Block title
Block content

Allah'ın kudreti önce kainatı sonra insanı yarattığına göre, kudrette değişiklik olmaz mı? Yarattığı şeye göre değişmez mi? Risaleler ışığında bir cevap vermenizi bekliyorum.

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, zaman ve mekan bütün mahlukatı içine alan iki genel kavram olup, Allah tarafından hiçten ve yoktan ihdas edilmiştir. Yani dünya da insan da bu zaman ve mekan kalıbının içinde iki küçük nokta, iki basit mahluktur.

İkincisi, öncelik ve sonralık kavramları zamanın bir tarifi ve işlevidir ve zamanla başlar zamanla biter. Allah zaman ve mekanı yaratmadığı durumlarda öncelik ve sonralık diye bir olgu yoktu. Dolayısı ile ezeli ve ebedi olan kudretin zaman ve mekandan etkilenip değişime uğraması mümkün değildir.

Üçüncüsü, mümkün münfaildir; vacip ise faildir. Fail etkilenen değil, etkileyendir. Mümkün, her halinde vacip olan Allah’ın kudretine muhtaçtır. Mutlak muhtaç olan bir şeyin mutlak bir kudrete tesir edip başkalaştırması tam bir safsata olur. Senarist senaryo üzerinde istediği şekilde oynama yapıp, senaryoyu değiştirebilir, ama senaryo senarist üstünde en küçük bir oynama ve değişiklik yapamaz. Kudret ile mahlukatın ilişkisi de aynı senarist ile senaryonun ilişkisi gibidir.

Dördüncüsü, ezeli olan bir şey zaten mutlak kemaldedir. Yani en mükemmel seviyededir.  Mutlak kemalde, değişmeye konu teşkil edecek eksiklik ya da fazlalık olmadığı, için asla değişip dönüşmez. Değişim ve dönüşüm eksik ve kusurlu şeylerde olur.

Beşincisi, sanatkar ile sanat arasındaki münasebet, sanat noktasındandır. Mahiyet ve vasıf alış verişi şeklinde değildir. Sanatkar, sanatının üstünde, bilgi, beceri ve hünerlerini sergiler, kendine ait bir vasfı o sanatına aktarması gerekmez. Ya da sanatında yapmış olduğu bir hal ve vasıf ile muttasıf olması gerekmez .

Mesela, marangoz, maharet ve becerisi ile güzel bir masa yapsa, o masaya kendine ait hayat ve konuşma gibi sıfatlarını vermesi gerekmediği gibi, o masaya has olan vasıf ile de vasıflanması gerekmez. Herhangi bir vasıf alıp vermeden de o masayı yapabilir .

Allah ile mahlukat arasında da yaratma ve yaratılma ilişkisi vardır. Allah, kendinde olması  caiz olmayan bir vasfı sanatına verebilir. Mesela, Allah bize mide ve bağırsak vermiştir. Bunları verdi diye kendinde de mide ve bağırsağın olmasını varsaymak yanlış bir önerme olur. Allah, insana acizlik ve fakirlik gibi halleri vermiş ki, aciz ve fakir olmayan Allah’a ulaşabilsin, idrak edebilsin, insana bu halleri vermesi de kendinde olmasını gerektirmez.

Allah, ilm-i ezelisi ile her şeyin hakikatini ve içyüzünü bilir ve onun ilminde de hiçbir şey saklanamaz. Senin, içinde olduğun bir hali, Allah, içinde olmadan, ilmi ile bilebilir. Hatta Allah’ın ilmi bizim cüzi ve arızi ilmimiz gibi olmadığı için, senin, içinde bulunduğun hali yaşamadan, senden daha iyi bilir. Onun, ilm-i ezeli ve her şeyin içine nüfuz  eden bir ilimdir.

Allah’ın kainatı yaratmasına bakarak, öyle ise yaratılan gibidir, diye sakat ve mantıksız bir hükme gitmek tam bir hezeyan olur. Allah zaman ve mekanı yoktan temassız bir şekilde yarattı, sonraki yaratmalarını da biz zaman kıstasları ile idrak ediyoruz. Yani dünyanın önce yaratılması ile insanın sonra yaratılması bize göredir; Allah için önce ve sonra diye bir şey söz konusu değildir. Nasıl onun ilmi zaman ve mekandan münezzeh olduğu için, geçmiş ve geleceği şimdiki zaman gibi biliyor ise, aynı şekilde Allah’ın kudreti de zamana muhtaç olmadan icat edebilir ve ediyor. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...