Block title
Block content

"Bak, evsaf-ı kemâliye içinde hüdhüdün hendesesine telvih eden, yalnız vasf-ı mezburu ihtiyar eyledi." cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kelâm-ı beliğ, ilim denilen çömleklerde pişirilen ve hikmet denilen büyük küplerde duran ve fehim denilen süzgeçle süzülen âb-ı hayat gibi bir mânâyı, zürefa denilen sâkiler döndürüp efkâr içer; esrarda temeşşî etmekle hissiyatı ihtizaza getiren kelâmdır."

"Eğer böyle sarhoşların sözlerinden hoşlanmıyorsan, suyun mühendisi olan hüdhüd-ü Süleyman'ın Sebe'den getirdiği nebe' ve haberi dinle: Nasıl inzal-i Kur'ân ve ibdâ-ı semavat ve arz eden Zülcelâlin tavsifini etmiştir! Hüdhüd diyor: "Bir kavme rastgeldim. Zemin ve âsumandan mahfiyatı çıkaran Allah'a secde etmiyorlar..." Bak, evsaf-ı kemâliye içinde hüdhüdün hendesesine telvih eden, yalnız vasf-ı mezburu ihtiyar eyledi."
(1)

Kelâm-ı belig: Maksada uyan güzel ifâde. Kâfi derecede sözün meramı aksettirmesi. Kelamın noksansız ve kusursuz bir şekilde maksadı anlatması gibi manalara gelir.

Böyle bir kelamı kuvvetli ve ikna edici kılan unsurlar vardır ki; Üstad Hazretleri bu paragrafta bunları teşbihi ifadeler ile dillendiriyor. Demek kelamın kusursuz ve mükemmel olmasının birinci şartı ilime dayanmasıdır ki; Üstad Hazretleri bunu "ilim denilen çömleklerde pişirilen" teşbihi ile ifade ediyor.

İkinci olarak kelamın hikmetli olması gerektiğini söylüyor. Yani abes ve faydadan yoksun olan boş bir söz, beliğ olamaz. Sözü değerli kılan şey; ilme dayanması ve hikmetli olmasıdır. Hikmet burada bir maksada ve faydaya hizmet etmek anlamındadır. Maksadı ve faydası olmayan kelam beliğ olamaz. Sözlerin en çirkini boş sözdür, yani hikmeti olmayan sözdür.

Üçüncü olarak kelamın en mühim görevi; hayatlı ve önemli bir manaya araç ve vasıta olmasıdır. Mana ise; ancak fehim süzgecinden geçer gelir. Yani anlayış ve idrakin mahsulü, bir mana kelama yük ve gaye olmaz ise, o kelam beliğ olmaz demektir. Bu kaplardan mana suyunu zürafa denilen yani zarif ve nahif ifade ustaları içer. Sırlı ve gizli hakikatler üstünde insanı dolaştıran ve insanın hissiyat ve latifelerini harekete getirip coşturan bu beliğ kelamlardır.

Bu manaları akla yaklaştırmak için iki temsil getiriliyor. Birisi çömlek, diğeri ise Kur’an'dan bir temsil olan hüdhüd-ü Süleyman'ın Sebe'den getirdiği nebe' ve haberi dinle şeklindedir.

Hüdhüd diyor: "Bir kavme rastgeldim. Zemin ve âsumandan mahfiyatı çıkaran Allah'a secde etmiyorlar..." Bak, evsaf-ı kemâliye içinde hüdhüdün hendesesine telvih eden, yalnız vasf-ı mezburu ihtiyar eyledi."

Burada Hüdhüd kuşu bir kavimden haber veriyor, bu kavim yer ve gökte sayısız nimetleri bahşeden Allah’ı iman ile tanıyıp O'na ibadet vazifesini yerine getirmiyorlar diyerek, yüksek bir belagat örneği sergiliyor. Ayetin bu ifadesinde hem tevhidin önemine, hem de hüdhüd kuşunun vazife ve ne işe yaradığına atıf ve gönderme var. Tevhidin yüksek makamında hüdhüdün sanatına telvih yani hatırlatma var.

(1) bk. Muhakemat, Unsuru'l-Belâgat, Üçüncü Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...