Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ mektuplarındaki Beraat, Denizli Mübarezesi bahsini kısaca açar mısınız, bilhassa “harika ve mağlup olmaz deha” kelimesi neden kullanılmış?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sudan bahanelerle binlerce insanın asıldığı ve alimlerin idam edildiği bir zamanda, Üstad'ı idam etmek için bahane arıyorlar, ancak bulamıyorlar. Hâlbuki, Üstad'ın eserlerinden yanlış teviller yaparak bir sürü suç atfedebilirler. Nitekim, İskilipli Atıf Efendi, eskiden yazmış olduğu bir kitabının bir sayfasında yer alan ifadeler gerekçe gösterilerek idam edilmişti.

İşte Üstadımız bunu nazara veriyor, onlara, "Sizin bir bahane bulamamanız iki anlama gelmektedir; ya müthiş bir deha vardır veya Allah'ın inayetidir." diyor. Üstad, "Bizce bir inayeti ilahidir." diyor. İnayet de olsa, deha da olsa ona karşı mübareze edilmez, diyor Üstadımız.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

bakiduman
Sevgili Abimiz,deha sahibi bir insanla neden mübareze edilmez?Biraz açar mısınız?inğilizlerin Hindistanda Gandi ile mücadele edip yenilmeleri şeklinde anlayabilir miyiz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Üstad, muhatablarının dili ile konuştuğu için deha tabirini kullanmıştır. Yoksa, üstadın asıl deha ifadesi ile kastettiği şey; ilahi inayettir ki, buna da karşı konulmaz.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
k.toprak
Bende deha tabirini Baki duman isimli arkadaşın anladığı gibi anlıyordum hatta sorumu o doğrultuda yöneltmiştim kendisinede katkısı için teşekkür ederiz .şimdi doğrusunu öğrenmiş oldum çünkü deha tabiri sanki bir maddi yaratıcı dışında bir güç olarak çağrışım yapıyordu. Allah sizlerde razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
k.toprak
kıymettar ağabeylerim konu hakkında dost ve kardeş sitelerden muhterem büyüklerimin paylaşımlarını aktarmak istiyorum yüksen anlayışlı izinlerinizle. En hafif tabirle dine soguk olan bir dönemde,İslama hizmetin ve hizmet edenlerin baskıya,fiili tedbirlere maruz kaldıgı bir dönemde üstad hazretlerinin ve risale-i nurlarla hizmet etmeye çalışan kadın,erkek,çocuk,ihtiyar nurcuların bu hizmetlerdeki muvaffakiyetleri pek harika ve halisanedir. Günümüzde de devamı olan bir anlayış en keskin haliyle o dönemde vardı.Dini hizmetler ve kişiler tarassut altında idi.Gericilik,şeriat,siyasi cemiyet,maddi çıkar saglama,nüfuz temini,yeni devletin düşmanlıgı gibi gerçekte olan veya olmayan her konuda insanların üzerine gidiliyor ve tedkik ediliyordu. İşte bu şartlar içinde eger birisi ve muhtelif vakitlerde yazdıkları bunlara yakalanmıyorsa iki ihtimal akla gelir.Ya çok akıllı,tedbirli,ikna kabiliyeti ve muhakemesi,doktrini vs si yüksek,her işini gizli yapabilen ve yaptırabilen bir dehadır,otoritedir veya tedbirin aklın işi degildir.Bir inayet ve kolaylık vardır.Mesela üstad hazretleri kendisi sebeb-i mahkumiyet olabilecek bir hareketten kendisini korumuş olabilir ama muhtelif vilayetlerde farklı kişilerden kasıtlı veya kasıtsız herhangi bir kusur tesbit edilmemesi bir inayet sayılabilir.Mahrem risaleler mahrem ellere ulaşabilir,nur şakirtlerinden biri küçük veya büyük bir olaya karışabilir o gibi şeylerle genelleme yapılabilirdi.Yine casus kişiler eliyle planlı şeyler olabilirdi vb.. Öyle ise iki ihtimalden biri için bile olsa risale-i nur şakirtleri ve hizmetleriyle ugraşmamak gerekir.