Block title
Block content

Askıdaki kader ve Levh-i Mahv ve İspat gerçekte var mı, yoksa bizlerin sonradan çıkardığı kavramlar mı bunlar?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Levh: Eşya ve mevcudatın zaman nehrine girmesi demektir. Yani Allah’ın ilminde plan ve proje  olarak ve  ilmi bir vücut ile bekleyen mevcudatın zaman ve mekan boyutuna intikal edip görünmesi ve varlık kazanması demektir.

Mahv: Zaman sahnesine çıkan eşyanın ve mevcudatın, ölüm ve zeval ile tekrar zaman sahnesinden çekilip gitmesi demektir.

İspat: Zaman sahnesine çıkmak için sırada bekleyen eşyanın, tekrar zaman sahnesine çıkıp manasını göstermesi anlamındadır. Allah’ın ilminde varlık sahnesine çıkmayı bekleyen diğer mevcudat plan ve projeleridir.

İşte zaman denilen şey, yani zamanın hakikati bu üç kavramdan müteşekkildir. Üstad Hazretleri buna "Kudret-i İlahi’nin yazar bozar tahtası ve defteri" diyor. Zamanın içindeki geçmiş, gelecek, ve şimdiki zaman kavramları da manasını Levh-i Mahv ve İspat'tan alıyorlar.

Zamana ve levh-i mahv-ı ispata kaderin bir alt birimi nazarı ile bakabiliriz. Zaman, kaderin varlık alemindeki bir  tezahürüdür. Bir nevi yazılan ve verilen hükmün infaz edilmesidir. İşte zamanın ve levh-i mahv-ı ispatın  hakikati bundan ibarettir.

"Allah dilediğini imha eder, dilediğini de yerinde bırakır. Ana kitap O'nun katındadır."(Ra’d, 13/39)

"Eğer biz bir âyetin hükmünün kaldırır veya onu unutturursak, ondan daha hayırlısını veya dengini getiririz." (Bakara, 2/106)

“Sadaka verin; hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Muhakkak ki sadaka, gelen arazlar, marazları / hastalıkları geri çevirir. Sadaka aynı zamanda ömrünüzün uzamasına, iyiliklerinizin katlanmasına vesile olur.”(1).

Allah dilediğini mahveder, dilediğini yerinde sabit tutar. Gerek yaratmada, gerek hüküm koymada dilediğini mahveder. Varlık âleminden siler, hükümden düşürür, yürürlükten kaldırır, izini yok eder, dilediğini de onun yerine geçirir veya doğrudan doğruya yenisini yaratır.

Üstad Hazretlerinin ifadesiyle,

“Levh-i Mahv-İsbat ise, sabit ve daim olan Levh-i Mahfuz-u A’zam’ın daire-i mümkinatta, yani mevt ve hayata, vücud ve fenaya daima mazhar olan eşyada mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki, hakikat-ı zaman odur.”(2)

Özet olarak, yukarıdaki gerek ayet gerek hadis ve gerek Üstad Hazretlerinin tespitlerinden Levh-i Mahv ve İsbat’ın bir yorum ya da bakış açısı olmayıp, hakikatli bir kader meselesi olduğunu anlıyoruz.

Dipnotlar:

(1) bk. Kenzu’l-Ummal, h. No: 16113.

(2) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4170 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...