Block title
Block content

Allah'ı inkâr etmiyen maddiyyûn kimlerdir; "muattıla" ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Muattıla, bugünkü ifadesi ile ateistlerdir. Bunlar külliyen Allah’ın varlığını inkar ediyorlar ve tamamı ile materyalisttirler. Yani her şeyi ya tabiat yapmış ya tesadüfen olmuş ya da sebeplerin eli ile oluyor diyorlar.

 Üstad Hazretleri bunlara şu ibareleri ile değiniyor:

"Veyahut, Hâlıkı inkâr eden fikirsiz, sersem muattıla gibi, Allah'ı inkâr mı ediyorlar ki Kur'ân'ı dinlemiyorlar? Öyleyse, semâvat ve arzın vücutlarını inkâr etsinler; veyahut "Biz halk ettik" desinler, bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp divaneliğin hezeyanına girsinler. Çünkü, semâda yıldızları kadar, zeminde çiçekleri kadar berâhin-i tevhid görünüyor, okunuyor. Demek yakîne ve hakka niyetleri yoktur. Yoksa bir harf kâtipsiz olmaz bildikleri halde, nasıl bir harfinde bir kitap yazılan şu kâinat kitabını kâtipsiz zannediyorlar?"(1)

Ayrıca Üstad Hazretleri itikadı üç makam olarak tarif ediyor, şöyle ki:

"Ve keza, itikadda da tatil ifrattır, teşbih tefrittir, tevhid vasattır."(2)

Ta'til, Allah’ın varlığını inkar etmek, teşbih ile Allah’ı mahlukata benzetmek ya da cisimleştirmek; tevhit ise hem varlığını ve birliğini kabul etmek, hem de cisim ve teşbihten tenzih ve takdis etmektir.

Maddiyun: Maddeciler demektir. Her şeyin esası madde olduğunu iddia edip, ruhaniyatı inkâr eden dinsizler, her şeyi madde ile ölçenler demektir. Masnuât-ı İlâhiye olan mahlukatı ve zerrelerin muntazam hareketini, tesadüf eseri gibi kabul ve tevehhüm edip dinsizliğe yol açmağa çalışan fikri bir cereyandır. Bu cihetle bunlar muattaladır, yani ateisttirler.

"Maddiyyun denilen bir kısım ehl-i dalâlet, zerrattaki tahavvülât-ı muntazama içinde Hallâkiyet-i İlâhiyyenin ve kudret-i Rabbâniyenin bir cilve-i âzamını hissettiklerinden ve o cilvenin nereden geldiğini bilemediklerinden ve o kudret-i Samedâniyenin cilvesinden gelen umumi kuvvetin nereden idare edildiğini anlıyamadıklarından, madde ve kuvveti ezeli tevehhüm ederek, zerrelere ve hareketlerine âsâr-ı İlâhiyyeyi isnad etmeye başlamışlar."

"Fesübhanallah! İnsanlarda bu derece hadsiz cehalet olabilir mi ki, mekândan münezzeh olmakla beraber herbir yerde herbir şeyin icadında her şeyi görecek, bilecek, idare edecek bir tarzda bulunur bir vaziyetle yaptığı fiilleri ve eserleri; câmid, kör, şuursuz, iradesiz, mizansız ve tesadüf fırtınaları içinden çalkanan zerrâta ve harekâtına vermek, ne kadar câhilâne ve hurafetkârâne bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir."

"Evet bu herifler vahdet-i mutlakadan vazgeçtikleri için, hadsiz ve nihayetsiz bir kesret-i mutlakaya düşmüşler; yâni; bir tek İlâhı kabul etmedikleri için, nihayetsiz İlâhları kabul etmeye mecbur oluyorlar. Yâni; bir tek Zât-ı Akdesin hassası ve lâzım-ı zâtisi olan Ezeliyeti ve Hâlikıyeti, bozulmuş akıllarına sığıştıramadıklarından; o hadsiz, nihayetsiz câmid zerrelerin ezeliyetlerini, belki Uluhiyetlerini kabul etmeye mesleklerince mecbur oluyorlar..."(3)

Maddecilik üç temel ekolden oluşur. Diyalektik materyalistler, Vülger Materyalistler ve Mekanik Materyalistlerdir. Bunlardan sadece mekanik materyalistler ilk sebep olarak Allah’ı kabul ederler, diğer iki ekol ise tam manası ile ateisttir. Mekanik materyalistler de Allah’ın Uluhiyet ve Rububiyet sıfatını inkar edip Allah’ı sadece bir ilk sebep olarak kabul ediyorlar.

Ukul-u aşere: Kelime olarak on akıl, ilk akıl, hılkî ve cibilli olan akıl demektir. Bir kısım eski ve sapık felsefecilere ve hususan İşrakıyyuna göre; teselsül tâbiri ile müessiriyetini iddia ettikleri sebeblerden birincisidir. Bunun neticesi şirke gider.  Bunlarca, akl-ı evvel Allah'ın mahluku olup ve bundan ikinci akıl, ikincisinden üçüncü akıl... ve böylece "Ukul-ü Aşere" dedikleri birbirinden türeyen on akıl varlığı tevehhüm edilerek dalâlete gidilmiştir.

"Eski felsefenin bir düstur-u itikadiyesinden olan 'Birden bir sudur eder.' Yani, 'Bir zattan, bizzat bir tek sudur edebilir. Sâir şeyler vasıtalar vasıtası ile ondan sudur eder.' diye, Ganiyy-i alel-ıtlak ve Kadir-i Mutlakı, âciz vasaite muhtaç göstererek, bütün esbaba ve vasaite, rububiyyette bir nevi şirket verip Halik-ı Zül Celâle 'Akl-ı evvel' nâmında bir mahluku verip, âdeta sair mülkünü esbaba ve vasâite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-alûd ve dalâlet-pişe o felsefenin düsturu nerede?.. Hükemânın yüksek kısmı olan İşrakıyyun böyle halt etseler; maddiyyun, tabiiyyun gibi aşağı kısımları ne kadar halt edeceklerini kıyas edebilirsin."(4)

Bahsi geçen şahsın Allah’ı inkar etmeyen maddeciler dediği kesim, bu on aklı savunan Hükemânın yüksek kısmı olan İşrakıyyun gurubudur ki bunlara tam anlamı ile materyalist demek doğru olmaz. Üstad Hazretleri yukarıdaki paragrafın son cümlesi ile bu manaya işaret ediyor.

Belki mekanik maddeciler dese kısmen doğru olabilirdi. Bahsi geçen müellifin felsefe derinliğinin olmadığı ifadelerinden anlaşılıyor. Hükemânın yüksek kısmı olan İşrakıyyun müşrik olabilirler ama kesinlikle maddeci değildirler.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.
(2) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Fâtiha Sûresi
(3) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte.
(4) bk. Sözler, Otuzuncu Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Şule, Birinci Şua, İkinci Suret | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 6647 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...