Block title
Block content

Bediüzzaman'ın "kırk vefiyattan birkaçının imanını kurtardığı"nı söylemesine delili nedir, herhangi bir hadis var mı bu konuda?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Herkesin, iman mukabilinde, bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek dâvâsı başına açılmış. Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyyunluk tâunuyla çoklar o dâvâsını kaybediyor. Hattâ bir ehl-i keşif ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler. Acaba bu kaybettiği dâvânın yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi?"(1)

Vefat eden kırk kişiden otuz sekizinin kurtulamaması, bize göre bu zamanda gayet normal bir durumdur. Çünkü maddeci ve inkârcı felsefe insanlar üzerinde öyle şiddetli bir tesir yapmış ki çok insanlar bu tesir yüzünden imansız kabre giriyorlar. Malum olduğu üzere, saadeti ebediyenin vesikası imandır; onda en küçük bir şüphe ve tereddüt, bütün amelleri iptal eder ve ebedi ateşe düşmeye sebebiyet verir.

Bir kimse bütün farzları yapsa, bütün günahlardan kaçsa, ama iman noktasında küçük bir şüphesi olsa, -mesela "cinler yoktur, bunu akıl kabul etmiyor"- dese, bütün amelleri ve imanı uçup gider. Bu şahsın cami cemaati olması bir şey ifade etmez.

Bazı cami cemaatlerinden "Allah bizi şeriattan korusun!.." diyenleri duyuyoruz. Bu ifade imanın taklidi olduğuna kinayedir. Demek bu zamanda en mühim mesele, sağlam ve sarsılmaz bir imanı elde etmektir ki Risale-i Nurlar hamdolsun bu imanı veriyor.

Sağlam ve sarsılmaz bir imanı elde ettikten sonra, farzları yapan büyük günahlardan kaçan inşallah ehl-i necat ve cennet olur. Yoksa maddeciliğin ve inkârcılığın kol gezdiği bu asırda, durum çok vahim ve riskli.

Bu zamanda kapitalizm, komünizm, faşizm içimize yani dem ve damarlarımıza öyle bir işlemiş ki beş vakit namaz kılan bir mümin tüccar "ticarette acırsan acınacak bir duruma düşersin" kaide-i zalimanesini rahatlıkla söyleyip ifa edebiliyor.

Öbür taraftan ümmet dediğimizde bir Türk faşisti "önce Türklük" deyip, diğer zulüm altındaki mümin kavimlere "oh olsun" diyecek kadar alçalabiliyor. Bu gibi zafiyetleri incelediğimizde, Üstad'ın tespitinde ne kadar haklı olduğunu görüyoruz.

Buradaki tespit bir hadise dayanmasa da bir velinin manevi keşfine ve sosyolojik bir gerçekliğe dayanmaktadır.

(1) bk. Şualar,  On Birinci Şua, Dördüncü Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Dördüncü Mes'ele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2362 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...