Block title
Block content

Allah'ın, kainatı yaratmasının hikmeti; "Ben gizli bir hazine idim bilinmek istedim" kudsi hadisi ile ifade ediliyor. Fakat kendisinin, görerek değil de, gaybi olarak, akli nakli delillerle tanınmasını istiyor. Tanınmak isteyen neden gizleniyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir şey kemali zuhurundan, şiddeti zuhurundan gizlenip görünmeyebilir. Mesela, güneşin ışığı, çok şiddetli olduğunda, insanın gözü güneşi görmekte ve ona bakmakta zorlanır.

Cenab-ı Hak, şu kainatta  isim ve sıfatları ile o kadar şiddetli tecelli etmiştir ki, Onu çıplak akıl ile görmek çok zor hale gelmiştir. Tıpkı çıplak gözle güneşe bakmak nasıl mümkün değil, gözlük olmadan bakılmaz ise, aynı şekilde  insan çıplak aklı ile tecelliyat içindeki şiddetli zuhurat ve görünmek manasını fark  edemiyor. Ancak vahiy gözlüğü ile bakarsa, o zaman fark edip görebiliyor.

İnsan kulağı belli bir frekansın üstündeki şiddetli gürültü ve sesleri duyamaz. Yani  şiddetli tecelli; duymamaya, görmemeye sebep olabilir. İşte, vahyin frekansı, insanın mahiyetine uygun olduğundan, ya da tabiri caizse, adaptör gibi insanla kainatı telif ederek kainat kitabını rahatla okumayı sağlıyor.

Zıddın ademi ile görünmemesi meselesi ise; insan bazı şeyleri ancak zıttı ile anlar, kıyas ile kavrar. Mesela, soğuk olmazsa, sıcak anlaşılmaz, mertebe ve dereceleri kavranmaz. Gece olmazsa, gündüzün kıymet ve derecesi anlaşılmaz. Hakiki manada Allah’ın da bir zıddı, bir rakibi, bir benzeri olmadığından, kavramak ve anlamak zorlaşıyor. Hatta ihata ile idrak etmek imkansız oluyor. Bizim gizlenmek ve saklanmak dediğimiz şey, aslında izafi ve soyut bir kavramdır ya da şiddetli görünmenin farklı bir mertebe ve makamıdır.

Bu yüzden Allah, kendi mutlak isim ve sıfatlarını, bir parça kavratmak ve idrak ettirmek için farazi zıtlar ve itibari ölçüleri yaratıp insanın eline vermiş. Ta ki, insan, kıyas yolu ile Allah’ı bilebilsin. İşte, kainatta Allah’ın zıddı, rakibi ve kıyası olmayınca, çıplak akıl ile görünmüyor. Onun için, vahyin terbiyesi altına girmiş bir ene dürbünü ile bakıldığında, bir parça görünür ve anlaşılır.

Özet olarak, Allah hem rakipsiz her şeyi ihata ettiği, hem de şiddetli bir şekilde zuhur edip tezahür ettiği için saklanıyor gibi duruyor. Üstad Hazretlerinin,

“Ey şiddet-i zuhurundan gizlenmiş ve ey azamet-i kibriyasından istitar (tesettür) etmiş olan Zât-ı Akdes...”(1)

ifadesi de bu manaya matuftur.

(1) bk. Şualar, Üçüncü Şua (Münacat)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Birinci Söz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4695 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...