Block title
Block content

"Altı günde, o sarayın, o şecerenin esâsâtını desâtir-i hikmet ve kavânin-i ilm-i ezelîsi ile vaz etti." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Altı gün tabiri, kainatın bir tertip ve sebep sonuç ilişkisi üzerine yaratılmasına kinayedir. Nasıl bir elmanın kızarması ve yeme kıvamına gelmesi için üzerinden bahar ve yaz aylarının geçmesi gerekiyor ise, kainatın yaratılması da böyle sebepler ve müddet içinde yapılmıştır.

Allah istese her şeyi bir anda sebepsiz ve müddetsiz de yaratabilir, lakin ihsan ve ikramlarını bize göstermek için sebepler ve müddeti devreye sokuyor. Nasıl bir kitabı hızlı okuduğumuz zaman çocuklar bir şey anlamaz, anlaması için yavaş ve tane tane okumak gerekir. Aynı şekilde tabiri caiz ise, biz insanların kainat kitabını iyi okuyabilmemiz için Allah’da kainatı yavaş ve tane tane yaratıyor. Allah’ın kainatı altı günde yaratması bu anlamdadır.   

Üstad Hazretleri, burada kainatın altı gündeki yaratılışını anlatırken, bizim anlayacağımız bir üslup ve dil kullanıyor. İfadelerdeki kusur bize aittir. Şimdi Üstad'ın ifadelerine geçelim:

Allah kainatı yaratırken, kainatın temel ve esasını ezeli ilmi ve hikmeti ile takdir ve tayin etti. Nasıl bir mühendis binanın ilk önce kaba hatlarını ve genel çerçevesini çizer, sonra binanın detay kısımlarını düzenlerse, Allah’da aynı şekilde ezeli ilim ve hikmeti ile öncelik olarak kainatın kaba hatlarını ve genel çerçevesini çiziyor. Sonra da yüksek ve alçak tabakalara ayırıp, kaza ve kader prensipleri ile o ulvi ve süfli tabakaları şekillendirip betimliyor.

Bu şekillendirme ve tasvir etme, o tabakada yaşayacak hayatlıların hayat şartlarına göre dizayn ediliyor. Mesela su bir tabakadır, su içinde yaşayacak balıkların ihtiyaç ve hayat şartlarına göre düzenleniyor. Toprak bir tabakadır, toprak içinde yaşayan bitki ve hayvanların hayat şartlarına göre dizayn ediliyor. Hava bir tabakadır, kuşların uçuş sistemine münasip bir şekilde tanzim ediliyor vs.

Yani Allah bu kainatı yaratırken biz canlıların hayat şartlarına uygun ve rahatına münasip bir şekilde tasarlayıp yaratıyor. Bu da Allah’ın biz insanlara ne kadar değer verdiğini ve biz insanları ne kadar sevdiğini gösteriyor. Öyle ise biz insanlar da bu değer vermeye ve sevmeye karşılık, başta namaz ve dua gibi ibadetler ile Allah’a teşekkür etmemiz gerekir.

Mesela, anne ve babamızın bizi ne kadar sevdiğini ve şefkat ettiğini, onların bize olan davranışlarından anlıyoruz. Allah sonsuz ikram ve ihsanları ile bize kendini tanıtmak ve sevdirmek istiyor. Güneşi bize lamba ve soba yapmış, ayı takvim için göğe asmış, yağmuru ve bulutları bize hizmetçi tayin etmiş, toprağı bizim için gıda ambarı, havayı teneffüs etmemiz için yumuşak ve esintili yapmış...

Daha buna benzer sayısız ikram ve ihsanları ile bize kendini sevdirmek ve tanıtmak istiyor. Biz de insanlar olarak Allah’ın bu sevgisine karşılık ibadet ve dua ile karşılık vermeliyiz.

Sorunun geçtiği yeri okumak için tıklayınız:

Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Giriş Kısmı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

istamita

çocukların bile anlayacağı ve ikna oalabileceği tarzdaki açıklamanıza sonsuz teşekkürler.selamlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...