Çünkü eger bir deha ise aklı,tedbiri,ilmi vs ile bu harika ve maglup olmaz deha böyle devam edecektir. Yahut hem kendisi hem şakirtleri halisane,garazsız,lillah için hizmet ediyorlar ki o şahsı manevinin bir kerameti olarak cüz'i olaylar ve hadiselerle mahcup olmuyorlar,ellerine hüccet vermiyorlar.Halbuki ham olgun farklı çok insanın oldugu bir yerde mutlaka bazı kusurların olması gerekir.Elbetteki nurcularda da küçük büyük vardır,ama gözükmemiş,gösterilmemiş,büyümemiş vs diye düşünebiliriz. sergerdan ağabey
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
k.toprak
Pek harika ve mağlup olmaz bir deha bu işi çeviriyor hani derler ya bu degirmenin suyu nereden geliyor şimdi güzel hadiseler olur mübarek hizmetler edilir ancak hep arkasında bir seyler aranır maglup olmaz bunlar.... Allah rasülü sas ne güzel ifade eylemiştir Eğer sağ elime güneşi,sol elime de ayı koysalar;vallahi ben bu davadan yine vazgeçmem. kim maglup edebilir ki.... Yüzer milyon kahraman başların fedâ olduğu kudsî bir hakikate, başımız dahi fedâ olsun başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa, her gün biri kesilse, hakikat-ı Kur’âniyeye fedâ olan bu başı zındıkaya eğmem ve bu hizmet-i imaniye ve Kur’ân’iyeden vazgeçmem ve geçemem kim bu harika nuru def edebilir ki kudret Allah cc dan tevfik Allah cc dan....yeter ki vazifeni yap....korkma..ümitvar ol... ayette müminler inandıkları ile hasımlara korku verirler değil mi....düsman ise korkusu Allah cc dan değildir dünyevidir kaybedecekleri olmayanlar üstadın dediği gibi başlarını bu davaya feda eder ....sürgünler ...hapishaneler yıldıramaz ...bıraksın onlar düşünsünler nasıl bir şeydir diyenler kuranı kerim karsısında her asırda kuranın nuruna bakıp hayret edeceklerdir bu nasıl acaib şeydir diyeceklerdir...bu yol kuranın yoludur ikindi yağmurları ağabeyden
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
k.toprak
Bu cumleyi soylemekle Ustadim Risale-i Nurlarin kendi sahsi ve Nur Talebeleri uzerindeki kerametlerinden bahsediyor degilmi? "Pek harika ve maglup olmaz bir deha bu isi çeviriyor" (Eger) boyle bir deha diye dusunuyorsaniz,bu dehayla mubareze etmek vatana millete buyuk bir zarardir(Cunku "Risale-i Nurun kabil-i inkar olmayan bir kerametidir ki, yirmi sene mazlumiyet hayatimda, yüzer risale ve mektuplarimda ve binler sakirtlerde hiçbir cereyan, hiçbir cemiyetle ve dahili ve harici hiçbir komite ile hiçbir vesika, hiçbir alaka dokuz ay tetkikatta bulunmamasidir. Hiçbir fikrin ve tedbirin haddi midir ki, bu harika vaziyeti versin?). Yok eger.. "Gayet inayetkarane bir hifz-i Ilahidir." diye dusunuyorsaniz,yine hicbir sekilde iyi gorulemeyecek,firavunane bir temerrud icerisindesiniz. Yani bu iki dusunceden herhangi bir tanesine ittiba edilse bile,sonucta yapilanlarin bu iki dusunce acisindan haklilik payi kesinlikle yoktur.(ki bu iki dusuncenin hak oldugu aziz Ustad tarafindan nazara verilmektedir.) Boyle anlamak yanlis olmasa gerek. Ne dersiniz? auburn isimli muhterem üyeden
