Block title
Block content

"Arz, sevr ve hût üzerindedir." cümlesi hadis olarak rivayet ediliyor. Muhakemat'ta ise; "Evvelâ: Teslim etmiyoruz ki, hadistir. Zira, İsrailiyatın nişanı vardır." deniliyor; konuyu izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız Lem'alar'da, İbni Abbas’a isnad edilen sevr ve hut’ ile ilgili hadisin sahih olduğunu ifade ediyor.

Lem'alardaki bu bilgi, bizler için kafi bir hakikattir. Yani sevr ve hut’la alakalı hadisi şerif hem rivayet bakımından hem de anlam bakımından sahihdir. Ancak Muhakemat'taki endişeli ifadeler; muhakematın telif mantığı açısından değerlendirilmelidir.

Çünkü Üstadımız Muhakemat'ta, bu hadisi inceleyip sahih mi veya zayıf mı olmasından ziyade; İslamiyet'e sokulmuş yanlışların, hataların ve hurafelerin felsefesini yaparken, bu hadisi şerifi o konuya örnek olarak veriyor.

Muhakemat'ta bu nakle uydurma veya zayıf hadis demiyor. Bilakis “ hadis olarak rivayet ediliyor.” ifadesiyle hadis olduğunu kabul ediyor. Dolayısıyla Lem'alarda ve Muhakemat'ta bu hadis hakkında aynı kanaat nazara verilmektedir.

Muhakemat'ta; israiliyat, mecaz ve teşbihler, şöhret, ehli ifrat ve tefritin vaziyeti, bir kelamdan anlaşılabilecek değişik mana ve muhtevalarla ilgili mukaddemeler dikkatle mütalaa edildiğinde; hadislerin ve hakikatlerin nasıl ciddiyetle muhafaza edildiği, buna mukabil bazı israiliyatın hakikatlere nasıl sızdığı ve bu meselelere bakış açısının ne olacağı hususu anlatılmaktadır.

Mezkur hakikat noktasından bu hadise muazzez Üstadımız şöyle bakıyor:

1. Evvela İbni Abbas’a isnad edilen her söz hadis anlamına gelmez. Çünkü İbni Abbas bazen israiliyatla alakalı şeyleri nakletmiştir. Fakat hadiste şöhret sahibi olduğundan; her sözü ve nakliyatı yanlış olarak hadis zannıyla nakledilmiştir. Bu hadisi şerif İbni Abbas’a isnad edildiğinden, acaba şöhretinden dolayı mı hadis olarak telakki edilmiş endişesiyle bazıları ihtiyatla yaklaşmıştır. Üstadımız ise; İbni Abbas’ın naklettiği bu rivayete sahih hadis nazarıyla bakıyor.

2. O zamanda Yahudiler'den epeycesi İslamiyet'e girdiklerinden, kültürleriyle beraber iştirak ettiler. Kendi aralarında nakledilen ve bu hadise benzer hikayeler ve ifadeler zamanın geçmesiyle, hakikatle ve hadislerle karıştırıldı.

Üstadımız “Teslim etmiyoruz ki hadistir.” ifadesiyle bu hadiste hikayelerin ve İsrâiliyatın nişan ve alametleri görüldüğünden, acaba hadis değil de hurafe midir endişesiyle bakanlara cevap veriyor. Diyor ki; israiliyatın nişan ve alametinden dolayı yüzde yüz hadis olarak kabulünde endişe olsa dahi; böyle her nişan ve alameti taşıyan ifadeler ve nakliyatlar ille de israiliyattır ve hadis değildir denilmez. Burada sadece lafzından dolayı itiraz eden, mana ve muhtevasını idrak edemeyen, insafsız ehli dalalete karşı İslamiyet'i ve hakikatleri koruyup muhafaza etmek için ve onların tecavüzatını durdurmak için, israiliyata taalluk eden lafzındaki zahiri nişan ve alameti nazara alarak, hadistir diye iddia etmiyoruz derken, mücadeleyi hafifletiyor, mütecavizlerin zararlarını asgariye indiriyor.

Burada hadis olduğunu reddetmiyor, insafsızlara karşı hikmetli bir manevra yapıyor.

