Block title
Block content

"Bak, öyle bir ziya-yı hakikat neşreder ki, eğer onun o nuranî daire-i hakikat-i irşadından hariç bir surette kâinata baksan,.." Buradaki "ziya-yı hakikat" Peygamber Efendimiz mi oluyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bak, öyle bir ziya-yı hakikat neşreder ki, eğer onun o nuranî daire-i hakikat-i irşadından hariç bir surette kâinata baksan, elbette kâinatın şeklini bir matemhane-i umumî hükmünde ve mevcudatı birbirine ecnebî, belki düşman ve câmidâtı dehşetli cenazeler ve bütün zevilhayatı zeval ve firakın sillesiyle ağlayan yetimler hükmünde görürsün."(1)

Buradaki "ziya" yani ışık "iman ve İslam" oluyor. Bu ışığı neşreden yani insanlığa duyurup ilan eden de Peygamber Efendimiz (asm) oluyor. 

Evet, o Nebi (asm) ki getirdiği iman ve İslam ışığı ile insanlığı hem dünyada hem de ukbada doğruya, hakka ve saadete eriştirdi ve eriştiriyor.

Kâinat kitabının nihayetsiz hikmet ve nakışlarını  görünür ve okunur hâle getiren Peygamber Efendimiz (asm)'in  getirdiği iman nuru ve Kur’an’ın latif bakış açısıdır. Şayet Peygamber Efendimiz (asm)'in eli ile gönderilen imanının nuru ve Kur’an’ın o latif bakış açısı olmasa, insanlar kâinat kitabının mana ve hikmetlerini okuyup anlayamayacaktı.

Nasıl mürekkep müellifin mana âlemini somut hale getiren bir aracı ise, Peygamber Efendimiz (asm)'in eli ile gelen hidayet ışığı da kâinat kitabının okunup anlaşılmasını temin eden bir nur bir lambadır. Nursuz ve lambasız bu manaların okunması mümkün değildir demektir.

(1) bk. Sözler, On Dokuzuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dördüncü Reşha | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1314 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...