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
k.toprak
Ortada bir hâdise var; gözle görülüyor ve inkâr edilmesi mümkün değil. Nedir bu hâdise? Yirmi sene müddetle bir kişiyi tarassut altında bulunduruyorsunuz. İstediğiniz zaman, hiç bir kanun, kaide ve kural tanımadan o kişinin evini basıyor, arama yapıyor, bütün kitap, mektup ve notlarını toplayıp götürüyor ve ince ince tetkikten geçiriyorsunuz. Üstelik bunu öyle bir kin, garez ve ard niyetle yapıyorsunuz ki, en küçük bir emâreyi bile teville aleyhinde kullanmaya hazırsınız. Üstelik bu arama-tarama hadisesi yalnızca takip ve tarassut ettiğiniz kişi ile sınırlı da değil. O'nun bütün dost, arkadaş ve kardeşleri de bu tarassut dürbününün merceği altında. İşte bu kadar geniş çaplı, uzun seneleri kapsayan ve inceden inceye yapılan tarassut ve takibatlarda "hiçbir cereyan, hiçbir cemiyetle ve dahili ve harici hiçbir komite ile hiçbir vesika, hiçbir alaka" bulamıyorsunuz. Peki böyle bir şey mümkün olabilir mi? Eğer mümkün olabilir deniyorsa -ki olmuş- o zaman bunun başarılabilmesi için iki yol lâzım: Birincisi:'ya diyeceksiniz ki, "Pek harika ve mağlup olmaz bir deha bu işi çeviriyor" İkincisi: 'veya diyeceksiniz: "Gayet inayetkarane bir hıfz-ı İlahidir." Eğer birincisini söylüyorsanız, o zaman bilin ki, "böyle bir deha ile mübareze etmek hatadır, millete ve vatana büyük bir zarardır." Eğer ikincisini söylüyorsanız, o zaman da "böyle bir hıfz-ı İlahi ve inayet-i Rabbaniyeye karşı gelmek, firavunane bir temerrüddür." Bu hakikati tesbit ettikten sonra buradan ne anladığımızı ifade etmeye çalışırsak: Auburn kardeşimizin yukarıdaki tesbitinde gayet güzel izah ettiği gibi; burada Üstadımız Risale-i Nur ve Risale-i Nur hizmeti ile mübareze etmeye kalkışanların şahsında bizlere şöyle bir hakikati anlatıyor: Risale-i Nurla mübareze edilmez. Risale-i Nur Hizmeti küçük görülmez. Bu hizmette tevakkuf gösterilmez. Bu hizmet insanların hayatında ikinci plâna atılmaz. Bu hizmet ve bu hizmete ait hakikatler hem âhir zamanın sahibi olan, âhir zamanın "vazîfelisi" olan, "felâket ve helâket asrının adamı" olan "Pek harika ve mağlup olmaz bir deha" sahibinin başlattığı ve emanet bıraktığı bir hizmettir; hem de "Gayet inayetkarane bir hıfz-ı İlahi" altındadır. İkinci bir ince ma'nâ da şu olabilir ki: Bu zamanda aklı ön plâna çıkarıp -güya- mantıklı hareket ettiğini düşünen insanlara da ayrıca bir yol göstermektir ki, diyor: Ey delil ile hareket eden ve aklına güvenen efendi; sen istiyorsan ki, tâbi olduğun yol, hizmet ettiğin hakikat hiçbir fikir ve hiçbir kuvvet tarafından cerhedilemesin, çürütülemesin, engellenemesin; işte sana"Pek harika ve mağlup olmaz bir deha" tarafından uygulanan ve "Gayet inayetkarane bir hıfz-ı İlahi" tarafından muhafaza edilen bir tarz-ı hizmet! Gel tâbî ol! osman oğlu ağabeyden
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...