Belağat, cezalet, fesahat, bedâat, beyanındaki beraat, makam-ı terğib ve teşvik, makam-ı terhib ve tehdit, makam-ı medh, makam-ı zem ve zecr, makam-ı isbat, makam-ı irşad, makam-ı ifham ve talim mefhumlarını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur’an, birçok yönden mu’cizedir. Bu yönleri ile insanları aciz bırakıp taklidinin imkânsız olduğunu gösteriyor, ta ki Allah kelamı olduğu bilinsin ve anlaşılsın. Üstad Hazretleri burada Kur’an’ın bu mu’cize yönlerini sayıyor.

Lâfzının fesahat ve selâseti:

Fesahat; sözün; lâfız, mâna ve âhenk itibariyle kusursuz olmasıdır. Diğer tâbirle, lâfızların söylenişinin tatlı, mânasının da söylenirken hemen zihne girmesidir. Bu keyfiyetlerin birincisi, kelime ve cümle âhengi ile ikincisi de kullanan kimsenin kelime hazinesi ve seçme kudreti ile alâkalıdır. Kur’an selaset ve fesahat açısından mu’cizedir. Yani selaset ve fesahatın zirvesinde bir üslub ve beyan kullanmıştır.

Kur’an’ın bu muhtelif mu’cizevî vecihleri birleştiği zaman Allah kelamı olduğu kat’î olarak tebarüz eder, inkâra mecal kalmaz. Üstad Hazretleri Yirmi Beşinci Söz'de bu mucizevî cihetleri tafsilî bir şekilde izah ediyor.

Kur’an, ayrıca bir hususa teşvik etmekte ya da bir husustan sakındırmakta, bir şeyi övmekte ve yermekte, bir şeyi isbat etmekte ve insanları irşad edip tenvir etmekte, sual sormakta ve o suale cevap vermekte ya da insanın zihninde tezahür edecek bütün suallerin aksamına daha sorulmadan cevap vermek noktalarında, en üst seviyede ve en kâmil makamdadır.

Kur’an’ın belağatı: Hitâb ettiği kimselere göre uygun, tam yerinde, düzgün ve hakikatlı güzel söz söyleme san’atıdır. Muktezâ-yı hâle mutâbık, yani muhatabın haline uygun söz söylemek demektir. Kur’an bu noktadan emsalsizdir ve mu’cizedir, insanları bu noktada âciz bırakıyor.

Nazmın cezaleti: Nazım cümle ve kelimelerin tanzimi ve sıralanışıdır. Cezalet ise, rekâketsiz ifade etmek yani kekeleme, dil tutukluğu, sözün kusurlu oluşu, belağattan mahrum olmak gibi kusurlardan münezzeh olmasıdır. Allah, Kur’an’ın lafız ve cümlelerini öyle bir cezalet ile tanzim etmiş ki; insanlar bunu taklit etmekten âcizdir.

Üslûblarının bedâati: Kur’an ne nesirdir ne de şiirdir, öyle bir üslup ile meydana atılmış ki; daha önce benzeri yoktur. Yani edebiyat tarihinde bilinmeyen bir üslub ile ortaya atılmış ve bu üslubu edebiyatın baş tacı yapmıştır. Bu noktadan da mu’cizedir, insanların üslubunu taklit etmemiştir.

Beyanının beraati: Beyan noktasından haşmet ve metanetli olmak demektir. Yani; Kur’an beyan noktasından emsâlinden üstündür. Beyanın hüsn ve cemâlinde tam olmak, emsâlinden üstün olmak mânâlarına geliyor.

"Evet tergib ve terhib, medh ve zemm, isbat ve irşad, ifham ve ifham gibi bütün aksam-ı kelâmiyede ve tabakat-ı hitabiyede beyanat-ı Kur'aniye en yüksek mertebededir." (1)

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...