Block title
Block content

"Bak: Hem öyle yüksek bir fizâr-ı istimdatkârâne ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârâne ile yalvarıyor ki, güya bütün mevcudata, semâvâta, Arşa işittirip, vecde getirip, duasına Âmin, Allahümme âmin dedirtiyor." ifadesini açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Fizar denilince, çok yakında bulunan bir tehlikeden  kurtulmak için olanca gücüyle yardım talep etmek hatıra geliyor. Niyaz ise merhametini dilemek, erişmek istediği ihsanlara mazhar olmak için dua etmek, yalvarmak manasını  taşır.

Üstad “Nev-i beşerin en büyük meselesi cehennemden kurtulmaktır.” diyor.

Bir risalesinde de “Def-i şer, celb-i nefe müreccahtır.” yani “Bir şerri gidermeye, ortadan kaldırmaya çalışmak, bir menfaat elde etmekten daha önemli, daha önceliklidir.” tesbitini yapıyor.

Bunun en güzel ifadesi, Kur’an okumuya başlarken besmele çekmeden önce şeytandan istiaze etmemizdir. Yani, önce şeytan-ı racimin şerrinden Allah’a sığınıyoruz, daha sonra Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın izni ve yardımıyla Kur’an okumaya başlıyoruz.

Şimdi insanların önünde iki önemli mesele var:

Birisi cehennem azabından kurtulmak, diğeri ise cennette ebedî saadete ermek.

Allah Resulü (asm.), bütün bir insanlık namına bu iki büyük isteği dile getiriyor; bunların gerçekleşmesi için Allah’a yalvarıyor, dua ediyor; birincisini “fîzâr-ı istimdadkârane ile”,  ikincisini ise “niyaz-ı istirhamkârane ile.”

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...