Block title
Block content

Allah sonsuz güç ve kudret sahibidir. Kainatı yarattıktan sonra, neden yine kendi koyduğu kanunlara bırakmıyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Faraza bıraktı diyelim, bıraktıktan sonra kainatı kim idare edecek? Çünkü kainatı idare etmek için yine sonsuz bir ilim, irade ve kudret gerekecek.

Trilyonlarca yıldız, galaksi ve gezegenleri boşlukta muazzam bir hızla döndürme ve dolaştırma işini Allah’tan başka kim yapabilir ki, Allah bu işi ona tevdi etsin.

Kainatta insandan daha akıllı bir mahluk bulunmuyor; insan ise çok aciz ve cahil. Öyle ise kainatın içindeki sonsuz bir ilim gerektiren şeylerin hesabını ve bilgisini kim tutacak, kim yönetecek.

Yine kainatta sayısız tercihler ve seçenekler görüyoruz; sayısız tercihler ise ancak sonsuz bir irade ile gerçekleşebilir. Yani kainat içindeki sonsuz seçimleri yine sonsuz bir irade yerine getirebilirken, biz bu işi Allah’tan başka kime havale edebiliriz ki?..  

Yani kainatın yoktan var edilmesi bir mucize iken, var edildikten sonra tedbir ve idare edilmesi de ikinci bir mucizedir. Mucizeleri ise sadece Allah yaratabilir.

Kainatı idare etme konusunda Allah’a vekalet edebilecek bir adayınız varsa söyleyin, yoksa susun ve tevhide sarılın...

"Şu kâinattaki ecrâm-ı semâviyenin kıyamları, devamları, bekaları, sırr-ı kayyûmiyetle bağlıdır. Eğer o cilve-i kayyûmiyet bir dakikada yüzünü çevirse, bir kısmı küre-i arzdan bin defa büyük milyonlarla küreler, feza-yı gayr-ı mütenâhi boşluğunda dağılacak, birbirine çarpacak, ademe dökülecekler."

"Nasıl ki, meselâ havada, tayyareler yerinde binler muhteşem kasırları kemâl-i intizamla durdurup seyahat ettiren bir zâtın kayyûmiyet iktidarı, o havadaki sarayların sebat ve nizam ve devamlarıyla ölçülür. Öyle de o Zât-ı Kayyûm-u Zülcelâlin madde-i esiriye içinde hadsiz ecrâm-ı semâviyeye nihayet derecede intizam ve mizan içinde sırr-ı kayyûmiyetle bir kıyam, bir beka, bir devam vererek, bazısı küre-i arzdan bin ve bir kısmı bir milyon defa büyük milyonlarla azîm küreleri direksiz, istinatsız, boşlukta durdurmakla beraber, herbirini bir vazifeyle tavzif edip gayet muhteşem bir ordu şeklinde, emr-i kün feyekûn'dan gelen fermanlara kemâl-i inkıyadla itaat ettirmesi, ism-i Kayyûmun âzamî cilvesine bir ölçü olduğu gibi, her bir mevcudun zerreleri dahi, yıldızlar gibi, sırr-ı kayyûmiyetle kaim ve o sırla beka ve devam ediyorlar."(1)

Burada eşyanın sürekliliği ve devamlılığı üzerinde duruluyor. Yani kainata dikkatle bakıldığında, her şeyin ve sistemin istikrarlı ve düzenli bir şekilde devam ettiği görülüyor. Bazen bir şeyin var olmasına sebep olursunuz, ama arkasını ve devamını getiremezsiniz. Demek var oluşuna sebep olmakla devamına sebep olmak iki ayrı hakikattir.

Kainatta galaksiler, gezegenler belli bir yörünge ve akış içinde milyarlarca yıl hiç bozulmadan hiç sağa sola sapmadan devam edip gelmişler ki, buna devamlılık ve istikrar deniliyor. Bu da kayyumiyetin farklı bir yönüdür.

Sadece cisimler ve cirimler değil, kainatta cari olan kanunlarda aynı şekilde devamlı ve istikrarlı bir şekilde kayyumiyet sırrı ve cilvesi ile devam etmektedirler. Düşünsenize, her sabah kalktığımızda yeni bir düzen yeni bir sistem yeni bir kanunlar zinciri ile karşı karşıya kalıyoruz...

Mesela, gemiciler bir bakmış suyun kaldırma kanunu gittiği, için her şey batıyor. Yerin çekim kuvveti yasası bittiği için eşya havada yüzüyor, o zaman hayat felç olur, yaşam diye bir şey kalmaz.

İşte bu kanun ve sistemin istikrarlı bir şekilde devamlı oluşu kayyumiyetin bir sırrı bir cilvesidir.

Bütün bu işleri çekip çevirmek de ancak sonsuz bir ilim, irade ve kudretle mümkündür. Bu yüzden kainatın kendi kendine bırakılması diye bir şey söz konusu değildir.

Allah’ın -haşa- olmadığı bir an düşünmek muhaldir. 

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Altıncı Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 731 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...