3. Mecaz ve teşbihlerle, ciddi meseleleri nazara vermek mantığın bir esası iken; maalesef zahire aldanıp teşbih ve temsillerle, na ehil insanların hurafata girmesi ve insafsızların da, bu sebeple din ile mücadele etmesi hususuna sevr ve hut’la alakalı rivayeti örnek olarak veriyor. Burada da yine hadisin hurafe olmadığını, sahih olduğunu, ancak teşbih ve temsillerin söyleniş sırrının izahı sadedinde hadisi misal olarak gösteriyor.

4. Ehli ifrat olan sadık ahmakların ve ehli tefrit olan amansız düşmanların dine verdiği dehşetli zararı, yine bu manadaki hadislerle misalleştirerek ispat ediyor.

Yani ahmak dost; dine zarar gelmesin diye dünyanın altında öküz arıyor. Ehli dalalet ise; bu cahil ve zavallı dostun şahsi hatasını hadise ve İslamiyet'e mal ediyor.

Demek ki bu hadisi şerif Muhakemat'ın konuları içerisinde durum değerlendirilmesinde güzel bir örnek teşkil etmiştir. Bu gibi hadislerin ve ayetlerin zahirlerine bakarak, yanlış telakki edip ve isnadatta bulunan insanlara Üstadımız'ın verdiği şu harika cevap sualdeki hadis hakkında da geçerlidir.

“Bir râfızî bir hadîse yanlış mânâ verse veya yanlış amel etse, acaba hadîsi inkâr etmek mi lâzımdır, yoksa o râfızîyi tahtie edip nâmûs-u hadîsi muhafaza etmek mi lâzımdır?"(1)

Burada da anlaşılacağı üzere Kütüb-ü Sitte'de dikkat ve itina ile rivayet edilen hadisi şerifler, izzet-i İslamiye'nin haysiyetidir. Bunlara yapılan itirazlarda, hadisleri koruyup muterizleri cevaplandırmak icab eder.

5. Bir cümlenin çok çeşitli ve muhtelif manaları olabilir. Bu hadisi şerifin de zaman, mekan ve gayesi açısından çok çeşitli mana ve muhtevaları vardır. Bu mana ve muhtevalardan zaman, mekân, gaye ve anlayış bakımından, bir kaçı yanlış olsa da o söz veya hadis yanlıştır veya zayıftır denilmez. Demek ki bu hadisin dost ve düşman tarafından yanlış anlaşılması, hadisin hurafe veya zayıf olduğunu göstermez.

(1) bk. Münâzarat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

NuruLika
Allah bu gibi hizmeti için siz abilermizden razı olsun cevap gerçekten her yönü ile ele alınmış güzel bir cevap
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
bakiduman
Kardeşim çok güzel bir soru sormuşsun sayende abilerimizden istifade ettik.Allah razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
serdümen
Allah ebeden râzı olsun! Ne Lem'alar'da geçen cümlelere, ne de Muhâkemâtdaki cümleye bir îtirâzım yoktu. Ancak iki ifâde arasındaki zâhirî tenâkuzu izâh etmeye de ilim ve irfânım kifâyet etmediğinden muhterem ağabey ve kardeşlerimizden yardım istemeyi uygun gördüm. Başkalarının da istifâdelerine vesîle olabilmek şerefi de bize artı bir kâr olsun inşâallah. Bize yardımcı olan ağabey ve kardeşlerimizden de Allah ebeden râzı olsun!
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
slh_bck
banada sorulmuştu lakin bizim cevabımızi şahsi, ferdi ve nakıs olur....sizin cevabınız nasıl olsa ilmi bir heyet tarafından cevaplanıyor Mevla saylerinizi makbul eylesin inşaallah vesselam
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yağız22

abiler lütfen şu sorumu cevaplarmısınız?bir Hadisde köpek giren eve melek girmez,başka bir Hadisde ise Peygamberimiz(S.A.V) zamanında mescide köpeklerin girdiği ile ilgili hadis var.

Değerli Kardeşimiz; Risalelerde geçmeyen kısımlar için, Sorularlaislamiyet.com sitemize müracaat ediniz. Selam ve dua ile...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...