Block title
Block content

"اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ hal iktizasına göre îcaz ise de, aynı mânâyı ifade eden اَلْمُؤْمِنُونَ kelimesine nazaran itnabdır (uzundur). Evet, اَلْ harfi, اَلَّذِينَ ile مُؤْمِنُونَ kelimesi يُؤْمِنُونَ fiiliyle tebdil edilmiştir." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"S - 1 اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ hal iktizasına göre îcaz ise de, aynı mânâyı ifade eden اَلْمُؤْمِنُونَ kelimesine nazaran itnabdır (uzundur). Evet, اَلْ harfi, 2 اَلَّذِينَ ile 3 مُؤْمِنُونَ kelimesi 4 يُؤْمِنُونَ fiiliyle tebdil edilmiştir. Bu itnabın, îcâza tercih sebebi nedir?

C - اَلَّذِينَ esmâ-i müphemeden olduğundan, onu tayin ve temyiz eden yalnız sılasıdır. Demek bütün kıymet, sılasına aittir; başka sıfatlarında hiç kıymet yoktur. Bu ise, burada sılası olan imana büyük bir azamet vermekle insanları iman etmeye teşvik eder."
(1)

1. “Onlar ki gayba inanırlar.” (Bakara, 2/3)

2. Onlar ki.

3. Müminler, Allah'a inananlar.

4. İnanırlar.

“Onlar ki gayba inanırlar.” ifadesi icaz ve belagat açısından “Müminler, Allah'a inananlar.” ifadesine göre daha uzun bir ifade ve beyandır.

“Onlar ki” kelimesi yerine “inanırlar” kelimesi getirilmiş ve bu kelime fiil kalıbındadır. Yani tek başına bir mana ifade etmeyen isimler sınıfından olup, ancak kendinden sonra gelen cümle ile anlam kazanırlar ya da kendinden sonraki cümleye vurgu ve atıf yaparlar ki buradaki vurgu ve atıf imanadır.  

Amma "müminler" kelimesine bedel fiil sigasıyla “inanırlar"ın tercihi, iman fiilini hayal nazarına gösterip, keyfiyetin tasvir edilmesine, dahilî ve haricî delillerin görünmesi ile imanın kararlı ve devam bir şekilde yenilenmesine işarettir. Evet, delillerin açıklığı oranında iman çoğalır ve yenilenir.

"İman, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tebliğ ettiği zaruriyat-ı diniyeyi tafsilen ve zaruriyatın gayrısını icmalen tasdik etmekten hasıl olan bir nurdur."(1)

Dinin zaruri ve gayri zaruri olmak üzere iki türlü meselesi vardır. Dinin zaruri meseleleri ayet ve hadislerce açık ve net bir şekilde ifade edilmiş hakikatleridir. Mesela, iman ve İslam’ın şartları dinin zaruri kapsamına girerler ki bu şartları tafsili bir şekilde kalp ile tasdik dil ile ikrar etmek gerekir. Burada "tafsil"den maksat, ayet ve hadislerce açık ve net bir şekilde ortaya konulmuş meseleleri bir bütün olarak ve ayrım yapmaksızın hepsini kalben tasdik etmek anlamındadır.

Dinin zaruri olmayan meseleleri ise ayet ve hadislerin işari ve remzi manaları olup, herkes tarafından görülüp bilinmesinin mümkün olmadığı ince manalardır. Bu manaların anlaşılması ilimde derinlik ve kabiliyet ister.

İnsanların ekserisi avam olduğundan ve ilimde derinlik bulunmamasından dolayı, bu gibi ince manaları tafsili ve detayı ile bilmek mecburiyetinde değillerdir. Bu yüzden dinin zaruri olmayan konularını tek tek detayı ile değil, toplam ve icmali olarak kabul etmek gerekir. Şayet dinin zaruri olmayan konularını tafsili ile kabul etmek iman için zorunlu bir durum olsa idi, insanların ekserisi buna güç yetiremezdi. Bu yüzden dinin zaruri kısmına tafsili, zaruri olmayan kısmına da icmali olarak tasdik edilmesi gerekiyor.

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi 3. Âyet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...