Block title
Block content

Bazı sitelerde, İslamiyet'in miras hukuku hakkında ileri geri yazılar okuyoruz. Özellikle payın paydadan fazla çıkması. Üstad'ın bu konuda bir görüşü var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risalelerde bu konu izah edilmiştir. İlgili yer buraya aldıktan sonra, izahına geçilecektir.

"... iki misal: فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ اْلاُنْثَيَيْنِ  olan hükm-ü Kur’ânî, mahz-ı adalet olduğu gibi, ayn-ı merhamettir."

"Evet, adalettir. Çünkü, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla bir erkek, bir kadın alır, nafakasını taahhüt eder. Bir kadın ise, bir kocaya gider, nafakasını ona yükler, irsiyetteki noksanını telâfi eder."

"Hem merhamettir. Çünkü, o zaife kız, pederinden şefkate ve kardeşinden merhamete çok muhtaçtır. Hükm-ü Kur’ân’a göre o kız, pederinden endişesiz bir şefkat görür. Pederi ona, 'Benim servetimin yarısını, ellerin ve yabanilerin ellerine geçmesine sebep olacak zararlı bir çocuk.' nazarıyla endişe edip bakmaz. O şefkate, endişe ve hiddet karışmaz. Hem kardeşinden rekabetsiz, hasetsiz bir merhamet ve himayet görür. Kardeşi ona, 'hanedanımızın yarısını bozacak ve malımızın mühim bir kısmını ellerin eline verecek bir rakip' nazarıyla bakmaz; o merhamete ve himayete bir kin, bir iğbirar katmaz."

"Şu halde, o fıtraten nazik, nâzenin ve hilkaten zaife ve nahife kız, sureten az birşey kaybeder; fakat, ona bedel, akaribin şefkatinden, merhametinden tükenmez bir servet kazanır. Yoksa, rahmet-i Haktan ziyade ona merhamet edeceğiz diye hakkından fazla ona hak vermek, ona merhamet değil, şedit bir zulümdür."(1) 

Toplumsal hayatta hükümler ve kanunlar, çoğunluğun haline göre şekillenir ve ona münasip bir biçimde tasarlanır. Toplumun genelinin bünyesine uygun olmayan kanun ve kurallar fıtri olmadığı için, toplum içinde tutunamaz, köksüz ve esassız kalır. Bu sebeple kanunlar ve kurallar toplum bünyesine uygun olmalıdır.

İslam’ın getirmiş olduğu kurallar, toplumun bünyesine ve fıtrata uygun kurallardır. Bu sebeple beşeri hukuklar gibi eskimez ve pörsümez, her dönem taze ve zinde kalır. Beşer terakki ettikçe, İslam kanunları kökleşir ve tazelik kazanır.

Bunlardan bir tanesi de miras hukukudur. İslam’da kadın, babasının mirasından üçte bir alırken, erkek üçte iki alır. Zahiren adil durmayan bu hüküm, aslında fıtrata ve adalete daha uygundur. Zira kadın fıtraten zayıf ve narin olmasından dolayı, bir erkeğin himayesine ve nikahına muhtaçtır. Erkek ise fıtraten sağlam ve kuvvetli olmasından dolayı  kadının nafakasını temin etmekle mükelleftir. Böyle olunca erkek, babasından aldığı üçte iki mirasın üçte birisini kadın ve ailesi için kullanmak zorundadır. Kadının babasından aldığı üçte bir miras  ise kendine aittir. Böylece aritmetik olarak erkek ile kadın arasında bir eşitlik sağlanmış olur. Demek kadın babasından üçte bir almak ile eksik almış olmuyor.

 Bu kanunun hikmeti; kadın, babasının mirasını yarı yarıya bölse idi, diğer erkek kardeşleri ve babası nazarında "mirası bölüp, yabancı adama götüren birisi" olarak görülüp, ruhen bir düşmanlık hissi başlayacaktı. Faraza kadının başına boşanmak gibi bir iş gelse, erkek kardeşleri bu intikam ve düşmanlık hissi ile kadını hiç sahiplenmeyecekler, ya da iyi bakmayacaklar. Bu da zarif ve narin olan kadının ruh dünyasında derin yaralar açacak. Ama kadın mirasın üçte birisini aldığı zaman, diğer üçte biri kadının bir emaneti gibi erkek kardeşlerinde kalacağı için, bir minnet ve şefkat oluşturacak ve bu da akrabalık bağlarını zinde ve sağlam tutacaktır. Erkek, kız kardeşine bakmaya ve sahiplenmeye kendini mecbur hissedecek.

Günümüzde miras yüzünden husumet ve kavgaların çok olması, hatta ölümler ile neticelenmesi meselemizi teyit eder mahiyettedir. Eşitlik, her zaman için adil olmak anlamına gelmez. Ya da eşitlik sadece aritmetik anlamda bir denklik anlamına gelmiyor. 

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, On Birinci Mektup.

Miras hukukunda payın paydadan fazla çıkma konusu için tıklayınız:

- Miras paylaşımında eksik veya fazla çıkması: Avl (avliye) ve reddiyye konularını ızah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...