"Arkadaş! Bilhassa muztar olanların dualarının büyük bir tesiri vardır. Bazen o gibi duaların hürmetine, en büyük bir şey en küçük bir şeye müsahhar ve mutî olur. Evet, kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık..." İzah?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Arkadaş! Bilhassa muztar olanların dualarının büyük bir tesiri vardır. Bazen o gibi duaların hürmetine, en büyük bir şey en küçük bir şeye musahhar ve muti olur. Evet, kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık bir mâsumun duası hürmetine, denizin fırtınası, şiddeti, hiddeti inmeye başlar. Demek dualara cevap veren Zat, bütün mahlûkata hâkimdir. Öyleyse, bütün mahlûkata dahi Hâlıktır."(1)

Dua deniline hatırımıza öncelikle “kavlî dua”, yani dil ile yaptığımız dualar gelir. Nur Küllîyatında kavlî dua dışında ayrıca fiilî dua, istidat lisanıyla dua, ihiyac-ı fıtrî lianıyla dua ve lisan-ı ızdırar ile duaya da yer veriliyor.

Burada, ızdırar lisanıyla yapılan dualara bir örnek verilmiştir ve bu duaların büyük bir tesiri olduğu kaydedilmiştir.

Yine Küllîyatta, Yunus aleyhiselamın kıssasından söz edilirken, “O vaziyette esbab bilküllîye sukut etti.” buyrulur. İşte sebeplerin tamamının hiçbir şey yapacak halde olmadıkları o ızdırar halinde, Yunus aleyhisselamın yaptığı dua kabul olundu ve inayet-i İlâhîye ile sahile çıkması nasip oldu.

Demek ki, insan kendisinde bir güç ve kuvvet hissettiği, sebeplere az da olsa güvendiği müddetçe ızdırar halini yakalayamaz. İnsan, sonsuz aciz, fakir ve nakıs olduğunu tam hissettiği zaman ızdırar halindedir ve duası, İnşallah, makbul olur.

"Veya lisan-ı ıztırariyle bir duadır ki, muztar kalan her bir zîruh, kat'î bir iltica ile dua eder, bir hâmî-i meçhulüne iltica eder, belki Rabb-i Rahîmine teveccüh eder."(2)

Bu paragraflar, ızdırar dili ile yapılan duaların mukbuliyetini ve Allah katındaki değerini anlatıyor.

“Evet, kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık bir mâsumun duası hürmetine, denizin fırtınası, şiddeti, hiddeti inmeye başlar.” Bu dua ıztırar dili ile yapılan bir duadır.

Iztırar, bir şahsın zor bir durumda kalıp, çaresiz bir hale düşmesi demektir. Okyanusa düşen bir adamın kırık bir tahta üstünde yaptığı dua gibidir. Çok zor bir durumda olmasından dolayı, o hali Allah’ın merhametini daha kuvvetlice kendisine çekiyor. Bütün sebeplerin sukut edip sadece İlahi kudretinin göründüğü bir haldir. Bu tarz dua da ekseri olarak makbuldür.

Latife, insanın manevi ve latif duygularının genel bir adıdır. Bir nevi cihaz tabirinin zıddı gibidir. İnsanın, mahiyetini bildiği bilmediği ne kadar manevi duyguları varsa, bunların ortak ve genel adıdır diyebiliriz. Kalp, ruh, vicdan, sırlar bunlara örnek olarak verilebilir.

Kalp latifesinin kırık ve çaresiz olması, duanın kabulünde önemli bir gerekçe ve sebep olabilir mesela.

Bizim kanaatimize göre duanın kabul edilmesi, bir latifenin hürmetinden ziyade bütün latifelerin konum ve acziyetine binaendir. Yeri gelir kırık bir kalp, yeri gelir çok acıkmış bir midenin harareti, yeri gelir kavrulmuş bir dudağın suya olan hasreti, yeri gelir aklın tefekkür azmi duaların kabulüne vesile olabilirler. Önemli olan o latifenin acz ve fakr ile Allah’a iltica etmesi, onu samimi bir hal ile talep etmesidir.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Katre'nin Zeyli.
(2) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

isahalim

Izdırar durumlarına şunlar da örnek olabilir mi: HENDEK SAVAŞINDAKİ çaresiz anda  düşmanın rüzgarla dağılıp gitmesi, FİL OLAYI (FİL SURESİ) , HZ. NUH peygamberin çaresiz kalınca ettiği dua ve kabulü, HZ. YUNUS'tan başka HZ. YAKUB'un oğlu için çaresizce döktüğü göz yaşları ve neticede HZ. YUSUF'a kavuşması... BUNLARIN TÜMÜ DE IZDIRAR kapsamına girmez mi? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Saydıklarınızın hepsi ızdırar dualarıdır. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...