Block title
Block content

Basar, Semi gibi sıfatlar neden ehli sünnet alimlerince "ne zatından ayrı ne de gayrı "olarak adlandırmışlar? Zira semi diye ismi şerifi zaten var. Neden bunu ayrıca sıfatlarının arasında zikrediyoruz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenâb-ı Hakk’ın aynı, gayrı, ne aynı ne de gayrı olmak üzere üç çeşit sıfatı vardır.

Aynı sıfatlar Allah’ın tenzihi ve selbi sıfatlarına denir. Bunlar Vücûd, Kıdem, Beka, Muhâlefetün lil-havâdis, KıyâmBi-nefsihî, Vahdâniyetdir. Bu sıfatlar Allah hakkında câiz olmayan mâna ve halleri bertaraf etmek için tedbir amaçlı konulmuş vasıflardır. Bu tenzihi sıfatlar iş ve icraat yapmazlar, onun için Allah’ın Zât-ı Akdes’inin aynı kabul edilmişlerdir. Yani bu sıfatlar Allah’ın Zâtının aynısıdır, başka bir mâna ve gayrılık ifâde etmezler. Mesela; Vücûd sıfatı Allah’ın Zâtının varlığını ifâde eden bir sıfattır. Zıt mana olan ademi, yani yokluğu bertaraf eder. Kıdem, başlangıçtan münezzeh olmasını gösterir. Bekâ ise, sonu olmamayı ifâde eder. Bu sıfatlar mevcut ve fâil değillerdir, bir kudret, bir irâde gibi varlıkları ve tasarrufları yoktur.

Gayri sıfatlar ise Allah’ın fiili olan sıfatlarına denir. Bu fiili sıfatların ise miktarı ve sınırı yoktur.

Bu fiili sıfatların çokluğu ise Allah’ın kudret sıfatının muhtelif mevcudattaki muhtelif tecelliyatından ibarettir. Mesela; Allah’ın kudret sıfatı bir çekirdeğin açılmasında tecelli ederken, Fettâh nâmını alıyor, bir canlının ölümünde Mûmit ismini alıyor, bir hayat bahşederken Muhyî ismini alıyor, canlılara rızık verirken de Rezzâk nâmını alıyor ve hâkeza..

Bu sıfatlar, kâinat ve mahlûkatın yaratılması ile açığa ve meydana çıktıkları için, Ehli Sünnet’e göre hâdistirler. Ama bu isimlerin arka cephesinde asıl iş gören ve icra eden Kudret sıfatı ezelî ve ebedîdir. Onun için Allah, ezelde Rezzâk, Muhyî, Fettâh değildi demek mânasız olur. Allah, ezelde Kudret itibâri ile bu gibi fiili isimlere sahipti ama tecelli ve yaratma ile bu isimler meydana çıktığından, tesmiye olarak hâdis oluyorlar. Gayri ismini de bu mânadan dolayı alıyor, yani tesmiye noktasından alıyor. İşte sizin farklı bir tabir ile gayr-ı zaide dediğiniz sıfatlar bu fiili sıfatlardır. 

Ne ayni, ne de gayri olan sıfatlar ise, Allah’ın Zâti ve Sübûti olan sıfatlarına denir. Bunlar Hayât, İlim, İrâde, Kudret, Tekvin, Sem, Basar ve Kelâm’dır. Bu sıfatlar kâinatta iş ve icraat gören ve tasarruf ve tecellileri olan hakîki ve etken sıfatlardır. Bu sıfatlar selbi ve gayri sıfatlar gibi mâneviye ve tenzihi sıfatlar değildirler. Allah’ın Zâtından başka mâna ve esasları olan ama ondan da müstakîl ve bağımsız olmayan sıfatlardır. Onun için ne ayn, ne gayr mânasını ifâde eden Allah’ın Zât-ı Akdesine zâid ve Onunla kâim sıfatlar denilmiştir. Ne o, ne de onsuz olabilir.

Sem ve Basar sıfatları fiili sıfatlar gibi kainata taalluk ve temastan sonra hasıl olan, bir cihetle hadis sıfatlar değildirler. Allah kainatı yaratmazdan öncede sem ve basar sıfatları ile muttasıftır. Kudret sıfatı nasıl  Allah’ın zatından farklı ve gayrı düşünülemez ise, işitme ve görme sıfatları da aynı şekilde farklı ve gayrı düşünülemez.

Allah’ın hayat sıfatı hariç, diğer altı sıfatı kainatta direk olarak tecelli ediyor. Sadece hayat sıfatı Muhyi isminin vasıtası ile tecelli ediyor. Kelam alimleri Hay sıfatının doğrudan değil, dolaylı olarak tecelli ettiğini ifade etmişlerdir. Diğer altı sıfat mutlak bir galibiyet ve ihata ile mahlukat üzerinde direkt olarak tecelli ediyorlar. Bu sıfatlara benzeyen bazı fiili isimlerin olması, sıfatları gayri kapsamına almaz. İmam Gazali Hazretleri bu gibi bir birine benzeyen isim ve sıfatların nüanslarını eserinde (Esma’ül Hüsna Şerhi)  izah etmiştir. Onun için Sem sıfatı ile Semi ismini  aynı göremeyiz. Bazen nüanslar çok ince ve latif olduğu için aynı gibi telakki ediliyor, halbuki aynı değillerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...