"Arkadaş! Kalble ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur." ile "Aklın nuru fünun-u medeniyedir, kalbin ziyası ulum-u diniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tevellud eder." Cümlesini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada şöyle bir sual akla geliyor: Fen ilimleriyle meşgul olmak kalbe mutlaka zarar verir mi? Kalbimizi korumamız için bunlardan uzak kalmak mı gerekiyor?

Kâinatı kudret kalemiyle yazılmış bir kitap olarak gören, ondaki her varlığı Rabbanî bir mektup olarak değerlendiren Üstad Hazretlerinin, bu kitabın anlaşılmasına karşı olacağı düşünülemez. O halde, konuyu Risalelerde sıkça nazara verilen “mâna-yı harfi ve mâna-yı ismî” meselesiyle değerlendirmek gerekiyor. Üstad Hazretleri kâinata esbab hesabına bakmanın hata olduğunu, Allah hesabına bakmanın ise marifet- i İlâhîye olduğunu nazara veriyor. Bunlardan birincisi mâna-yı ismiyle, ikincisi ise mâna-yı harfiyle bir bakıştır.

Mâna-yı ismî; bir şeye yaratıcısını düşünmeden sadece o şey namına bakmaktır. Meselâ, Güneş’in Dünya’dan bir milyon üç yüz bin defa daha büyük, hidrojen gazından ibaret bulunduğunu, hidrojenin helyuma dönüşmesiyle enerji ortaya çıktığını ve benzeri şeyleri söylemek, güneşten mâna-yı ismiyle bahsetmektir.

Güneş’i Allah’ın harika bir eseri, Nur isminin aynası, kâinat misafirhanesinin lambası olarak görmek ise ona mâna-yı harfiyle bakmaktır. İnsan Güneş’e bu mânada baktığında kalbinde Allah’ın hem azamet ve kudretine, hem de hikmet ve rahmetine karşı bir hayret ve muhabbet duygusu uyanır. Artık böyle bir insanın, Güneş’in bütün hususiyetlerini en ince teferruatıyla incelemesi onun kalb ve ruhuna hiçbir zarar vermeyeceği gibi, aksine onun marifetini daha da artırır ve derinleştirir. Aksi halde, Güneş hakkındaki bütün bilgileri onun Güneş’e olan hayranlığını ve hayretini artırmaktan ibaret kalır, bu ise onu İlâhî marifetten uzaklaştırır.

Demek ki, burada fen ilimlerine mâna-yı ismiyle bakanların o ilimlere daldıkça kalbî hastalıklara müptela olacakları ders verilmiş oluyor. Üstad Hazretleri, fen ilimlerini kâinat kitabındaki ince mânaları ortaya koydukları için cevasis (casuslar) olarak tavsif ediyor ve onların Hakîm isminin tecellilerini bize gösterdiklerine dikkat çekiyor. Buna göre, kâinat Allah’ın kitabı, bütün fen ilimleri de o kitaptaki hikmetlerin tefsiri gibidir. Bu kâinata bu mânada baktıran bir Üstad, insanın fen ilimlerine daldıkça dalalete düşeceğini, yoldan çıkacağını söylemez. Demek ki burada verilen mesaj şudur: İnsan kâinata, tabiat kanunlarına ve âlemde cereyan eden hâdiselere Cenâb-ı Haktan gafil olarak baktığı takdirde, fen ilimlerine daldığı nisbette kalbi ve ruhu yaralanır, hastalanır.

Varlık âlemini ve onda cereyan eden hâdiseleri sahipsiz ve tesadüfe bağlı sanarak onlara kendi aklıyla izah getirmeye kalkışmaktan birçok batıl fikir ve cereyan ortaya çıkmıştır. Her şeyi madde ile açıklamaktan materyalizm; her şeyi evrimle izaha kalkışmaktan ise Darwinizm doğmuştur.

Kınalızade’nin çok güzel bir sözü var. Buyuruyor ki: “İki nokta arasındaki düz çizgi bir tanedir. Ama iki nokta arasından sonsuz eğri çizgiler geçer.”

Metafizik sahada, İslâm’a zıt olan felsefî görüşlerin her biri eğri bir çizgidir. Batıl dinlerin ve dalalet fırkalarının da hepsi birer eğri çizgidirler.

Kalbin ve ruhun yaratıcısı olan Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor. “Kalpler Allah’ı anmakla (bilmekle, hatırlamakla) tatmin olur.”

İnsanın mahiyeti, kâinata gönderiliş gayesi, eşyanın hakikati, hâdiselerin hikmeti gibi hususlarda İlâhî irşada dayanmayan ve peygamber tebliğiyle bilinmeyen hiçbir “tahmin, hayal ve zan” insan kalbini tatmin edemez ve edemiyor.

En büyük kalb hastalığı, küfür, şirk ve şüphedir. Onu büyük günahlar takib eder.

Hasta kalblerin işlediği her bir günah, kapıldığı her bir yanlış telakki kalbi yaralıyor ve onu hasta ediyor. İşte kalb mühürlenmesi, bu günah ve isyanlara ısrarla devam etme neticesinde doğru yola dönmenin imkânsızlaşmasını ifade eder.

Bu gibi kimseler hakkında Nur Külliyatı’nda geçen şu ifade çok mühimdir: “Hayır ve salahı kabule liyakatı kalmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

birkanaksut
Allahu Teala Hazretleri gani gani razı olsun soruyu sorandan ve cevaplayandanda.. bu soru akla çok takılan bir soruydu..selametle..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...