Block title
Block content

"Allah, kendinden büyük taş yaratabilir mi?" sorusuna cevap buldum, vesvese bitti kurtuldum. Bu kez, "Allah kendini yok eder mi?", vesvesesi gelmeye başladı. Bu vesveseler neden geliyor ve bu sorunun cevabını Risaleler ışığında verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Varlık; vacip, mümkün ve mümteni olmak üzere üç sınıftır.

Vacip olan varlık, Allah’ın Zatı ve sıfatlarıdır. Yani varlığı zaruri olup, bir başkasına muhtaç olmadan ezelde var olan varlıktır. Bu varlıkta (ki Allah'tır), değişme, dönüşme, başkalaşma, yok olma gibi haller mümkün ve caiz değildir.

Mümkün; varlığı ve yokluğu müsavi olan ve varlık sahasına çıkmak için Vacip olan Allah’a muhtaç olan varlıklara denir.

Mümteni; varlığı asla mümkün ve caiz olmayan şeylere denir. Mesela, insanın İlah olması mümtenidir.

Allah’ın ezeli ve ebedi olan sıfatları, taalluk (Faaliyet sahası) ve tecelli noktasından farklı farklı tecelli eder.

İlim ve Kelam Sıfatı: Varlığın hem Vacip hem mümkün hem de mümteni olan kısmına tecelli eder. Yani Allah’ın ilmi hem kendini hem mümkünü hem de muhali ihata eder ve bilir. Kelam sıfatı da aynı ilim gibidir.

İrade ve Kudret Sıfatı: Varlığın sadece mümkün sınıfına taalluk ve tecelli eder. Vacip ve mümteni sınıflara tecelli ve taallukları yoktur. Şayet olsa idi Allah’ın kendi Zatı ve sıfatları hakkında tebdil ve tagayyürü aynı zamanda mahluku ilah yapma gibi şeyler caiz olurdu. Bu sebeple bu iki sıfat sadece mümkünde tecelli ve taalluk eder.

 Allah’ın kudret ve irade sıfatı kendi Zatında taalluk (Faaliyet sahası)  etmediği için, kendi kendini yok etmesi de mümkün değildir. Zaten mutlak yokluk diye bir şey olmadığı için Allah’ın kendi ezeli ve ebedi Zatını oraya atması veya onu mahkum etmesi mümkün ve caiz değildir. Allah’ın ezeli varlığı ezeli olarak mutlak yokluğu mutlak bir şekilde yok ediyor. Yani yok diye bir şey yok ki Allah yok olabilsin. Allah’ın irade ve kudret sıfatının faaliyet alanı sadece ve sadece varlığı ve yokluğu eşit olan  mümkinattadır. 

Sem ve Basar Sıfatı: Bu sıfatlar mümkün içinde sadece mevcut sınıfında tecelli eder. Yani madum sınıfında tecelli ve taallukları yoktur. Zaten madum, olmayan demek olduğu için görülmesi ve işitilmesi söz konusu değildir.

Vesvese, insana terakki etmek ve teyakkuzda kalmak için musallat edilmiştir. Yani insan vesvese ettiği şeyi araştırıp talim ederse, insan için bu ilmen bir terakkidir. Düşmanı olmayan bir ülkenin nasıl savunma ve askeri gücü zayıflayıp atalete düşüyor ise, aynı şekilde düşman ve mücadele edeceği bir şey olmayan insan da fıtraten yeknesak ve atıl bir vaziyette kalıyor. Halbuki dünya bir imtihan ve terakki yeridir. Terakki ve imtihan için de mücadele ve mücahede  etmek gerekir. Mücadele ve mücahede için de düşman ve rakip gerekir. İşte vesvese insana terakki için musallat edilmiş bir düşmandır.

Bu vesvese düşmanına karşı en güzel silah ilimdir. Yani vesvese ettiğin şeyin içyüzünü bilmek ve o konuya etraflıca vakıf olmak, vesvesenin halli için kafidir. Bu yüzden korkmadan telaş etmeden vesveseden gelen noktaları talim ve tetkiki yoluna gidilmelidir.

Vesvese ilmin müşevvikidir. Mesela, "Nafile namaz nedir? Farz namaz nedir?" deyip ilmihali inceleyip, ona göre amel edersek, şeytan o noktadan bizi aldatamaz.

Üstad Hazretlerinin  vesvese bahsinde dediği gibi, vesvese bir hüküm ya da tasdik olmadığı için insanı mesul etmez. Tek zararı, mesul oldum zannına düşüp, ümitsizliğe kapı açmaktır. Vesvesenin kalpten gelmediğinin ve hükümsüz olduğunun en büyük şahidi, kalbin müteessir olup üzülmesidir. İnsan kabul edip tasdik ettiği bir şeyden dolayı üzülmez. Demektir ki, bir insan gelen vesveseden üzülüp sıkılıyor ise, bu onun kalbinden gelmediğinin en büyük delilidir.

Terakki ve tekemmül eden her Nur yolcusunda bu vesvese süreci yaşanıyor. Bu yüzden sadece bana mahsus mu deyip endişelenmeye de gerek yok. Hatta terakki ve tekemmülün de bir işareti bir alametidir vesvese. İlim ve terakki vesveseyi belli bir zamandan sonra tard edip kovalıyor. Bize düşen görev,  bu terakki ve ilmi seviye ulaşmaya çalışmaktır.

Marifet ve imanda ne kadar terakki edersek, vesvese de o derece sukut eder. Sizin haliniz bir eksiklik ve noksanlık değil, tam tersi terakki ve tekemmülün bir işareti bir alametidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...