Block title
Block content

"Andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. Eğer o terennümle atın kişnemesini fark etmeyip andelibden kişnemeyi talep ederse, kendi nefsiyle mugalâta etmiş olur..." buradan alacağımız dersler nelerdir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hayat boyu, Cenab-ı Hakk'ın binbir esmasının tecellisiyle karşılaşıyoruz. Bütün bu tecellilerde, ilim, hikmet ve adaletin sayısız cilveleri vardır. Ancak insan zahirperest olduğundan, bu tecellilerdeki esrara vakıf olamayabilir. Lehinde olan bir şeyi aleyhinde zanneder. Aleyhinde olan bir şeyi ise lehinde zannedebiliyor. Hâlbuki; zahiren şer görünen her bir hadise ve olayın çok tatlı ve güzel neticeleri vardır. On Sekizinci Söz'de geçen şu ifadeler bu mevzumuzu çok güzel ifade etmektedir;

"Fakat insan, hem zâhirperest, hem hodgâm olduğundan, zâhire bakıp çirkinlikle hükmeder. Hodgâmlık cihetiyle, yalnız kendine bakan netice ile muhâkeme ederek şer olduğuna hükmeder. Halbuki, eşyanın insana âit gâyesi bir ise, Sâniinin esmâsına âit binlerdir. Meselâ, kudret-i Fâtıranın büyük mu'cizelerinden olan dikenli otları ve ağaçları muzır, mânâsız telâkkî eder. Halbuki onlar, otların ve ağaçların mücehhez kahramanlarıdırlar.

Meselâ, atmaca kuşu serçelere tasliti, zâhiren rahmete uygun gelmez. Halbuki serçe kuşunun istidadı, o taslit ile inkişaf eder. Meselâ, "kar"ı pek bâridâne ve tatsız telâkkî ederler. Halbuki, o bârid, tatsız perdesi altında o kadar hararetli gâyeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, tarif edilmez."
(1)

(1) bk. Sözler, On Sekizinci Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...