BASÎRET

Basiret, en kısa ifadesiyle, "kalp gözünün açık olması" demektir. Göz, görmek için ışığa muhtaç olduğu gibi, kalp de ancak iman nuruyla nurlandığı takdirde basiret sahibi olur.

"Basar masnuatı görüp de, basiret Sânii görmezse çok garib ve pek çirkin düşer." Mesnevî-i Nuriye

Kalp gözü kapanmış yahut takatten düşmüş insanlar, eşyanın ve hadiselerin sadece dış yüzlerini görürler. Varlıklara, Allah namına değil, nefis namına bakarlar. Bu bakışta, ölçü menfaattir. Onlara göre, eşya insana faydalı ise mânalı, aksi hâlde mânasızdır.

Gözün, eşyayı hikmet nazarıyla seyredebilmesi, kalbin temizliğine bağlıdır. Temiz ve berrak bir kalp, hakikatlerin seyrine müsait demektir.

Güneşin taşta, toprakta değil de parlak ve berrak bir aynada kendini göstermesi gibi, hakikatler de böyle kalplere görünürler; oralarda yer tutarlar.

Kalbin nurlanmasında ilk ve en birinci adım imandır; böylece küfür karanlığından kurtulur.

İkinci adım tevhittir. Tevhit ile kalpler şirk zulmetinden azade olurlar.

Üçüncü adım takvadır. Takva ile kalpler günah ve isyan karanlığından uzak dururlar.

Dördüncü kademe salih ameldir. Bununla insanlar adeta melekleşir, hayvanî ve şeytanî hislerden kurtulurlar.

İşte bu dört hakikat kalplerde hükmedebildiği ölçüde basiret gözü açılır ve insan ilâhî hakikatleri o nisbette seyretmeye başlar.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...