Block title
Block content

Altıncı Söz'de; emaneti sahib-i hakikisine satmakta elde edilen kârlar anlatılırken, ikinci ve beşinci kârlar arasındaki fark nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İkinci kâr: Cennet gibi bir fiyat veriliyor...

Beşinci kâr: Bütün o âzâ ve aletlerin ibadeti ve tesbihâtı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda Cennet yemişleri suretinde sana verileceğine,.."
(1)

Yukarıda ikinci kâr olarak ifade edilen husus, genel bir manayı hatırımıza getirmekte... Beşinci kâr da ise;

1.
Ahirete gitmezden önce uzuvlarımıza dikkat etmek, onları Cenab-ı Hakk'ın emrettiği yönde kullanmak,

2.
Darda kaldığımızda sırf onun rızası için yaptığımız şeylerin şefaatçi konuma geçeceği...

Dolayısıyla bu iki kâr ilk bakışta birbirinin aynı gibi görünse de hakikatte Beşinci kâr İkinci kârın açılımı konumundadır.

İnsan daima teşvike muhtaçtır. Her an sıkıntılara, belalara, ve musibetlerle karşı karşıya gelmesi muhtemeldir.

Kavurucu bir çölde giderken suyumuzun bittiğini bir düşünelim veya çok sevdiğimiz bir evladımızın ölümle pençeleşirken uzman bir doktorun gelip bir ilaç takdim edip evladımızın şifa bulması bizleri ne kadar sevindireceğini bir irdeleyelim. İşte aynen bunun gibi, bu dünyada gerek gözlerimizle gerekse kulaklarımızla v.s azalarımızla işlemiş olduğumuz sevapları, şuurlu bir şekilde yapsak ve günün birinde, gerek bu dünyada gerekse de ahirette bu şuurlu olarak yaptığımız faaliyetlerin karşımıza çıkarılarak kurtuluşumuza sebebiyet verdiğini bir düşünsek, o zaman her anımızı faydalı ve onurlu geçirmenin yollarını ararız.

Peygamberimiz (asm)'in kendinden önceki ümmetlerde geçen bir hadiseyi veciz bir şekilde dile getirmesi mevzumuz açısından önem arzetmektedir. Mealen hadis şu şekilde:

"Üç kişi yolculuğa çıkmış, şiddetli bir yağmura yakalandıklarında bunlar bir mağaraya sığınmışlar. Derken büyük bir kaya mağaranın ağzını kapatmış. Bu üç kişiden biri demiş ki: Arkadaşlar gelin önceki hayatımızda başımızdan geçen ve sırf Rabbimizin rızası için yapmış olduğumuz bir işi Cenab-ı Hakk'a takdim edelim. Umulur ki Rabbimiz bu engeli önümüzden kaldırır. Bizde yolumuza devam ederriz. " Ve sırayla herkes başından geçen bir olayı Cenab-ı Hakk'ın affına sığınarak takdim etmeye başlamışlar."

"Üç kişiden biri şu şekilde başından geçen hadiseyi Cenab-ı Hakk'a takdim etmiş: Ya Rabbi biliyorsun, benim yaşlı bir annem babam vardı. Bende çobanlık yapıyordum. Gece geç saatlerde eve döndüğümde annem babam yatmış oluyorlardı. Ben sabah ezanını bekler, kaynattığım sütü önce anne babama sonra çocuğuma verirdim. Ya Rabbi biliyorsun bunu sırf senin rızan için yapuıyordum, der demez mağaranın kapısı biraz açılır."

"İkincisi ve Üçüncüsü de aynı samimiyetle başlarından geçen olayları anlatırlar ve neticede kurtulup yollarına devam ederler."

İşte Cenab-ı Mevlamız, bu dünyada bile darda kaldığımızda biz aciz kullarını sıkıntıdan aydınlığa bu tür vesilelerle çıkattığına göre; elbette ahirette bu tür hadiselerin çokça vuku bulacağını yukarıdaki veciz ifade bizim hatırımıza getirmektedir.

(1) bk. Sözler, Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...