Block title
Block content

"Altıncısı: Zevilhayat olanların, tezahürât-ı hayatiye denilen Hâlıklarına tahiyyatları ve rumûzât-ı hayatiye denilen Sânilerine tesbihatları ve semerat ve gayât-ı hayatiye denilen Vâhibü’l-Hayata arz-ı ubudiyetlerini bilerek müşahede etmek, tefekkürle görüp şehadetle göstermektir." Altıncı emri izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız mezkûr ifadesinde şu üç kavramdan bahsedilmiştir:

1. Tezahürât-ı hayatiye denilen Hâlıklarına tahiyyâtları.

2. Rumûzât-ı hayatiye denilen Sânilerine tesbihatları.

3. Gayât-ı hayatiye denilen Vâhibü’l-Hayata arz-ı ubûdiyetleri.

Üstadımız Hazretleri bu üç kavramın ne manaya geldiğini Otuz İkinci Söz’de, Yirmi Dokuzncu Mektup’ta ve Yirmi Dördüncü Söz’de şöyle izah etmektedir:

“İbadât-ı mahsusa ve tesbihat-ı hususiye ve tahiyyât-ı muayyene ile tabir edilen evâmir-i tekvîniyeye karşı onların itaatleri...”(1)

“Baktım, umum mevcudat, bir salât-ı kübrâda, bir tesbihât-ı uzmâda, her taife kendine mahsus salâvat ve tesbihatla meşgul bir cemaat içindeyim. ‘Vezâif-i eşya’ tabir edilen hidemât-ı meşhûde, onların ubudiyetlerinin unvanlarıdır. O hâlde Allahû Ekber deyip hayretten başımı eğdim, nefsime baktım...”(2)

“Nebatatın tohumları ve çekirdekleri, onların niyetleridir. Mesela kavun, kalbinde nüveler suretinde bin niyet eder ki ‘Ya Hâlıkım! Senin esma-i hüsnanın nakışlarını yerin birçok yerlerinde ilan etmek isterim.’ Cenab-ı Hak, gelecek şeylerin nasıl geleceklerini bildiği için, onların niyetlerini bilfiil ibadet gibi kabul eder..."(3)

Demek, mahlukatın tekvinî emirlere karşı olan itaatleri onların bir nevi ibadetidir. O hâlde diyebiliriz ki: Güneş’in aydınlatması onun ibadetidir, tavuğun yumurtlaması onun ibadetidir, arının bal yapması onun ibadetidir, bulutun yağmur yağdırması onun ibadetidir...

Yani her bir mahlukun kendine mahsus vazifeleri yapması ve ona yüklenen tekvinî vazifeyi icra etmesi onun ibadetidir.

Yine nebatatın çekirdek ve tohumlarının lisanıhâliyle yaptıkları birer ibadetleri olduğunu öğrendik.

Ayrıca mahlukatın esmâ-i İlahiyeye karşı yaptıkları ayinedarlık ve esmâ-i İlahiyeyi okutmaları, onların birer ibadetidir.

Bütün bunlar mahlukların lisanıhâl ile yaptıkları ibadetlerdir. Onların, lisanıhâlin yanında bir de lisanıkâl ile yaptıkları ibadet ve tesbihat vardır ki bu tesbihat, İkinci Söz’de “Bu âlemin bir zikirhane-i Rahman olması meselesi...” başlığında izah edilmiştir. Dileyenler o makama müracaat edebilirler.

İnsanın bu makamdaki vazifesine gelince: İnsanın vazifesi, mahlukatın bu arz-ı ubudiyetlerini bilerek müşahede etmek ve tefekkürle görüp şehadetle göstermektir. Bu mana Yirmi Dördüncü Söz’de şöyle anlatılmaktadır:

“...Aynen öyle de âciz bir abd namazında ‘Ettahiyyatü lillah’ der. Yani ‘Bütün mahlukatın hayatlarıyla sana takdim ettikleri hediye-i ubudiyetlerini, ben kendi hesabıma, umumunu sana takdim ediyorum. Eğer elimden gelseydi, onlar kadar tahiyyeler sana takdim edecektim. Hem sen onlara, hem daha fazlasına layıksın.’ İşte şu niyet ve itikad, pek geniş bir şükr-ü küllidir...”(4)

Anlaşılması ve ihata edilmesi zor olan bu kısmı dilerseniz, maddeleyerek bir daha toparlayalım:

· Mahlukatın, Hâlıklarına karşı tahiyyatları, Sânilerine karşı tesbihatları ve Vâhibü’l-Hayata karşı arz-ı ubudiyetleri vardır.

· Mahlukların evamir-i tekviniyeye karşı itaatleri, yani kendilerine yüklenen vazifeleri yapmaları onların ibadetleridir.

· Esmâ-i hüsnâya karşı ayinedarlıkları ve ayine olmak için fıtri çoğalma meyilleri onların bir nevi ibadetidir.

· Cenab-ı Hakk’ın birliğine ve varlığına dair olan şehadetleri yine onların ibadetleridir.

· Ayrıca her mahlukun lisan-ı hâl ile böyle ibadetleri olduğu gibi, lisan-ı kâl ile de bir tesbihatı ve bir ibadeti vardır. Denizlerin dibindeki balıklardan tutun semanın yıldızlarına kadar her bir mahluk kendine mahsus bir ibadette, bir zikirde ve bir tesbihtedir.

· İnsanın vazifesi ise şudur ki, mahlukatın lisan-ı hâl ve lisan-ı kâl ile yapmış olduğu ibadetleri, tesbihatları, tahiyyatları fehmetmek, bunları müşahade etmek ve hepsinin ibadetini “Ettahiyyatü lillahi” diyerek Allah’a takdim etmektir.

Ne mutlu bu vazifeyi icra edebilenlere!..

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

(2) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Birinci Risale Olan Birinci Kısım.

(3) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Beşinci Dal.

(4) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Birinci Söz | Yazar: Sinan YILMAZ | Okunma Sayısı: 2084 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...