Block title
Block content

"Amma vücudundan evvel herşey mukadder ve yazılı olduğuna delil, bütün mebadi ve çekirdekler ve mekadîr ve suretler, birer şahiddir..." ifadesini devamıyla açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Amma vücudundan evvel her şey mukadder ve yazılı olduğuna delil, bütün mebadi ve çekirdekler ve mekadîr ve suretler, birer şahiddir. Zira her bir tohum ve çekirdekler, 'Kâf-Nun' tezgâhından çıkan birer latif sandukçadır ki, kaderle tersim edilen bir fihristecik, ona tevdi edilmiştir ki; kudret, o kaderin hendesesine göre zerratı istihdam edip, o tohumcuklar üstünde koca mu'cizat-ı kudreti bina ediyor. Demek bütün ağacın başına gelecek bütün vakıatı ile çekirdeğinde yazılı hükmündedir. Zira tohumlar maddeten basittir, birbirinin aynıdır, maddeten bir şey yoktur."

"Hem her şeyin miktar-ı muntazaması, kaderi vâzıhan gösterir. Evet hangi zîhayata bakılsa görünüyor ki, gayet hikmetli ve san'atlı bir kalıbdan çıkmış gibi, bir mikdar, bir şekil var ki; o mikdarı, o sureti, o şekli almak ya hârika ve nihayet derecede eğri büğrü maddî bir kalıp bulunmalı veyahut kaderden gelen mevzun, ilmî bir kalıb-ı manevî ile kudret-i ezeliye o sureti, o şekli biçip giydiriyor. Meselâ: Sen şu ağaca, şu hayvana dikkat ile bak ki; camid, sağır, kör, şuursuz, birbirinin misli olan zerreler, onun neşv ü nemasında hareket eder. Bazı eğri büğrü hududlarda meyve ve faidelerin yerini tanır görür, bilir gibi durur, tevakkuf eder. Sonra başka bir yerde, büyük bir gayeyi takib eder gibi yolunu değiştirir. Demek kaderden gelen mikdar-ı manevînin ve o mikdarın emr-i manevîsiyle zerreler hareket ederler."

"Madem maddî ve görünecek eşyada bu derece kaderin tecelliyatı var. Elbette eşyanın mürur-u zamanla giydikleri suretler ve ettikleri harekât ile hasıl olan vaziyetler dahi, bir intizam-ı kadere tâbidir."(1)

Üstadımız her şeyin vücudundan evvel yazılı olduğuna dair gösterdiği örnekler, her şeyin başlangıçları, çekirdekleri ve menbalarındaki mekadir, yani miktarlar ve suretlerin bir şahit olduğunu ifade ediyor.

Çünkü nebatattan evvel tohum, hayvanattan evvel yumurtalar ve nutfeler, ağaçlardan evvel çekirdekler özellikle insandaki bilimsel araştırmaların neticesinde kromozomlar ve genetik ilmi gösteriyor ki, her yaratılan şeyin evveliyatında mutlaka bir plan ve bir program veya yazılı bir hakikat mevcuttur. 

Bütün bu başlangıçlar yani tohumlar, çekirdekler, yumurtalar ve nutfeler ise, onların da bir başlangıcı bir iptidası vardır ki o da ilim, irade ve kudretin beraber tecelli ve tezahür etmesinden kaynaklanan kaf nun tezgahından çıkan kûn emr-i ezelisidir.

Bu kün emr-i ezelisi mahiyeti itibariyle her zaman devrededir, her zaman bu emr-i ezeli veriliyor demektir. Çünkü emrin ezeli olması bütün zamanları, mekanları ve alanları kapsaması ve ihata etmesi anlamına gelir. İşte bütün mahlukatın Cenab-ı Kal ile münasebetini ve irtibatını sağlayan sadece kûn emr-i ezelisidir. Bu emri ezeli verildiğinde, bütün mahlukat mebdelerinden yani tohumlarından, çekirdeklerinden ve yumurta ve nutfelerinden açılıma ve gelişime başlar. Bu kun emri ezelîsi bütün mahlukatın ibtidaları, mekadir ve menbaaları olan bu mahiyetlerdeki o mahlukatla ilgili yazılı plan ve programı harekete geçirerek, mahlukatın tezahür ve tecellisine sebep olur. 

