Block title
Block content

Bediüzzamanın sağlığında Risale-i Nurların basımını yabancılar yaptı mı? İngiliz, ABD veya herhangi bir yabancı ülke veya şirketler, para karşılığı veya başka bir sebeple Risale-i Nurları bastı mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur'u okursak onu kimin bastırdığını ve çoğalttığını gayet iyi anlamış oluruz. Risale-i Nur'u el ile yazıp altı yüz bin nüsha çoğaltan İsparta kahramanlarının tekniğe meydan okuyup aleme Nurları ilan etmelerini sağır sultan bile duymuştur. Halen de o nüshalar hatıra olarak yayın evi arşivlerinde mahfuzdur. Yani açıkçası Risale-i Nur'u başlangıçta el ile yazıp çoğaltanlar -ruhları şad olsun- özellikle  İsparta, Afyon, Kastamonu halkı ve tüm Türk milletidir. Tarih böyle bir destan görmemiştir; adı sanı bilinmeyen İsparta köylüleri gündüzleri tarla tapan işinde akşamları ise mum ışıklarında Risale-i Nurları yazmışlardır.

Bu kahramanlardan bir  kısmı halen hayattadırlar, gidip onlara sorulursa emin ol size gözü yaşararak o günleri size anlatırlar. Biz gidip gezdik, konuştuk, sizlere de gezip konuşmanızı tavsiye ederiz. Yoksa  bir takım zındıkların mesnetsiz  yalan ve iftiralarına itibar etmemek insan olmanın birinci şartıdır.

Üstad'ı imha planları içinde neler yok ki; insi şeytanlar her yolu denemişlerdir. Üstat kendine verilen meşru ve helal olan maaşı bile milletin hakkı deyip yine milletin hesabına harcayan ve vefat ettiğinde bıraktığı miras ise küçük bir sepet içindeki şahsi eşyalarından ibarettir. Böyle bir şahsa adi tezviratlar nevinden iftiralar atmak arşı titretir kanaatindeyiz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

meşveret

Safranbolu, Eflani Nahiyesi Mülayim Köyünde mütekait muallim bir kardeşimiz ve Nurun has şakirdi, Nurların neşri ve tabı için adeta sermayesinin kısm-ı azamını teberru etmek istiyor, kabulünü rica ediyor. Ben, bu halis ve has kardeşimizin fedakarane ve halisane ricasını reddedemiyorum. Ve dünya malları kaide-i şahsiyeme girmediği ve muavenetleri kendime kabul etmediğim için, bu işteki maslahatı da bilemiyorum. İki Ispartanın kahramanlarına ve Hüsrev ve Tahiri ve arkadaşlarına ve Nazif ve refiklerine bu meseleyi havale ediyorum. Nurun neşri için böyle çok büyük bir hayır ve sevaba mani olamam. Sizler ya bütün niyet ettiği miktarı, veyahut bir kısmını, iki hisse ile, biri büyük Ispartanın, biri küçük Ispartanın makinelerine verilsin. Onun istediği gibi, ya teberru veya ileride başka muavenet edenler gibi bir mukabele nevinde, ya Nurlardan veya başka bir istediği ne varsa vermek suretiyle o has kardeşimizi memnun edersiniz. (182) EMİRDAĞ LAHİKASI 125.MEKTUP

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
meşveret
Kitaplar ilk defa baskıya gireceği dönemde Üstad, sağa-sola hem de 50-100 lira gibi küçük bir para bulmak için adam gönderiyor. Tahiri Mutlu -makamı cennet olsun- bunu duyuyor ve koşa koşa köyüne gidiyor. Köy meydanında bütün mülkünün satılık olduğunu ilan ediyor, arazisinin bir kısmını haraç-mezad satıyor.. satıyor ve parayı sevine sevine getirip Üstadına teslim ediyor. Sadece o mu? Elbette hayır. Hulusi Efendi, Hüsrev Efendi, Mustafa Gül.. ve diğerleri hep aynı duygu ve düşünceyi paylaşırlar. Demek ki onlar, öyle samimi ve öyle bir safvet içinde idiler ki, bunu hayatlarının gayesi biliyor ve o uğurda hırz-ı can ediyorlardı.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
meşveret

Kardeşim, artık risaleleri ne elle, ne de teksirle yetiş­ti­­re­miyoruz. Çok talep var. Risale-i Nurarın matbaada ba­sıl­ması hususunda manevî ihtar aldımdedi. Ve talebesine Sözlerin daktilo edilmiş bir nüshasıyla birlikte 1200 lira verdi. Yıl 1954tü. Said Özdemir üç arkadaşıyla birlikte Ankarada Risale-i Nurları matbaada bastırmaya başladı. Tabi bu iş gizli yapılıyordu. O günlerde dinî bir eser bulundurmak, okumak, hele de basmak çok büyük bir suçtu. Böyle bir atmosferde ve imkânsızlıklar içinde ilk kitap Sözler basıldı, ciltlendi. Said Özdemir basılan bu kitabı alarak Üstadı ziyarete geldi. Bediüzzaman, gelen talebesini kucakladı, kitabı da bağ­rına bastı. Odada dönmeye başladı. Çocuklar gibi sevinmişti. Dünyalar onun olmuştu. Şöyle diyordu: Değil mi ki, bu eserler, bu gelen gençliğin okuyup anlayacağı bir lisanla basıldı. Elhamdülillâh, ben vazifemi yap­tım.Ve kitabın fiyatını sordu. 25 lira Üstadımdedi Said Özdemir. Bediüzzaman cüzdanından 25 lira çıkardı, talebesine verdi. Üstadım olur mu? dedi talebesi.Bu sizin kendi eseriniz. Hem bu işte sizin de paranız var. Bir de para mı vereceksiniz?Evet kardeşim, bu işte ihlâs olması için kendi eserimi, kendi paramla almam lâzım.25 lirayı verdi ve bir adet Sözler aldı. Sonra şöyle dedi: Yalnız her 25 lirayı verene de vermeyin. 25 kişiye okutturacağım diyenlere verin.Risale-i Nurun asıl fiyatı buydu. Bediüzzaman'la Yaşayan Öyküler-kitabından

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...