Block title
Block content

Bazı büyük evliyalar sekir halinde İslama uymayan durumlara düşüyorlar. Ben bu durumu anlamakta zorlanıyorum. Nasıl büyük zatlar hatalarını göremiyor diye, yoksa istemeden mi düşüyorlar?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evliyaları sekir haline sürükleyen en büyük sebep; bir ismin onun mizacında galip gelmesi ve onun akıl ve hissiyatını ihata ile tesiri altına almasıdır.

Mesela İbn-i Arabi Hazretleri; Allah’ın vacibü'l-vücut sıfatının dairesinde kaybolup, diğer isimlerin dairesini fark edemediği için; vahdet-i vücut mesleğine girmiştir. Bir cihetle bu sıfatın mahzenine aklını hapsetmiş, diğer isim ve sıfatları görememiştir.

Bu meslekte gidenlerin durumu; güneş ışığının içinde gözü kamaşan bir adamın, sair zayıf ışıkları fark edememesi gibidir. İbn-i Arabi Hazretleri, Allah’ın varlık güneşinden gözü kamaştığı için, sair zayıf varlıkları görememiştir. Bundan dolayı da "Allah’tan başka mevcut yok." demiştir. Ama kendine geldiği zaman yani gözündeki kamaşma gittiği zaman, sair varlıkları kabul etmiştir. Bu sebepten dolayı Ehl-i sünnet alimleri İbn-i Arabi’yi mazur saymışlardır. İbn-i Arabi ve onun gibi makbul evliyalar hatalarını sadece sekir halinde iken göremiyorlar, yoksa kendilerine geldiklerinde hatalarını görüp tashih ediyorlar ve etmişlerdir.

İbn-i Arabi’yi bu duruma düşüren en büyük sebep; vücut sıfatının onun mizacına galebe çalıp onu kendine hapsetmesidir. Risale-i Nur'da bu inceliğe işaret eden yerler şu şekilde geçmektedir:

"Hem mahlûkatın her bir tabakasında, az ve çok, küçük ve büyük, has ve âmm, her birisinde has bir tecellî, has bir rububiyet, has bir isimle cilvesi vardır. Yani, o isim her şeye muhit ve âmm olduğu halde, öyle bir kast ve ehemmiyetle bir şeye teveccüh eder; güya o isim yalnız o şeye hastır."

"Fakat, çendan insan bütün esmâya mazhardır; fakat kâinatın tenevvüünü ve melâikenin ihtilâf-ı ibâdâtını intaç eden tenevvü-ü esmâ, insanların dahi bir derece tenevvüüne sebep olmuştur. Enbiyanın ayrı ayrı şeriatleri, evliyanın başka başka tarikatleri, asfiyanın çeşit çeşit meşrepleri şu sırdan neş'et etmiştir. Meselâ, İsâ Aleyhisselâm, sair esmâ ile beraber, Kadîr ismi onda daha galiptir. Ehl-i aşkta Vedûd ismi ve ehl-i tefekkürde Hakîm ismi daha ziyade hâkimdir."

"İnsan çendan bütün esmâya mazhar ve bütün kemâlâta müstaiddir. Lâkin, iktidarı cüz'î, istidadı muhtelif, arzuları mütefavit olduğu halde, binler perdeler, berzahlar içinde hakikati taharrî eder. Onun için, hakikatin keşfinde ve hakkın şuhudunda berzahlar ortaya düşüyor; bazılar berzahtan geçemiyorlar. Kabiliyetler başka başka oluyor; bazıların kabiliyeti, bazı erkân-ı imaniyenin inkişafına menşe olamıyor."

"Hem esmânın cilvelerinin renkleri mazhara göre tenevvü ediyor, ayrı ayrı oluyor; bazı mazhar olan zat, bir ismin tam cilvesine medar olamıyor."

"Hem külliyet ve cüz'iyet, ve zılliyet ve asliyet itibarıyla, cilve-i esmâ başka başka suret alıyor; bazı istidat cüz'iyetten geçemiyor ve gölgeden çıkamıyor. Ve istidada göre bazan bir isim galip oluyor, yalnız kendi hükmünü icra ediyor; o istidatta onun hükmü hükümran oluyor."(1) 

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dokuzuncu Kısım | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2188 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

aynurkus

Meselâ; bir kişi bir şehirde yaşasa, o şehrin etrafında o şehri aydınlatacak bir çok güneşler bulunsa, o kişi hangi yöne yönelmişse, o kişi o güneşin etkisine kapılıp gözleri kamaşacak, ondan başkasını göremeyecektir.

Ama o güneşlerin zararını kıracak bir gözlük takarsa, bütün etrafındaki güneşleri görecek, tanıyacak, ihtiyacı olan her işi rahatlıkla görüp, onlardan hangisine yönelse onların nurundan daha fazla istifade edecektir.

Aynen bunun gibi; kişi Kur’an ve sünnet gözlüğünü nazarına takarsa, "Fakat, çendan insan bütün esmâya mazhardır”kaidesince“Ve istidada göre”, mazhar olduğu bütün isimlere sünneti seniyye nuruyle hissedar olur

İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî (r.a.) demiş ki: "Ben seyr-i ruhanîde kat-ı merâtip ederken, tabakat-ı evliyâ içinde en parlak, en haşmetli, en letâfetli, en emniyetli, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı esas-ı tarikat ittihaz edenleri gördüm. Hattâ o tabakanın âmi evliyaları, sair tabakâtın has velîlerinden daha muhteşem görünüyordu."

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...