Demek ki kader her bir mahluka hangi gaye ve amaç yüklemiş ise, ona göre bir plan bir program tevdi etmiştir. O plan ve programı da onun çekirdeklerine veya tohumlarına yumurta veya nutfelerine dahi koymuştur. O çekirdeklerden, o plan ve program üzerine ağaçlar ve nebatat, o yumurta ve nutfelerin plan ve programına göre hayvanat ve insanlar tekessür eder, çoğalır ve vücuda gelir. Bütün bu mebadilerin ve başlangıçların maddesi aynıdır. Yani bir tohumun veya bir çekirdeğin veya bir yumurtanın veya bir nutfenin maddi malzemeleri kendi cinsindendir. 

Mesela bir kök hangi kaideye tabi ise, bütün kökler aynı kaideye tabidir. Bir yumurta hangi prensipler üzere takdir edilmişse, bütün yumurtalar da aynı prensiplere tabidir. Bir nutfe, özellikleri aynı cinsten diğer nutfelerle maddi malzeme ve organelleri açısından aynı hususiyeti gösterir. Burada farklılık; o tohumların, çekirdeklerin, nutfelerin ve yumurtaların yazılımlarıdır. Yani planları ve programlarıdır. Bu plan ve programlar maddi unsurlardan teşekkül etse; bir çekirdekten kıyamete kadar meydana gelecek ağaçların bütün özellikleri ve güzellikleri o çekirdeğe mahiyeti itibariyle sığmaz. O çekirdek o yükü taşıyamaz ve kaldıramaz. O halde maddi unsurları mahdut ve kayıtlı olan bu mebadilerin, yani mahlukatın başlangıçlarının farklılıkları, onlara yerleştirilen ve yer darlığı yapmayan, alan işgal etmeyen manevi keyfiyetlerdir. Bu da onlarla ilgili kaderin ilmi programı, planı ve manevi yazılımdır. 

Bir ağaca ve bir insana bakıldığı zaman, hele de nesilleri nazara alındığında ve onlardan hasıl olan maddi ve manevi gaye ve amaçlar ortaya konulduğunda ve bu nizam ve intizamın hassasiyeti ve mükemmelliği incelendiğinde, bütün bu mebadilerdeki manevi plan ve kalıp hükmünde olan ilmi kader, program ve plana işaret etmektedir. 

İşte mahiyetini bilemediğimiz, keyfiyetini müşahede edemediğimiz bu manevi kader ve plan üzerine zerreler harekete geçerler. Atomlar birbirleri ile münasebete girerler. Elementler canlıların ve bütün mevcudatın temellerini oluştururlar ve onlardan da mürekkep, müşekkel ve kompleks mahlukat, masnuat ve mükevvenat bir plan ve program dahilinde meydana gelir ve zuhur eder.

Bir mimarın ortaya koyduğu camiler veya sanat harikaları ve onların imaratına sebebiyet veren maddi plan, proje ve programlar gözle görülebilir. Bunlar bir müddet sonra bir koca alanı da işgal edebilir. Bütün bunların mimarın beynindeki merkezi ise, belki de bir mercimek kadar bir et parçasıdır. O da bir alan teşkil eder. Netice de onunda maddesi vardır. Fakat bütün bu vücuda gelen varlıkların esas kaynağı ve menbaı diyebileceğimiz mimarın hafızasının içerisindeki ilmi mahiyetler ve keyfiyetler manevidir. Bunları maddi unsurlar gibi göstermek ve bir yere toplamak mümkün olmadığı gibi o alanlar da tahammül edemezler. 

İşte bu misal gibi bütün mahlukat bir kaynaktan ve menbadan maddeten çıksa da onların merkezleri manevi kader ve ilim ve yazılımdır. Onlar da kün emri ezelisinden zuhur eder ve çıkar.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...