Block title
Block content

Allah sonsuz cemal ve kemalini neden görmeyi ve göstermeyi dilemiş? Burdaki niyeti, iradenin bu şekilde olmasının nedenini bir türlü anlayamadım? Hedefi anladım, ama niyeti anlayamadım, bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainatın ve içindekilerin yaratılma gerekçelerinde aslan payı  Allah’ın kendi cemal ve kemalini mahlukat aynasına görmek ve göstermek istemesidir. Bu yüzden mahlukatı kesretle yaratıp icat ediyor.

"Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım." (1)

hadisi de bu manaya işaret ediyor.

Yani şu kainat sarayının yaratılma gerekçesi, Allah’ın isim ve sıfatlarını bu kainat sahnesinde tecelli ettirip hem kendi İlahi nazarı ile hem de gayrın nazarı olan mahlukatın nazarı ile bu tecellileri seyredip müşahede etmektir. Kainatta sergilenen isimlerin en büyük gözlemcisi ve seyircisi Allah’ın bizzat kendisidir; sonrada sırası ile insanlar, melekler, cinler ve ruhanilerdir. Yani kainatın asıl yaratılma gerekçesi Allah’ın kendini tanıtmak ve sevdirmek istemesidir diyebiliriz.

Bu yaratma gerekçesinin niyet ve irade boyutunda da şuunat-ı İlahi vardır. İnsan nasıl kendi güzelliğini görmek ve göstermekten bir keyif ve lezzet alırsa, aynı şekilde ama kudsi olarak Allah da kendi sonsuz kemal ve cemalini görmek ve göstermekten bir keyif ve lezzet alır. Bu Allah’ın şuunatıdır, yani İlahi bir keyfiyetidir. Bu keyfiyet sayesinde kainatta bir hareket ve faaliyet vardır.

Sevmek, lezzet almak, hoşlanmak insan için birer şe’ndir. Allah da mahlûkatını sever ama, bizim bir eserimizi sevmemiz gibi değil. İşte bu İlâhî muhabbeti, mahlûkatın sevgilerinden ayırmak için “mukaddes” kelimesi kullanılır. Allah da kulunun ibadetinden memnun olur. Ama, bu memnuniyet bir padişahın kendisine itaat eden bir askerinden memnuniyeti cinsinden değildir. İşte bunu zihinlere yerleştirmek için “memnuniyet-i mukaddese” tabiri kullanılıyor. Bunlar da şuunat-ı İlahiyedendirler. Allah’ın bütün mahlûkatının ihtiyaçlarını görmekte bir lezzet-i mukaddesesi vardır. Ama bu lezzet, bizim bir fakiri giydirmekten yahut doyurmaktan aldığımız lezzet gibi değildir.

“Her bir faaliyette bir lezzet nev’i vardır.” hakikatından hareket ederek kâinata nazar ettiğimizde, Cenâb-ı Hakk’ın herbir fiilini icra etmekte, herbir ismini tecelli ettirmekte bir lezzet-i mukaddesesi olduğu aklımıza görünür. Bu lezzetin keyfiyetini ise akıl idrak edemez. Zira, akıl ancak mahlûkat sahasında düşünebilir.

Özet olarak, sonsuz cemal ve kemalin gözlemlenme ve müşahede edilme isteği, Allah’ın bir şuunatı ve İlahi bir keyfiyetidir. Tabir biraz dar biraz riskli ama şunu diyebiliriz ki Allah kendini görmek ve göstermekten İlahi bir lezzet ve keyif alıyor, bu yüzden mahlukatı icat etmiştir.

(1) bk. Keşfu’l-hafâ, II/132, hadis: 2016.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Birinci Söz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3116 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...