah, kusur ve eksiklerden münezzeh ve mukaddestir. Sözünden ve vaadinden dönmek ise; tam bir eksiklik, tam bir kusurdur. Öyle ise; Allah’ın sözünden ve vaadinden dönmesi imkansız bir durumdur.

Allah’ın isimleri içinde, "Sadıku-l Vaadi-l Emin" yani; o vaat ve sözünde emindir ismi de vardır. Sözünde ve vaadinde durmamak; ancak aciz ve zelil olanların şiarıdır; Allah böyle bir acizlik ve zelillikten münezzeh ve mukaddestir. Öyle ise Allah, milyonlarca defa vaat etmiş olduğu bekayı insana verecektir, bunun önünde hiçbir engel yoktur.

Allah’ın, insanı harici varlık alemine çıkarmaması ve kısmi bir yokluğa mahkum etmesi mümkinattandır. Yani; Allah’ın buna kudreti yeter, isterse bunu yapabilir. Ama her mümkünü vaki gibi telakki etmek ve öyle hükme kalkışmak, ilim açısından caiz değildir. Zira bir delil ve ispattan neşet etmeyen vehim ve kuruntulara itibar edilmez. Yani; Allah’ın beka alemini vermeyecek olması, delil ve ispat ile sabit olmadıkça değeri yoktur, ilmi bir mesele değildir. Bu olsa olsa şeytanın vehim ve üflemesi olabilir. Bu sebeple vehim ve kuruntularla hareket edilmez. Allah’ın kısmi ve kayıtlı olarak insanları yokluğa mahkum etmesinin mümkün olması vaki olacağı anlamına gelmez.

Her mümkünü vaki telakki edip öylece yaşayacak olsak, hayat çekilmez ve işkence olurdu. Aynı zamanda, Allah’ın isim ve sıfatları ile de çelişirdi. Zira beka aleminin kurulmasının o kadar çok gerekçe ve sebepleri var ki, Allah’ın bunları yok sayması isim ve sıfatlarına yakışmaz. Mutlak hayırdan hayır, mutlak nurdan nuranilik çıkar, şer ve zulmet çıkmaz...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, Birinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4330 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

greatweb
Güzel bir cevap olmuş; teşekkür ederim.
Log in or register to post comments
sami

Evet İnsan için mutlak yokluk diye bir şey yoktur. Herhangi bir Alemde olmayan Cenab-ı Hakkın İlminde hazırdır. Editörümüz çok güzel açıklamış..

Ayrıca bu mesel için Risale-i Nur külliyatına 2. Şua Ve 24. Mektub gibi risalelere bakılabilir.

Ben Sorudaki mantığın bozukluğuna bir örnekle dikkat çekmek istiyorum; Mesela birisi dese ki: "Bir Anne çok sevdiği yavrusunu öldürebilecek gücü ve kuvveti var mıdır? Bu sorunun cevabına evet dersek o zaman o çocuğun güvenliğinden emin olmayız." demek gibi yanlış bir mantık olur. Evet bir Anne bıçakla silahla veya boğarak çocuğunu öldürebilecek kuvvete haizdir. Ama bunu kuvvetine bakarak çocuğun güvenliğinin tehlikede olduğunu farz etmek manasızdır.

Bu mevzu ile ilgili 10. sözde denilir ki:

"Eğer, başka yerde dahi onlara tam mazhar olacak mekân bulunmazsa, o vakit, gündüzü dolduran ziyâyı gördüğü halde, güneşin vücudunu inkâr etmek derecesinde bir divânelikle, şu her şeyde bulunan gözümüz önündeki hikmeti inkâr etmek, şu nefsimizde ve ekser eşyada her vakit müşâhede ettiğimiz inâyeti inkâr etmek ve şu pek kuvvetli emârâtı görünen adâleti inkâr etmek ve şu her yerde gördüğümüz merhameti inkâr etmek lâzım geldiği gibi, şu kâinatta gördüğümüz icraat-ı hakîmâne ve ef'âl-i kerîmâne ve ihsanât-ı rahîmânenin sahibini-hâşâ, sümme hâşâ-sefih bir oyuncu, gaddar bir zâlim olduğunu kabul etmek lâzım gelir ki; nihayetsiz muhâl bir inkılâb-ı hakâiktir. Hattâ her şeyin vücudunu ve kendi nefsinin vücudunu inkâr eden ahmak Sofestâîler dahi bunun tasavvuruna kolay kolay yanaşamazlar."

Log in or register to post comments
Yükleniyor...