"Bediüzzaman'ın Mardin hayatı hadiseli geçmekte idi..." Üstad'ın bu tarz-ı hareketinin hikmeti ne olabilir? Nur talebeleri bu konularda Üstad'ı taklit edebilirler mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Bediüzzaman’ın Mardin’deki hayatının -yukarıda belirtildiği üzere- içtimaî mes’elelerle alâkadarlığı ve hürriyet mücadelesi verenleri desteklemesi ve bu yönde halk arasındaki pervâsız ikazkâr faaliyetleri ile; Mardin Mutasarrıfı’nın nazar-ı dikkatini üstüne çekmeğe sebep oldu. Bundan dolayı istibdad devrinin Mütasarrıf’ı, Mardin’de herhangi muhtemel bir dalgalanmayı önlemek ve kendi başını da olması muhtemel bir dertten halâs etmek için çareyi Molla Said’i Mardin’den uzaklaştırmakta buldu. Böylece Mutasarrıf Nadir (45) Bey tarafından elleri ve ayakları kelepçelenerek, Savurlu jandarma neferi Mehmet Fatih ile İbrahim adındaki bir arkadaşı nezaretinde Mardin’den Bitlis’e nefyedilmiştir.”(1)

Üstad gençlik döneminde büyük şehirlere gittiğinde görüş ve fikirlerini ilan edebilmek için garip ve tuhaf yollar denemekten çekinmiyor ve genelde de bunda muvaffak oluyor. O'nun için Eski Said diye isimlendirdiği bu ilk dönemde, idarecilerin nazar-ı dikkatini çekip onlar vasıtasıyla ilme ve dine hizmet etmeyi uygun görüyordu.

İstanbul’a şehirlilerin yadırgayacağı bir elbise ile gitmesi, kaldığı hanın kapısına "Her soruya cevap verilir ama soru sorulmaz." yazısını yazdırması, on dört yaşında zalim bir ağaya ve Kel Mustafa Paşa gibi bir cebbara meydan okuması vs... bunlara örnek olarak verilebilir. Kaldı ki Şekerci Han'ın kapısına yazdırdığı yazı El- Ezher şeyhinin bile dikkatini çekiyor ve Üstad ile eşsiz bir muhaveresine sebebiyet veriyor.

Mardin'de de benzer bir tavır içinde olduğunu görüyoruz. Hürriyet aşığı ve bunu meslek olarak ilan etmek isteyen genç Said bazı dikkat çekici ve tuhaf yollara başvurmuş, o kadar.

Bunu Yeni Said diye isimlendirdiği ve tamamen iman ve Kur'an hakikatlerine hizmet etmeyi dönemdeki kafa yapısıyla anlamak biraz zor olur. Yani Üstad'ın Eski Said dönemindeki bazı davranışlarını şimdiki Risale-i Nur hizmetine tatbik etmek ve o bakışla izah etmek yanlış olur. "Üstad küçükken böyle yapmış, biz de böyle yapabiliriz." demek, körü körüne taklit kapsamına girer ki, bu anlamda taklit çirkindir. Ayrıca;

"Buraya kadar geçen hayatım bir vatanperverlik hali idi. Siyaset yoluyla dine hizmet hissini taşıyordum. Fakat bu andan itibaren dünyadan tamamen yüz çevirdim ve kendi ıstılahıma göre 'Eski Said'i gömdüm. Büsbütün âhiret ehli 'Yeni Said' olarak dünyadan elimi çektim. Tam bir inziva ile bir zaman İstanbul’un Yûşâ Tepesine çekildim. Daha sonra doğduğum yer olan Bitlis ve Van tarafına giderek mağaralara kapandım. Ruhî ve vicdanî hazzımla başbaşa kaldım."(2)

ifadesinden de anlaşılacağı gibi, Eski Said ve hizmet tarzı artık geçerli değil, bundan sonra Yeni Said ve hizmet tarzı yol gösterecektir.

Dipnotlar:

(1) bk. Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat, I, 122.
(2) bk. Şualar, On Dördüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Lazgin

Eski Said ve hizmet tarzı artık geçerli değil, bundan sonra Yeni Said ve hizmet tarzı yol gösterecektir

Ben haddim olmayarak bu ifadenize katılmadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü eski said eserlerinin büyük bir kısmı külliyata dahil olmuş. Kalan kısmın da çoğunun  külliyatta isimleri zikredilip  okunmaya teşvik edilmiş. Hem tarihçe-i hayat ilk hazırlandığında üç cild civarındayken üstad hazretlerinin tasnifiyle bugünkü halini almış. Yani bize rehber olcak, bizi ilgilendirecek hadiseler seçilip bırakılmıştır. Yoksa tarihçe-i hayattaki hadiselere sadece üstadın hayatını anlatan bir roman gözüyle bakmak zorunda kalırız. 

Hem üstad hazretleri hayatını malumunuz iki kısma değil üç kısma ayırıyor. Üçüncü said dönemindeki hizmet tarzı da yeni Saidden bir hayli farklı. Şimdi biz neden üç Saidden sadece birini rehber tutalım ki? Nasıl ki üstadımız zamanın ilcaatina gere hizmet tarzını değiştirmiş,  biz de zaman neyi gerektiriyorsa, üstadın hangi dönemine benziyorsa o hizmet metodunu benimsemeliyiz.

İkinci said döneminde siyasetle hiç alakadar olmazken, üçüncü said döneminde birçok siyasiye mektup gönderip ikaz ediyor. Bu üstad hazretlerine has birşey de değil. Nur talebelerinin de siyasilere gönderdiği mektuplar var ve bunlar da Emirdağ lahikasinda bulunmaktadır. Demek ki yerine göre hizmet metodu değişebilmektedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...